Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan 13 Mart tarihli Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri raporu, döviz varlıklarında yaşanan sert düşüşü ortaya koydu. Bankanın döviz varlıkları, sadece bir haftalık süre zarfında yüzde 13,2 oranında gerileyerek 47,8 milyar ABD doları seviyesine çekildi. Dövizdeki bu dikkat çekici kayıpla birlikte, Merkez Bankası'nın toplam resmi rezerv varlıkları da geçen haftaya oranla yüzde 4,0 azalış göstererek 189,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.
ALTIN REZERVLERİ VE ULUSLARARASI POZİSYONDAKİ DEĞİŞİM
Rezervlerin bir diğer önemli kalemi olan altın cinsinden varlıklarda ise dövize kıyasla daha sınırlı bir değişim yaşandı. Altın rezervleri bir önceki haftaya göre yüzde 0,4 oranında azalarak 134,1 milyar ABD doları oldu. Bu süreçte Türkiye’nin IMF rezerv pozisyonu ve Özel Çekme Hakları (SDR) toplamı ise 7,7 milyar ABD doları seviyesini korudu. Veriler, rezerv yapısındaki ana erimenin doğrudan döviz likiditesinden kaynaklandığını teyit etti.

KAMUNUN DÖVİZ YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE SWAP DENGESİ
Varlıklar tarafındaki düşüşe karşılık, kamu sektörünün kısa vadeli döviz yükümlülüklerinde artış eğilimi devam etti. Merkez Bankası ve Merkezi Yönetim'in döviz likiditesini etkileyen toplam yükümlülükleri, bir önceki haftaya göre yüzde 0,7 artışla 126,9 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu artışta, vadesine bir yıl veya daha az kalan önceden belirlenmiş döviz yükümlülüklerinin yüzde 1,9 oranında yükselerek 58,9 milyar ABD dolarına çıkması belirleyici oldu. Şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise yüzde 0,3 gibi küçük bir oranda azalarak 68,1 milyar ABD doları seviyesine indi.

SWAP İŞLEMLERİNDEN KAYNAKLANAN GÜNCEL BORÇ STOKU
Piyasaların likidite dengesi açısından yakından izlediği swap verileri de raporun önemli bir parçasını oluşturdu. 13 Mart haftası itibarıyla, Merkez Bankası’nın toplam yabancı para swap işlemlerinden kaynaklanan döviz yükümlülüklerinin 16,3 milyar ABD doları seviyesinde olduğu kaydedildi. Bu tablo, kamu sektörünün bir yandan azalan döviz varlıklarını yönetmeye çalışırken diğer yandan artan kısa vadeli borç yükümlülükleriyle karşı karşıya kaldığını gösterdi.





