Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, şartla salıverilmenin hangi koşullar altında uygulanabileceğini ve bu süreçte dikkate alınması gereken temel hususları kaleme aldı.
"BU HAK ÖCALAN'A YÖNELİK TAHLİYE İMKANI DEĞİL"
Uçum, makalesinde şu sözlere yer verdi:
Öncelikle belirtelim ki umut hakkı olarak tartışılan husus, daha önce ilgililerce etraflıca açıklandığı gibi kişiye özgü veya münfesih terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik bir tahliye imkanı değildir. Umut hakkı doğrudan tahliye de sağlamaz. Umut hakkı, bir af uygulaması ise hiç değildir. Daha da önemlisi, umut hakkı bağımsız bir hak değil şartla salıverilme imkanının başka türlü ifadesidir.
Aynı şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) içtihatlarından yola çıkılarak yapılan umut hakkı nitelemesi de şartla salıverilme anlamındadır. Şartla salıverilmeden farklı ve umut hakkı denen ayrı bir hukuki kurum yoktur. Bizim mevzuatımızda da umut hakkı nitelemesi kullanılmaz. Koşullu salıverilme kavramına yer verilir.
ŞARTLA SALIVERME DOĞRUDAN DEVREYE GİRMEZ
Ayrıca bazı yazarların AİHM içtihadına dayanarak ifade ettiği umut hakkı nitelemesinin isabetli olduğu da tartışma götürür. Şartla salıverilme, hükümlülere tanınmış bir haktan ziyade en azından başlangıç açısından bir hukuki imkandır. Çünkü şartla salıverilme bir hak olarak doğrudan devreye girmez. Gerçekleşme koşulları tamamen hükümlüye bağlıdır. Bunlar da kanunda belirtilen asgari cezayı çekmek ve bu süre boyunca iyi halli olmaktır.
HAK DEĞİL BİR HUKUKİ İMKAN
Hiçbir hükümlü başlangıçtan itibaren kesin olarak şartla salıverilme hakkına sahip değildir. Sadece şartla salıverilme umudu vardır. Bunun için asgari cezanın iyi halli çekilmesi koşulu ilk aşamadır. İkinci aşama bu konuda bir idari raporun ve infaz yargısı kararının olmasıdır. Bu iki aşama olumlu tamamlanınca kişi koşullu olarak salıverilir. Koşullu salıverilme de bihakkın tahliye yani infazın tamamlandığı anlamına gelmez. Ancak koşullu salıverilme süresince kasten yeni bir suç işlenmemesi ve varsa belirlenmiş yükümlülüklere uyulması halinde infaz tamamlanmış sayılır. Aksi halde kişi hem önceki cezasından bihakkın tahliye tarihine kadar kalan cezayı çeker hem de yeni suçtan dolayı infaz kurumunda daha fazla kalır. Yani koşullu salıverilmeden daha geç yararlanır.
Bu çerçevede umut hakkı, ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm almış herkese şartla salıverilme umudunu vermek demektir. Doğrudan bir hak tanımlamak değil bir hukuki imkan sağlamaktır. Bunun temel sebebi, genel olarak cezanın infazından beklenen amaçtır. Bu amaç, hükümlünün yeniden toplumla uyumlu olacağı bir duruma gelmesidir. Bu bakışla, ömür boyu infaz kurumunda kalmayı zorunlu kılan yasal düzenlemeler cezadan beklenen amaçla bağdaşmaz. Hükümlüye "bir gün gün ışığına çıkma umudu" tanımayan infaz sistemi, cezanın genel amacından uzaklaşmış olur. Bununla birlikte bazı suçlar bakımından şartla salıverilme imkanının verilmediği sistemler de vardır. Türkiye’de de bazı suçlar kapsam dışı tutulmuştur.
HÜKÜMLÜ NE KADAR CEZA ÇEKMİŞ OLMALI?
Şartla salıverilme imkanı, şu anda kapsam dışında olan suçlardan hükümlü olanlara da tanınırsa yine şartla salıverilmenin esasları uygulanır. Otomatik bir tahliye uygulaması olmaz.
