Ümit Özdağ, Muğla’daki Akbelen Ormanı’nda devam eden çevre mücadelesine ilişkin yaptığı açıklamalarda hem çevre politikalarına hem de hukuk sistemine yönelik kapsamlı eleştirilerde bulundu. Özdağ, Akbelen’deki direnişin yalnızca yerel bir çevre hareketi olmadığını, Türkiye genelinde “vatan, toprak ve doğa savunmasının sembolü” haline geldiğini ifade etti.
AKBELEN DİRENİŞİ SEMBOL HALİNE GELDİ
Özdağ, iktidarın maden ve enerji politikalarını eleştirerek, bu politikaların Türkiye’nin doğal kaynaklarının yabancı ve yerli şirketler tarafından yoğun şekilde kullanılması sonucunu doğurduğunu savundu. Akbelen’deki mücadelenin, Erzincan İliç, Kayseri Develi, Ordu, Artvin ve Giresun gibi farklı bölgelerde yürütülen çevre mücadelelerine ilham verdiğini belirten Özdağ, bu direnişin ülke genelinde bir sembole dönüştüğünü dile getirdi.
Akbelen’de verilen mücadelenin yalnızca ağaçları değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini korumaya yönelik olduğunu vurgulayan Özdağ, bu sürecin tarihsel bir anlam taşıdığını söyledi.
Özdağ, daha önce Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan maden faciasına da değinerek, yıllar önce bu bölgede büyük bir çevre felaketi yaşanabileceği yönünde uyarıda bulunduğunu hatırlattı. Yaşanan olayın etkilerinin henüz tam olarak ortaya çıkarılmadığını savunan Özdağ, zehirli maddelerin su kaynaklarına karışarak geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini ifade etti.
Bölgede incelemelerde bulunurken koruyucu ekipman kullandığını belirten Özdağ, sonrasında bölgede bulunan bazı kişilerin sağlık sorunları yaşadığını öne sürdü.
ÇEVRE TAHRİBATI YETERİNCE BİLİNMİYOR
Türkiye’de çevreye verilen zararın gerçek boyutlarının henüz ortaya konulmadığını savunan Özdağ, bu durumun ekonomi ve devlet yapısındaki sorunlarla benzer şekilde gizli kaldığını iddia etti. Çevre politikalarının uzun vadede telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Özdağ, mevcut iktidarın ekonomik ve çevresel politikalarını da eleştirerek, Türkiye’nin son yıllarda ciddi bir ekonomik buhran yaşadığını öne sürdü. Doğal alanların tahrip edilmesinin yanı sıra vatandaşların mülkiyet haklarının da zarar gördüğünü savundu.
Ayrıca bazı açıklamalarda dile getirilen “toplumsal sorunların yeterince muhafazakâr olunmamasından kaynaklandığı” yönündeki görüşlere de tepki gösteren Özdağ, dini değerlerin çevreyi korumayı da kapsadığını ifade etti.
ANAYASA MAHMEKEMESİ KARARLARI UYGULANMIYOR
Özdağ, konuşmasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerde de bulundu. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını savunan Özdağ, bunun hukuk devleti ilkesine zarar verdiğini ifade etti.
Siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen kararların hayata geçirilmediğini öne süren Özdağ, bu durumun yargı bağımsızlığı açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu dile getirdi.
Zafer Partisi’nin hukuk devleti, parlamenter demokrasi ve kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiğini savunduğunu belirten Özdağ, çevre ve sanayileşme politikalarının daha sürdürülebilir bir çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.
Amaçlarının, çevreyle ilgili sorunların yargı kararlarına gerek kalmadan önlenebileceği bir sistem kurmak olduğunu ifade etti.
HUKUKSUZLUKLARIN HESABI SORULACAK
Özdağ, gelecekte bağımsız yargı mekanizmalarının devreye gireceğini ve kamu harcamalarının denetleneceğini belirterek, hukuksuzlukların cezasız kalmayacağını savundu. Türkiye’nin köklü bir devlet geleneğine sahip olduğunu vurgulayan Özdağ, “hiçbir hukuksuz düzenin kalıcı olmayacağını” söyledi.
Akbelen’deki direnişe destek vermeye devam edeceklerini ifade eden Özdağ, bölge halkının yalnız olmadığını göstermek gerektiğini belirtti. Bu mücadelenin bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk taşıdığını vurgulayan Özdağ, kamuoyu desteğinin önemine dikkat çekti.
Özdağ, çevre mücadelesinin büyümeden ve daha fazla zarar oluşmadan çözülmesi gerektiğini belirterek, Akbelen başta olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerindeki direnişlerin yakından takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.