KÜLTÜR SANAT

Televizyonlar eskidi, ama Kemal Sunal yıllara meydan okuyor

Aradan geçen yıllara rağmen Kemal Sunal filmleri hâlâ milyonları ekrana kilitliyor. Bu ilgi yalnızca nostaljiyle açıklanamıyor; aksine televizyonun yeni, kalıcı ve topluma dokunan karakterler üretememesinin açık bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Aynı filmlerin defalarca yayınlanmasına rağmen izlenmesi, izleyicinin geçmişe değil, kendini hâlâ bu hikâyelerde bulmasına işaret ediyor. Rakamlar, Kemal Sunal’ın televizyon için vazgeçilmez bir “güvenli alan” haline geldiğini de ortaya koyuyor.

Aradan yıllar geçmesine rağmen Kemal Sunal filmleri televizyon ekranlarında hâlâ yüksek izlenme oranlarına ulaşıyor. Özellikle Show TV’de günün farklı saatlerinde tekrar tekrar yayınlanan yapımlar, yalnızca nostaljiye değil, bugünün izleyici alışkanlıklarına da işaret ediyor.

DEĞİŞMEYEN HİKAYE, DEĞİŞMEYEN SEYİRCİ

Medya ve kültür uzmanlarına göre Kemal Sunal filmlerinin eskimemesinin temel nedeni, anlattığı hikâyelerin hâlâ güncelliğini koruması. Yoksulluk, adaletsizlik, bürokrasi, sınıf farkı ve “küçük insanın” hayatta kalma mücadelesi, aradan geçen on yıllara rağmen Türkiye’nin gündeminden çıkmış değil. Bu nedenle izleyici, ekranda gördüğü karakterlerle bugün de kolayca bağ kurabiliyor.

HER KUŞAĞA HİTAP EDEN KÜLTÜREL BİR MİRAS

Kemal Sunal filmleri yalnızca onu ilk kez sinemada izleyen kuşağa değil, genç izleyiciye de hitap ediyor. Sosyal medyada hâlâ dolaşımda olan replikler, kısa video paylaşımları ve caps’ler, bu filmlerin kuşaklar arası aktarımını canlı tutuyor. Uzmanlar, bu durumun Kemal Sunal’ı yalnızca bir sinema yıldızı değil, ortak kültürel hafıza figürü haline getirdiğini vurguluyor.

GÜLEREK ANLATILAN SERT ELEŞTİRİ

Bir diğer önemli nokta ise filmlerin mizah dili. Kemal Sunal yapımları, sert toplumsal eleştirileri doğrudan değil, gülerek anlatıyor. İzleyici hem eğleniyor hem de kendine dair bir gerçeği fark ediyor. Bu denge, filmleri tekrar izlenebilir kılan en güçlü unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

TELEVİZYON İÇİN GARANTİ İÇERİK

Televizyonculuk açısından bakıldığında ise Kemal Sunal filmleri, kanallar için düşük maliyetli ve risksiz içerik anlamına geliyor. Yeni yapımların yüksek bütçeleri ve belirsiz reyting performansı karşısında, yıllardır izlenen bu filmler hâlâ “garanti” olarak görülüyor. Bu durum, sadece nostaljiye değil, televizyon yayıncılığındaki yaratıcılık ve üretim krizine de işaret ediyor.

BU GRAFİK NE ANLATIYOR?

Bu grafik, Kemal Sunal filmlerinin televizyon ekranlarındaki olağanüstü sürekliliğini gözler önüne seriyor. Aradan geçen yıllara rağmen aynı filmler, ulusal kanallarda defalarca yayınlanıyor. Bazı yapımların bir yıl içinde birçok kez ekrana gelmesi, bu filmleri tekrar değil, neredeyse sabit yayın içeriği haline getiriyor. Rakamlar, Kemal Sunal’ın yalnızca bir sinema yıldızı değil, televizyonculuk açısından da vazgeçilmez bir “güvenli liman” olduğunu ortaya koyuyor. Bu tablo, izleyici alışkanlıklarının yanı sıra televizyonun içerik üretim tercihlerine dair önemli ipuçları sunuyor.

HANGİ KUŞAK HANGİ FİLMLERİ İZLİYOR?

Kemal Sunal filmleri, Türkiye’de nadir görülen bir biçimde en az üç kuşağı aynı anda ekrana bağlayan yapımlar arasında yer alıyor.

Birinci kuşak, filmleri sinemada ya da ilk televizyon yayınlarında izleyenler.

İkinci kuşak, evde aileyle birlikte büyürken bu filmlerle tanışanlar.

Üçüncü kuşak ise Kemal Sunal’ı ilk kez televizyon tekrarları, sosyal medya kesitleri ve dijital paylaşımlar üzerinden keşfeden gençler.

