İklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki somut etkileri, gökyüzünden yere uzanan yıkıcı bir tabloyu ortaya koyuyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’nin artık bir "hortum ülkesi" olma yolunda ilerlediğine dair kritik veriler paylaştı.

TÜRKİYE'DE HORTUM SIKLIĞI YÜZDE 60 ARTTI
Son 20 yıllık veriler, Türkiye’nin hava olayları karakterinde radikal bir değişim yaşandığını kanıtlıyor. Prof. Dr. Türkeş, uluslararası şiddetli hava olayları veri tabanlarına dayanarak, Türkiye’de hortum sayısında ve bu olayların görüldüğü coğrafi noktaların sıklığında yüzde 50 ile 60 arasında bir artış yaşandığını belirtti. Eskiden sadece ABD’nin iç kesimlerinde görmeye alışık olduğumuz bu yıkıcı hava sütunları, artık Akdeniz Havzası ve Türkiye’nin yerleşik bir parçası haline gelmiş durumda.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ "SÜPER HÜCRELERİ" TETİKLİYOR
Artışın temel nedeni, atmosferin ısınmasıyla birlikte artan enerji birikimi. Deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesi ve atmosferdeki su buharı miktarının artması, basit sağanak sistemlerini "süper hücre" adı verilen şiddetli fırtınalara dönüştürüyor. Türkeş’e göre, geçmişte sadece yağmur bırakan sistemler artık devasa bir enerjiyle hortum üretiyor. Özellikle Akdeniz kıyıları, Antalya, İzmir, Marmara Denizi ve Doğu Karadeniz bu riskin en yüksek olduğu bölgeler olarak öne çıkıyor.
SERACILIKTA "HORTUM KORİDORU" ALARMI
Hortumlar küçük ölçekli olmalarına rağmen, tarımsal üretimde, özellikle de seracılıkta tamiri zor hasarlar bırakıyor. Prof. Dr. Türkeş, "Sera ne kadar sağlam olursa olsun hortuma karşı savunmasız" diyerek, bu yapıların doğası gereği hafif olduğunu ve süper hücrelerin ürettiği şiddetli rüzgar ile doluya karşı direnç gösteremediğini vurguladı. Özellikle vadilerde oluşan "hava koridorlarının" seracılık için yüksek risk taşıdığı uyarısında bulundu.

SİGORTALI ÜRETİM ARTIK BİR ZORUNLULUK
Geleceğe yönelik iklim projeksiyonlarının daha fazla hortum ve fırtına öngördüğünü belirten Türkeş, üreticilere hayati bir çağrıda bulundu. Mevcut üretim modelinin iklim risklerine henüz uyum sağlayamadığını ifade eden Türkeş, "Sigortalı üretim iklim değişikliği koşullarında artık tercih değil zorunluluk" diyerek, erken uyarı sistemlerinin ve meteorolojik takip sistemlerinin ciddiyetle izlenmesi gerektiğini hatırlattı.





