Doğanın sunduğu volkanik lavlar el değerek adeta gizemli bir aynaya dönüşüyor. Tokat'ın Zile ilçesinde kadınlar bu volkanları tek tek işleyip aynalara dönüştürüyor. Usta öğretici Eda Can ve kursiyer kadınların titiz çalışmaları sonucunda üretilen obsidyen aynalar, sadece birer eşya değil, binlerce yıllık jeolojik sürecin sanata dönüşmüş hali olarak Türkiye genelinde yoğun ilgi görüyor.
HEM SABIR HEM DE USTALIK İSTİYOR
Obsidyen taşının aynaya dönüşme süreci ise oldukça zordur. Kars'ın Sarıkamış ilçesinden özenle getirilen ham taşlar, atölyede sabırla işleniyor. Usta öğretici Eda Can, bu taşın ayna formu alabilmesi için yürüttükleri uzun araştırmaların ardından parlatma aşamasında büyük zorluklar yaşadıklarını ancak sonunda kusursuz yansımayı elde etmeyi başardıklarını belirtiyor. Her bir aynanın tasarımıyla başlayan süreç, özel makinelerde hassas kesimlerle devam ediyor.
TEK AYNA İÇİN SAATLERCE ZAMAN HARCIYORLAR
Siyah obsidyenin doğasındaki sertlik ve camsı yapı, işlenmesini oldukça meşakkatli kılıyor. Bir aynanın üretim aşaması; kesimden şekillendirmeye, aşamalı parlatmadan son dokunuşlara kadar tam bir haftalık yoğun bir mesai gerektiriyor. Tamamen el emeğiyle ortaya çıkan bu ürünlerde hiçbir kimyasal parlatıcı kullanılmadan, taşın kendi doğal dokusuyla ayna parlaklığına ulaşılması, ürünün değerini ve estetik kalitesini artırıyor.
TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINDAN TALEP YAĞIYOR
Yılda ortalama 200'ün üzerinde ayna kapasitesine ulaşan atölyede sadece ayna değil; takılar, özel tasarım bıçaklar ve hediyelik eşyalar da üretiliyor. Ancak siyah obsidyen aynalar, dekorasyonda farklılık arayanların ve doğal taşların enerjisine inananların bir numaralı tercihi haline geldi. Bugün Zile’deki bu küçük atölyeden çıkan eserler, Türkiye’nin 43 farklı iline gönderilerek büyük bir ticari başarıya imza atıyor.