Kültür araştırmacılarına göre bu kuşaklar arası sürekliliğin en önemli nedeni, filmlerin “zamana değil, insana” hitap etmesi. Aile, geçim derdi, adalet arayışı ve güç karşısında ezilen birey teması, farklı dönemlerde büyüyen izleyiciler için hâlâ tanıdık.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise birlikte izleme alışkanlığı. Kemal Sunal filmleri, farklı yaş gruplarını aynı ekranda buluşturabilen nadir içeriklerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun filmleri sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda ortak bir toplumsal dil haline getirdiğini vurguluyor.

YENİ KUŞAK NEDEN SEVİYOR?

Kemal Sunal filmleri, dijital çağda büyüyen genç izleyiciye rağmen etkisini kaybetmiyor. Bunun en önemli nedeni, filmlerin hızlı tüketilen içeriklere karşı basit, net ve samimi bir anlatı sunması. Karmaşık senaryolar ya da özel efektler yerine, herkesin anlayabileceği bir mizah dili kullanılıyor.

Yeni kuşak için bu filmler aynı zamanda kaçış alanı. Sosyal medyada sürekli akan sert gündem, ekonomik kaygılar ve gelecek belirsizliği içinde, Kemal Sunal filmleri güvenli bir alan sunuyor. Ne olacağını bildikleri, sonunda “iyinin kazandığı” bu hikâyeler, genç izleyici için rahatlatıcı bir etki yaratıyor.

Bir diğer etken ise mizahın evrenselliği. Aşağılanana karşı çıkmak, güçlüyle dalga geçmek, adaletsizliği ti’ye almak… Bu refleksler kuşak değiştirmiyor. Gençler, filmlerdeki karakterleri “eski” değil, hâlâ tanıdık buluyor. Çünkü karşılarına çıkan sorunlar da onlara yabancı değil.

Son olarak, sosyal medyanın etkisi göz ardı edilemiyor. Kemal Sunal filmlerinden alınan kısa sahneler, replikler ve caps’ler, bu yapımları yeni kuşağın diline yeniden sokuyor. Böylece filmler, sadece izlenen değil, paylaşılan ve yeniden üretilen bir kültür unsuruna dönüşüyor.

TELEVİZYONLAR YENİ YILDIZLAR YARATAMIYOR MU?

Kemal Sunal’ın aradan geçen on yıllara rağmen hâlâ izleniyor olması, sadece onun başarısını değil, bugünün televizyonunun üretim krizini de gözler önüne seriyor. Medya uzmanlarına göre sorun, yetenek eksikliğinden çok, sistemsel bir tıkanıklıkta yatıyor.

Bugünkü televizyon düzeni, risk almayı değil, garantiyi ödüllendiriyor. Uzun soluklu karakter inşası, toplumsal eleştirisi olan senaryolar ve “sıradan insanı” merkeze alan hikâyeler yerine; hızlı tüketilen, formülize edilmiş yapımlar tercih ediliyor. Bu da kalıcı karakterler değil, geçici yüzler üretiyor.

Bir diğer neden ise mizahın alan kaybetmesi. Kemal Sunal filmlerinde mizah, yalnızca güldürmek için değil, sistemi eleştirmek için kullanılıyordu. Bugün ise televizyon, politik ve toplumsal taşlamadan uzak durmayı daha “güvenli” buluyor. Sonuçta ekrana çıkan işler, kimseyi rahatsız etmeyen ama kimseye de dokunmayan yapımlar oluyor.

Ayrıca televizyonun yıldız yaratma refleksi de zayıflamış durumda. Kemal Sunal, benzer rolleri tekrar etmesine rağmen her filmde başka bir “küçük insan” hikâyesi anlatıyordu. Bugün ise oyuncular, kısa sürede tüketilen projeler arasında kimlik inşa edemeden kayboluyor.

NEDEN YENİ KEMAL SUNAL'LAR ÇIKMIYOR?

Uzmanlara göre asıl sorun şu soruda düğümleniyor:

Televizyon yeni bir Kemal Sunal istemiyor mu, yoksa yeni bir Kemal Sunal’a alan mı açmıyor?

Bu soru yanıtlanmadıkça, ekranlar yeni karakterler üretmek yerine, geçmişin güvenli kahkahalarına sığınmaya devam edecek.

Kemal Sunal filmleri hâlâ izleniyorsa bu sadece bir nostalji meselesi değil; bugünün televizyonunun neyi kaybettiğinin de göstergesi. Yeni karakterler üretemeyen, risk almaktan kaçan ve “küçük insanın” hikâyesini anlatmaktan uzaklaşan ekranlar, geçmişin güvenli kahkahalarına sığınıyor. İzleyici ise ekranda hâlâ Kemal Sunal’ı arıyor; çünkü anlatılan dertler değişmedi, yalnızca onları anlatanlar eksildi. Belki de asıl soru şu: Kemal Sunal eskimedi mi, yoksa biz yenisini yapmaktan vaz mı geçtik?