İdare ve gözlem kurullarının altı ayda bir değerlendirme yaparak oluşturacağı rapora ve İnfaz hakimliğinin kararına göre işlem yapılır. Şartla salıverilme kararının çıkabilmesi için hükümlünün çektiği ceza süresince iyi halli olduğunun tespiti gerekir. Aksi halde cezasını çekmeye devam eder.
Öte yandan kapsam dışında olan hükümlülerin kapsama alınması halinde mahkumiyetleri örgütlü suça dayandığı için mevcut yasal hükümlere göre:
müebbet hapiste 30 yıl,
ağırlaştırılmış müebbet hapiste 36 yıl,
müebbete eklenen bir veya daha fazla müebbet ceza halinde 40 yıl,
müebbete eklenen bir veya daha fazla süreli ceza halinde en fazla 40 yıl
ceza çekilmesi şarttır.
Konuya ilişkin hemen bir kanuni düzenleme yapılsa bile kapsama giren kişiler bu süreleri tamamlamadan bu imkandan yararlanamaz. Diğer bir deyişle, belirtilen cezalar çekildikten sonra şartla salıverilme umuduna ilişkin imkan devreye girer.
ŞARTLA SALIVERMENİN KAPSAMINA EKLENEBİLECEKLER
Kısaca, şartla salıverilmeden ve bu kapsamda umut hakkı olarak ifade edilen imkandan yararlanabilmek için iki durumun bir arada gerçekleşmesi gerekir: Birincisi kanunda belirtilen süre kadar cezanın çekilmiş olması. İkincisi çekilen ceza süresince hükümlünün iyi halli olması. Bu iki durumun birlikte gerçekleştiği infaz hakiminin kararıyla tespit edildiğinde şartla salıverilme olur. Aksi halde hükümlünün infazı devam eder.
Umut hakkı olarak tartışılan şartla salıverilmenin genişletilmesi halinde kapsama girecek hükümlüler ise şunlardır:
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı işlenen örgütlü suçlardan alanlar,
Geçmişte ölüm cezaları müebbet ağır hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları,
Terör suçlusu olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar.
Eğer bu konuda tam irade ve yetki sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) şartla salıverilme imkanından yararlanacak hükümlü kapsamını yukarıda belirtilen hükümlülerle genişletecek düzenleme yaparsa Öcalan da bu kapsama girer. Bu düzenleme tamamen TBMM’nin takdirindedir.
Elbette TBMM kapsam dışında olan suçları şartla salıverilmenin kapsamına eklerse bu konuda süre, değerlendirme talebi, süreç yönetimi, ilgili ve yetkili idari ve yargısal merciler bakımından özel düzenleme de yapabilir. Genel şartla salıverilme usulünden farklı bir usul belirleyebilir. Bu hususta hukuken bir engel yoktur.
FETÖ MENSUPLARININ DURUMU
Mevcutta FETÖ çetesi mensuplarından müebbet ve süreli hapis cezası alanlar şartla salıverilme imkanına sahiptir. Kapsam dışı olanlar sadece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlardır.
Eğer böyle bir düzenleme çıkarsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış FETÖ çetesi mensuplarının bu imkandan yararlanabilmesi için mevcut yasal hükümlere göre 2016 dikkate alındığında en erken 2046’ya, en geç 2056’ya kadar ceza çekmeleri ve bu süre içinde iyi halli olmaları gerekir. Bu konuda yorum yaparken asgari cezayı yatma ve iyi halli olma şartlarıyla infaz hakimliğinin olumlu karar verme koşulu hep göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan TBMM isterse şartla salıverilmenin genişletilmesini münfesih terör örgütü mensuplarıyla sınırlı özel bir düzenlemeyle de yapabilir. Bu durumda FETÖ dahil diğer terör örgütlerinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış mensupları bu genişletmenin dışında kalır. Bu da hukuki bir seçenektir.





