Türkiye'nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, "2025'te yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat yüzde 4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken, tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti." değerlendirmesini yaptı.
Sidar, yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu kaydederek, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı.
Yem ham maddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını belirten Sidar, "Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti." ifadesini kullandı.
Sidar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinerek, şunları kaydetti:
"Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025'te ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 ortalamasına göre yüzde 4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama yüzde 5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti."
Gıda sektörünün geçen yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkati çeken Sidar, "Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024'te ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor." açıklamasında bulundu.