Yaşanan sürecin Türk demokrasisi ve seçmen iradesi açısından son derece yıpratıcı olduğunu belirten Özdağ, belediye başkanlarının yalnızca kişisel kimlikleriyle değil, seçmenlere verdikleri vaatler, temsil ettikleri siyasi program ve aday gösterildikleri partilerin desteğiyle göreve geldiklerini vurguladı.
"Türk milletinin vermediği belediye başkanlıklarını düşman ceza hukuku terörü ile almak, siyasi bir gücün değil, siyasi etik yoksunluğunun göstergesidir." ifadelerini kullanan Özdağ, parti değiştiren belediye başkanları ile bu sürece katkı sağlayanların gelecek nesillere övünülecek değil, utanç duyulacak bir miras bırakacaklarını savundu.
Seçim döneminde belirli bir siyasi partinin politikalarını savunarak vatandaşlardan oy isteyen isimlerin, seçim sonrasında farklı bir siyasi çizgiye geçmelerinin etik açıdan ciddi tartışmalara yol açtığını belirten Özdağ, seçmenin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda bir siyasi programa ve anlayışa da oy verdiğini ifade etti. Bu nedenle seçim sonrasında yaşanan parti değişikliklerinin seçmen iradesini zedelediğini dile getirdi.
MİLLETİN HAKEMLİĞİNE YENİDEN BAŞVURULMALI
Demokratik siyasetin temel ilkelerinin şeffaflık, hesap verebilirlik ve seçmene sadakat olduğunu kaydeden Özdağ, seçildiği siyasi görüşü artık temsil etmediğini düşünen bir belediye başkanının başvurması gereken en doğru yolun yeniden milletin hakemliğine gitmek, yani seçime gitmek olduğunu söyledi.
Siyasi ahlakın korunmasının demokratik kurumların sağlıklı işleyişi açısından vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Özdağ, tüm siyasi aktörlerin seçmen iradesine ve siyasi etik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda, "Parti değiştiren belediye başkanlarını istifaya zorlayanlar ve kendi saflarına katılmaya ikna edenler bu süreçten güçlenerek değil, halk iradesine saygı göstermedikleri için zayıflayarak çıkacaklardır." diyen Özdağ, Zafer Partisi'nin devlet ve demokrasi mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini belirterek kamuoyuna saygılarını sundu.





