Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de gerçekleşen kritik görüşmenin ardından küresel enerji piyasalarını hareketlendirecek önemli bir gelişme yaşandı.

Fox News’e özel bir röportaj veren Trump, Çin’in Amerika Birleşik Devletleri’nden petrol satın almayı resmen kabul ettiğini duyurdu. Trump, bu anlaşmanın bir parçası olarak Çin gemilerinin yakında Teksas, Louisiana ve Alaska limanlarına gelmeye başlayacağını belirterek ticaret hacminde yeni bir dönemin sinyalini verdi.

ENERJİ TİCARETİNDE YENİ ROTA VE LOJİSTİK ADIMLAR

Başkan Trump’ın açıklamalarına göre, iki ülke arasındaki enerji akışı bu yeni mutabakatla birlikte fiziksel bir boyut kazanacak. Çin’in Amerikan petrolüne yönelmesi, son iki yıldır düşüş eğiliminde olan ihracat verilerini tersine çevirmeyi hedefliyor.

Özellikle 2025 yılı verilerine bakıldığında, ABD’nin Çin’e ham petrol ihracatının 2023 yılına oranla yüzde 95 gibi devasa bir düşüş yaşayarak 8,4 milyon varile kadar gerilediği görülüyor. Yeni anlaşma ile Teksas ve Alaska gibi stratejik petrol merkezlerinin Çin pazarı için yeniden ana tedarikçi konumuna gelmesi bekleniyor.

İRAN VE HÜRMÜZ BOĞAZI ÜZERİNDE STRATEJİK UZLAŞMA

Görüşmenin tek gündem maddesi ticaret değildi; bölgesel güvenlik ve İran meselesi de masada geniş yer buldu. Trump, Çin’in İran ile yapılan müzakerelerde yapıcı bir rol üstlenmeyi ve Tahran yönetimine askeri ekipman desteği sağlamamayı taahhüt ettiğini belirtti.

Çin’in İran petrolünün en büyük alıcısı olduğu ve 2025 yılında İran ihracatının yüzde 90’ını tek başına karşıladığı göz önüne alındığında, bu taahhüt jeopolitik dengeler açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca her iki liderin, küresel petrol sevkiyatının kalbi olan Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve geçişlerin ücretsiz kalması konusunda hemfikir olduğu ifade edildi.

GELECEK ÜÇ YIL İÇİN STRATEJİK İSTİKRAR SÖZÜ

Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından cuma günü yapılan resmi açıklamada, zirvenin "yapıcı ve stratejik istikrar" odaklı geçtiği vurgulandı. Pekin yönetimi, iki liderin perşembe günkü görüşmede bir dizi yeni mutabakata vardığını doğrularken, bu anlaşmaların sadece bugünü değil, önümüzdeki üç yıl ve sonrasını kapsayan uzun vadeli bir iş birliği modelini hedeflediğini bildirdi.

Bu diplomatik yakınlaşma, dünya ekonomisinin en büyük iki aktörü arasındaki gerilimin yerini daha öngörülebilir bir ticari ilişkiye bırakabileceği şeklinde yorumlanıyor.

Muhabir: Tuba Tunca