Türk zeytinyağı sektörü, son iki sezondur ihracatta yaşanan kan kaybını durdurmak ve uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla stratejik bir yol haritası belirledi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) tarafından düzenlenen "Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması"nda bir araya gelen sektör paydaşları, geleceğe dair hedeflerini ortaya koyarken, doğru rekolte tespiti ve Avrupa Birliği’nden (AB) alınacak kota konularını gündemin ilk sırasına taşıdı. Sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, ihracat şampiyonları da ödüllerine kavuştu.

SEKTÖRÜN GELECEĞİ İÇİN PAYDAŞLAR ARASI GÜÇ BİRLİĞİ VURGUSU

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, zeytin ağacının tarladan sofraya uzanan serüvenini bilimsel temellere oturtmak istediklerini belirtti. Sektörün gelişiminin ancak Bakanlıklar, odalar, borsalar ve ihracatçı birliklerinin omuz omuza hareket etmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Uygun, stratejik bir öneme sahip olan zeytinyağının ithal girdiye bağımlı olmayan yapısıyla Türkiye’ye net döviz kazandırdığını hatırlattı. Başarılı bir ihracat stratejisinin temelinin doğru rekolte tespitinden geçtiğini ifade eden Uygun, hatalı verilerin sektörde telafisi güç zararlara yol açabilecek yanlış politikaların zeminini oluşturduğuna dikkat çekti.

AVRUPA BİRLİĞİ PAZARINDA KOTA VE ADİL REKABET BEKLENTİSİ

Türkiye'nin İspanya'nın ardından dünyanın en büyük ikinci zeytinyağı üreticisi konumuna ulaştığını belirten Başkan Emre Uygun, AB pazarında Türkiye'ye uygulanan 100 tonluk sembolik kotanın kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Kuzey Afrika'daki rakip ülkelere on binlerce tonluk gümrüksüz giriş hakkı tanınırken Türkiye'ye uygulanan bu sınırlamanın açık bir negatif ayrımcılık olduğunu savunan Uygun, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde zeytinyağı için hak edilen kotanın alınmasının kritik önemde olduğunu söyledi. Türk markalarının Avrupa raflarında yer alabilmesi için bu tarife engellerinin aşılması gerektiğini belirten Uygun, Brüksel'deki müzakerelerde sektörün tek ses olmasının devletin elini güçlendireceğini vurguladı.

KÜRESEL TİCARETTE YENİ DÖNEM VE GIDA MİLLİYETÇİLİĞİ

Dünya ekonomisinin hassas bir dönemden geçtiğini ifade eden İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç ise ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığına dikkat çekti. Pandemi ve bölgesel savaşların "gıda milliyetçiliği" kavramını ön plana çıkardığını belirten Kılıç, gıdanın artık sadece bir ticaret kalemi değil, toplumsal istikrar ve ulusal güvenliğin bir parçası haline geldiğini söyledi. Ticaret Bakanlığı olarak bu riskli ortamda hem iç piyasa dengesini korumayı hem de Türkiye'yi dünyanın en güvenilir gıda tedarikçisi yapmayı hedeflediklerini kaydeden Kılıç, bu süreci geçici bir kriz değil, küresel ticaretin yeni bir yapısal gerçeği olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

AMBALAJLI İHRACAT VE ARTAN DEVLET DESTEKLERİ

Türk tarım sektörünün 75 milyar dolarlık devasa bir hasılaya ulaştığını belirten Tayfun Kılıç, 2025 yılı itibarıyla tarım ürünleri ihracatının 32,6 milyar dolar seviyesine çıktığını ve bu performansın 2026 yılında da devam edeceğini öngördüklerini paylaştı. Zeytinyağı ihracatında ambalajlı ürün payının 2025 yılında yüzde 70’e ulaşmasının sevindirici bir gelişme olduğunu söyleyen Kılıç, ihracatçılara sunulan desteklerin de artarak süreceğini müjdeledi. 2025 yılında 33 milyar TL olan destek bütçesinin 2026'da 45 milyar TL'ye yükseltildiğini açıklayan Kılıç, fuar desteklerinden TURQUALITY’ye kadar geniş bir yelpazede sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirtti.

Kaynak: Kanal 6 Haber