Yağışlarla birlikte baraj seviyelerinde dikkat çeken artış yaşansa da tablo göründüğü kadar iyimser değil. Özellikle İstanbul’da doluluk oranlarının kısa sürede yaklaşık yüzde 20 artması, toplumda “rahat bir yaz” algısı oluşturdu.
Ancak geçen yılın verilerine bakıldığında, benzer seviyelerden başlayan doluluk oranlarının yıl sonunda kritik seviyelere kadar gerilediği hatırlatılıyor. Uzmanlara göre, birkaç haftalık yağışın oluşturduğu tablo, aylar sürecek kuraklığı telafi etmeye yetmiyor.
ASIL TEHLİKE: REHAVET
En büyük riskin ise yanlış algı olduğuna dikkat çekiliyor. “Barajlar doldu” haberleriyle birlikte su tüketiminin arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, Türkiye’nin sanıldığı gibi su zengini değil, “su stresi yaşayan bir ülke” olduğunu söylüyor. Hatta tablo daha da net: Türkiye, su fakiri olma yolunda ilerliyor.

KURAKLIK ARTIK GEÇİCİ DEĞİL!
İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklığın artık dönemsel değil, kalıcı bir risk haline geldiğini vurgulayan Adiller, şu uyarıyı yapıyor: “Sadece bu yaz değil, bundan sonra her yaz kuraklık riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”
Üstelik şehirlerde su kesintisi yaşanmaması, kuraklığın olmadığı anlamına gelmiyor. Kuraklık;
- tarımda verim kaybı
- toprakta çölleşme
- hayvancılıkta yem krizi
- ormanlarda yangın riskinin artması
gibi zincirleme etkilerle kendini göstermeye devam ediyor.
SU KAYBI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE
Sorunun yalnızca yağışla ilgili olmadığına dikkat çeken uzmanlar, altyapı ve kullanım alışkanlıklarının da büyük rol oynadığını belirtiyor. Türkiye genelinde su kayıp-kaçak oranının hâlâ yüzde 30’un üzerinde olması dikkat çekerken, tarımda yaygın olan vahşi sulama yöntemleri su tüketimini artırıyor.
ÇÖZÜM VAR AMA UYGULAMA ŞART
Uzmanlara göre çözüm aslında belli:
- Yağmur suyu hasadı
- Gri su geri dönüşümü
- Su verimliliği alışkanlığının kalıcı hale gelmesi...
Ancak bu adımların yaygınlaşması gerekiyor.
Türkiye için tablo artık net. Yağışlarla gelen geçici rahatlama, kalıcı bir çözüm değil. Uzmanların da altını çizdiği gibi mesele sadece bugün barajlarda ne kadar su olduğu değil, yarının nasıl yönetileceği. Bu nedenle şimdiden önlemlerin alınması gerekiyor.



