*Görsel yazının içeriğine göre yapay zeka tarafından oluşturulmuştur
Ama hakkını teslim edelim: Bir tek “çalınan umutlarımız” bereketli çıktı. Öyle bereketli ki, her yeni yıla girmeden önce yeniden yeşerip meyve veriyor! Üstelik bakımı da masrafsız; ne gübre ister, ne su… Biraz hayal, biraz iyi niyet, biraz da gündemi görmezden gelme çabası yeterli. Bir bakıyoruz, “Belki bu sene…” diye kıpırdanıveren yeni bir tomurcuk daha.
Aslında ülkece bir tarım mucizesi yaşıyoruz:
Her yıl başında yeşeren, yıl içinde solup giden, sonra bir sonraki yıl yine fışkıran umut fideleri…
Verim yüksek, beklenti bol, hasat sıfır.
Milletçe bir huyumuz var; ne yaşarsak yaşayalım “Bir dahaki sene daha iyi olacak” demeden duramıyoruz. Çünkü başka tutunacak dal bırakılmadı. Ekonomi daralır, maaş erir, etiketler yarışa girer, indirimler bindirim olur… Ama biz yine de umut tarlasına koşup dikiyoruz aynı tohumu: “Belki bu yıl…”
O yüzden yeni yıla girerken iç sesimiz şöyle diyor:
“Bu yıl her şey farklı olacak!”
Ama dış ses hemen düzeltiyor:
“Farklı olacak da… döviz kuruna bağlı tabii.”
Yine de pes etmiyoruz. Çünkü umudumuz çok değerli – öyle değerli ki yıllardır sürekli kaybolmasına rağmen bir şekilde yerine yenisi geliyor. Yenilenebilir enerji gibi; Yenilenebilir Umut Kaynağı.
Belki de sorun bizde değil; biz umut etmeye programlıyız. Sorun, o umudu her yıl çalıp götürenlerde. Ama olsun… Yine yeni bir yıla girerken umut çiçekleri açmaya başlıyor bile.
Ne diyelim?
Yeni yılın tüm umut hırsızlarına inat, umutlarımızın bereketi bol olsun(!)
Gerisi zaten “kısmet”.