DÜNYA

Yeni bir Facebook hikayesi! Stanford'un Tinder'ını yaptı

Stanford Üniversitesi'nde geliştirilen ve her salı akşamı tek bir "ideal" aday sunan "Date Drop" adlı yeni flört uygulaması, kısa sürede kampüsteki öğrencilerin yüzde 67'sini kendine bağladı.

Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi, son dönemde akademik başarıların yanı sıra sıra dışı bir sosyal deney ve girişim hikayesiyle çalkalanıyor. Üniversitenin bilgisayar mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Henry Weng tarafından sadece üç haftada kodlanan "Date Drop" adlı yeni nesil flört platformu, kampüs yaşamını adeta ele geçirdi. Tinder tarzı sonsuz kaydırma (swipe) mekaniğini reddeden ve her salı akşamı saat 21.00’de kullanıcılarına sadece tek bir "ideal" eşleşme sunan platform, Silikon Vadisi’nin merkezinde adeta yeni bir "Facebook" dalgası yaratıyor.

SİLİKON VADİSİ TARZI FLÖRT: TEK SEFERDE TEK ADAY

Lisans eğitimini Stanford'da tamamlayan ve şu an yüksek lisansına devam eden Henry Weng ile öğrenci birliği başkanı Madhav Prakash önderliğindeki ekip tarafından Eylül 2025'te hayata geçirilen "Date Drop", klasik flört uygulamalarından çok farklı bir felsefeyle çalışıyor. Platformda sonsuz kaydırma ekranları veya anlık mesajlaşma karmaşası bulunmuyor. Kullanıcılar ilk başta; değer yargıları, yaşam tarzı, siyasi görüşler, kürtaj hakları ve hatta Donald Trump'a bakış açısı gibi konuları içeren detaylı bir anket dolduruyor.

Algoritma, bu verileri analiz ederek her hafta üyeleri birbiriyle eşleştiriyor. "Date Drop" sisteminin en can alıcı noktası ise zamanlaması. Her salı gecesi saat tam 21.00'de e-posta kutularına düşen tek bir eşleşme bildirimi, Stanford kütüphanelerinde, yurt odalarında ve ortak alanlarda adeta hayatı durduruyor. Öğrenciler hep birlikte bilgisayarlarını kapatıp o hafta algoritmanın kendilerine kimi seçtiğini görmek için ekran başına kilitleniyor.

KAMPÜSÜN YÜZDE 67'Sİ SİSTEME KAYITLI

Yaklaşık 7 bin 500 lisans öğrencisinin eğitim gördüğü Stanford Üniversitesi'nde, kısa süre içinde 5 binden fazla öğrenci platformu aktif olarak kullanmaya başladı. Bu oran, kampüsteki lisans öğrencilerinin yaklaşık yüzde 67'sine tekabül ediyor. Henüz yeni bir girişim olmasına rağmen şimdiden 2,1 milyon dolar değerinde bir risk sermayesi (Venture Capital) yatırımı çekmeyi başaran Date Drop; Columbia, Princeton, MIT ve Yale dahil olmak üzere 10'dan fazla seçkin üniversiteye daha yayılarak hızla büyüyor. Bu hızlı yükseliş, akıllara Mark Zuckerberg'in Harvard yatakhanesinde başlattığı Facebook'un ilk günlerini getiriyor.

BAŞARI BASKISI İLİŞKİLERİ "OPTİMİZE" ETMEYE ZORLUYOR

Uzmanlar ve öğrenciler, Date Drop çılgınlığının sadece geçici bir heves olmadığını, elit üniversitelerdeki ağır akademik baskının ve başarı odaklı kültürün bir sonucu olduğunu belirtiyor. Stanford ikinci sınıf öğrencisi Elena Zhang, durumu şu sözlerle özetliyor: "Stanford öğrencileri kişisel başarıya o kadar odaklanmış durumdalar ki, insan ilişkileri ve sosyalleşme doğal olarak arka plana itiliyor. Çoğu insan bırakın romantik bir ilişki kurmayı, sıradan bir sohbeti başlatmakta bile zorlanıyor."

Sistem, ilişki kurma kaygısını ve reddedilme korkusunu ortadan kaldırarak öğrencilere meşru bir buluşma bahanesi sunuyor. İlk kez eşleşen çiftler, kampüsteki anlaşmalı kafelere birlikte gittiklerinde ücretsiz içecek gibi jestlerle de destekleniyor. Ancak algoritmik uyum oranı yüzde 99'un üzerinde çıksa bile, bu eşleşmelerin ne kadarının kalıcı ve derin bağlara dönüşeceği konusu kampüste hala büyük bir tartışma konusu.

YASAL SAVAŞ VE RAKİPLERİN GÖLGESİ

Hızlı yükseliş, beraberinde ticari savaşları da getirdi. Kampüste uzun süredir benzer bir algoritmayla yıllık eşleşmeler düzenleyen "Marriage Pact" adlı bir diğer popüler öğrenci girişimi, geçtiğimiz Kasım ayında Date Drop’a bir ihtarname (cease-and-desist) gönderdi. Marriage Pact, kendi web tasarımlarının, gizlilik politikalarının, pazarlama metinlerinin ve soru havuzunun yaklaşık yüzde 25'inin Date Drop tarafından kopyalandığını iddia ediyor.

Date Drop kurucusu Henry Weng ise bu soruların ve konseptin tüm eşleştirme araçlarında benzer olduğunu savunarak yasal mücadeleye hazır olduklarını belirtiyor. Silikon Vadisi'nin göbeğindeki bu "aşkı formülize etme" savaşı, teknolojinin insan ilişkileri üzerindeki dönüştürücü gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.