Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcının Türk varlıklarına olan iştahının Şubat ayının ikinci haftasında zirve yaptığını gösterdi. 13 Şubat 2026 ile biten haftada yurt dışı yerleşikler, piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle tam 1 milyar 314,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımı gerçekleştirdi. Bu rakam, son 5 haftalık tabloda tek bir haftada yapılan en yüksek tahvil alımı olarak kayıtlara geçti.

TAHVİL PİYASASINDA ŞUBAT RÜZGARI
Ocak ayının ortasından bu yana devam eden yabancı ilgisi, 13 Şubat haftasında adeta bir sıçrama yaşadı. 16 Ocak haftasında 1 milyar dolar sınırında olan, ardından 23 Ocak’ta 1,2 milyar dolara çıkan DİBS alımları, Şubat ayının ilk haftasında 255,6 milyon dolara kadar gerilemişti. Ancak 13 Şubat haftasında gelen 1,3 milyar dolarlık dev alım, yabancı fonların Türk tahvillerine olan güveninin sarsılmadan devam ettiğini ve kısa süreli durgunluğun yerini çok daha güçlü bir girişe bıraktığını kanıtladı.
HİSSE SENEDİNDE 11 HAFTALIK SERİ SÜRÜYOR
Yabancı yatırımcılar sadece tahvil tarafında değil, pay piyasasında da alıcı konumunu sürdürdü. Aynı hafta içerisinde 322,2 milyon dolarlık net hisse senedi alımı yapan yurt dışı yerleşikler, böylece Borsa İstanbul’daki alış serisini 11. haftaya taşımış oldu. 6 Şubat haftasında 134,3 milyon dolar olan hisse senedi girişi, bir sonraki hafta iki katından fazla artarak piyasaya moral verdi. Bu hamleyle birlikte yabancıların hisse senedi stok değeri 44 milyar dolar barajını aşarak 44 milyar 12,1 milyon dolara yükseldi.
GENEL TOPLAMDA REKOR SEVİYE YAKALANDI
Verilerin genel toplamına bakıldığında, 13 Şubat haftasındaki net değişim 2 milyar 995,1 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, tablodaki en yakın rakip olan 16 Ocak haftasındaki 4,1 milyar dolarlık (fiyat ve kur etkileri dahil) hareketliliğin ardından, arındırılmış bazda son dönemin en hacimli girişlerinden biri oldu. Yabancı yatırımcının tahvil stokundaki payının Şubat 2020’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşması, piyasalarda ekonomi yönetimine ve para politikasına duyulan güvenin bir yansıması olarak değerlendirildi.





