ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka yönetiminin sert tepkilerine rağmen Grönland’ın ABD’ye ilhak edilmesi konusunu yeniden gündeme taşıdı.
Trump, stratejik konumu ve mineral zenginliği nedeniyle adanın ABD kontrolüne geçmesinin "ulusal güvenlik" gerekliliği olduğunu savunurken, "Grönland’ı güzellikle vermezse Danimarka’nın ekonomisini çökertirim." tehdidinde bulundu. Danimarka ve Grönland cephesinden "ilhak fantezilerine son verin" çağrısı geldi.

BU BİR STRATEJİK İHTİYAÇ
Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulunan Donald Trump, Grönland’ın ABD için sadece bir toprak parçası değil, savunma ve ekonomi açısından hayati bir bölge olduğunu vurguladı. Trump, adanın Kuzey Kutbu'ndaki stratejik konumu ve yüksek teknoloji üretimi için kritik olan nadir toprak metalleri rezervlerine dikkat çekerek, "Ulusal güvenlik açısından Grönland’a ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. Washington yönetiminin bu amaçla adaya "özel elçi" atama kararı alması ise diplomatik krizin fitilini ateşledi.

GRÖNLAND’DAN SERT TEPKİ: "ARTIK YETER"
Trump’ın açıklamalarına Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen’den jet hızıyla yanıt geldi. ABD’nin ada üzerindeki kontrol planlarını "fantezi" olarak nitelendiren Nielsen, "Artık baskı yok, ima yok, ilhak fantezileri yok. Diyaloğa açığız ancak bu sadece uluslararası hukuk çerçevesinde ve uygun kanallarla yürütülebilir" dedi. Kopenhag yönetimi de benzer bir duruş sergileyerek, Danimarka Krallığı’na bağlı hiçbir toprağın ilhak edilemeyeceğini ve adanın zaten bir NATO üyesi olarak savunma şemsiyesi altında olduğunu hatırlattı.
SOSYAL MEDYADA "YAKINDA" PAYLAŞIMI KRİZİ BÜYÜTTÜ
Gerginlik, Trump’ın kıdemli danışmanlarından Stephen Miller’ın eşi Katie Miller’ın sosyal medya paylaşımıyla daha da derinleşti. Miller’ın Grönland haritasını Amerikan bayrağı renkleriyle ve "YAKINDA" notuyla paylaşması, Danimarka’da büyük tepki topladı. Danimarka’nın ABD Büyükelçisi, bu paylaşıma "dostane bir hatırlatma" ile karşılık vererek, iki ülkenin müttefik olduğunu ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.

VENEZUELA OPERASYONU KORKULARI TETİKLEDİ
ABD’nin geçtiğimiz Cumartesi günü Venezuela’da gerçekleştirdiği ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan askeri operasyon, Grönland üzerindeki endişeleri daha da artırdı. Trump’ın Venezuela operasyonu sonrası "Artık orayı biz yöneteceğiz" şeklindeki açıklamaları, "ABD, Grönland için de askeri güç kullanabilir mi?" sorusunu akıllara getirdi.
HALK ABD EGEMENLİĞİNE KARŞI
Yaklaşık 57 bin nüfuslu Grönland, 1979 yılından bu yana geniş kapsamlı bir özerkliğe sahip olsa da savunma ve dış politika konularında halen Danimarka’ya bağlı. Bölgedeki kamuoyu yoklamaları, halkın büyük çoğunluğunun Danimarka’dan bağımsızlık fikrine sıcak bakmasına rağmen, ABD’nin bir parçası olmaya ezici bir çoğunlukla karşı olduğunu ortaya koyuyor.

TRUMP GRÖNLAND’I NEDEN İSTİYOR?
Donald Trump’ın Grönland’a olan ilgisi, yalnızca basit bir toprak genişletme arzusu değil; altında yatan derin jeopolitik ve ekonomik nedenler bulunmaktadır. İşte Trump’ın adayı istemesinin temel gerekçeleri:
-
Stratejik Konum ve Kuzey Kutbu Egemenliği: Grönland, Kuzey Kutbu’nun kapısı niteliğindedir. Trump, bölgede artan Rusya ve Çin etkisine karşı adayı bir "savunma kalesi" olarak görmekte ve ABD’nin bölgedeki askeri üstünlüğünü perçinlemeyi hedeflemektedir.
-
Kritik Maden ve Enerji Kaynakları: Ada, akıllı telefonlardan füze sistemlerine kadar pek çok ileri teknoloji ürününde kullanılan "nadir toprak elementleri" açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Ayrıca buzulların altında yatan devasa petrol ve doğal gaz rezervleri, ABD ekonomisi için büyük bir iştah kaynağıdır.
-
İklim Değişikliği ve Yeni Ticaret Rotaları: Küresel ısınma nedeniyle buzulların erimesi, Arktik Okyanusu’nda yeni ve çok daha kısa gemi rotalarının açılmasına neden olmaktadır. Grönland’ı kontrol etmek, geleceğin küresel ticaret yollarını da kontrol etmek anlamına gelmektedir.
-
Milli Güvenlik ve Uzay Savunması: ABD’nin halihazırda adada bulunan Pituffik Uzay Üssü, füze savunma sistemleri için kritiktir. Trump, adanın tamamen ABD toprağı olması durumunda bu güvenlik mekanizmalarının çok daha esnek ve güçlü bir şekilde yönetilebileceğine inanmaktadır.



