ABD ve İran arasında yaklaşık iki haftadır devam eden askeri hareketlilik, Washington kanadında "kesin zafer" nidalarıyla kutlansa da, CNN’in hazırladığı derinlikli analiz madalyonun öteki yüzündeki karanlık tabloyu gözler önüne seriyor. Başkan Donald Trump, Vietnam ve Irak gibi tarihe kazınan uzun soluklu bataklıklara saplanma riskiyle karşı karşıya kalırken, stratejik açıdan çözülmesi gereken devasa bir kördüğümle mücadele ediyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ KÜRESEL EKONOMİYİ SARSTI
Savaşın gidişatını belirleyen en kritik hamle, İran’ın dünya petrol trafiğinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nı kapatması oldu. Küresel enerji sevkiyatının beşte birini sağlayan bu su yolunun kilitlenmesi, ABD’nin devasa donanma gücüne rağmen stratejik bir çıkmaza yol açtı. Emekli ABD Donanma Kaptanı Lawrence Brennan, CNN’e verdiği mülakatta bu durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor: "Hürmüz Boğazı'nı kullanamazsanız zafer kazanamazsınız. Boğazın yeniden uluslararası ticarete açılması gerekiyor ve bu mevcut koşullarda çok zor, hatta imkânsız olabilir."

TRUMP’IN ZAFER İDDİASI SAHADAKİ KARMAŞA İLE ÇELİŞİYOR
Başkan Trump, Kentucky’de yaptığı açıklamada operasyonun mutlak bir başarıyla sonuçlandığını savunarak, "Şunu söyleyeyim, kazandık. 'Kazandınız' demek için erken olmaz. İlk saatte her şey bitti ama kazandık" ifadelerini kullandı. Ancak askeri analiz direktörü Jennifer Kavanagh gibi uzmanlar, İran’ın düşük maliyetli İHA’larla bile boğazı kapalı tutabildiğini ve bu düğümü askeri güçle çözmenin net bir yolu olmadığını vurguluyor.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ HEDEFİ VE SİYASİ BELİRSİZLİK
Çatışmanın ilk günlerinde Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınması, operasyonun gizli amacının rejim değişikliği olduğunu düşündürmüştü. Ancak yönetimin sarsılmadan Hamaney’in oğlu Mücteba’ya geçmesi, Washington’ın siyasi zafer beklentisini boşa çıkardı. Bu durum, Demokrat çevrelerde operasyonun "askeri bir başarı, stratejik bir hezimet" olarak görülmesine neden oldu.

İSRAİL İLE STRATEJİK AYRIŞMA
Washington ve Tel Aviv arasında çatışmanın nihai hedefi konusunda görüş ayrılıkları derinleşiyor. Trump’ın, savaşın bitiş takvimini Netanyahu ile "karşılıklı" belirleyeceğini açıklaması, ABD’nin askeri kararlarının yabancı bir liderin ipoteğine girdiği tartışmalarını alevlendirdi.

NET BİR SAVAŞ ANLATISININ EKSİKLİĞİ VE KAFA KARIŞIKLIĞI
Trump yönetiminin en büyük sorunlarından biri, savaşın neden ve nasıl biteceğine dair tutarlı bir söylem geliştirememesi. Haberde vurgulandığı üzere; ABD yönetiminin savaş hedeflerine ilişkin açıklamalarındaki kafa karışıklığı ve çelişkiler, özellikle Orta Doğu'daki olaylar Trump'ın kontrolünden çıkmaya devam ederse, tutarlı bir zafer öyküsünün oluşturulmasını da engelleyebilir. Trump her ne kadar zafer vurgusu yapsa da, bu söylem sahadaki karmaşayı örtmeye yetmiyor.
NÜKLEER TEHDİT TAMAMEN ORTADAN KALKMADI
Beyaz Saray İran’ın nükleer kapasitesinin imha edildiğini iddia etse de, BM denetçileri İsfahan’da hâlâ 200 kilogram civarında yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu bildiriyor. Bu durum, İran’ın gelecekte programını hızla canlandırma riskini masada tutuyor.

HALK AYAKLANMASI BEKLENTİSİ BOŞA ÇIKTI
Trump’ın İran halkına yönelik "özgürlüğünüzün saati yaklaşıyor" çağrısı sokakta karşılık bulmadı. Beklenen büyük halk isyanı gerçekleşmezken, analistler bombardıman sonrası Tahran yönetiminin halk üzerindeki baskıyı daha da sertleştireceğini öngörüyor.
ARTAN EKONOMİK VE SİYASİ BASKI
Savaşın faturası sadece cephede değil, Amerikan halkının cüzdanında da hissediliyor. Yükselen petrol fiyatları ve artan askeri harcamalar, yaklaşan seçimler öncesinde Trump yönetimi üzerinde devasa bir siyasi baskı oluşturuyor. Trump’ın önünde şimdi iki yol var: Ya hızlı bir diplomatik çıkışla gerçek bir zafer kurgulamak ya da maliyeti her geçen gün katlanan bir yıpratma savaşına razı olmak.





