Türkiye sermaye piyasalarının nabzını tutan "Halka Arz Eğilimleri Raporu 2025" kamuoyuyla paylaşıldı. Akalın Finans tarafından hazırlanan kapsamlı çalışma, geride bıraktığımız yılın halka arz adetleri bakımından son beş yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koyuyor. Raporda dikkat çeken en çarpıcı veri, 2024 yılında 34 olan işlem sayısının 2025'te 18'e kadar düşmesi oldu. Ancak bu sayısal gerilemeye rağmen, halka arz edilen şirketlerin borsadaki performansının BIST 100 endeksini geride bırakması, yatırımcı iştahının nitelik değiştirerek devam ettiğini gösteriyor. Özellikle BİST Halka Arz Endeksi'nin dolar bazında yüzde 39,5 artış göstermesi, piyasadaki değerleme fırsatlarının hala güçlü bir çekim merkezi olduğunu kanıtlıyor.
ŞİRKETLERİN MOTİVASYONU DEĞİŞTİ: BÜYÜME DEĞİL BORÇ ÖDEME
Akalın Finans Kurucu Ortağı Alper Akalın, 2025 yılının halka arz karakterinde yapısal bir kırılma yaşandığını ifade ediyor. Geçmiş yıllarda şirketler genellikle kapasite artırımı ve yeni yatırımları finanse etmek amacıyla halka açılırken, 2025 yılında temel motivasyon yüksek borçlanma maliyetlerinden kaçınmak ve bilançoları rahatlatmak oldu. Halka açılan şirketlerin ortalama Net Borç/FAVÖK oranının 1,2x seviyesinden 2,1x seviyesine yükselmiş olması, özsermaye finansmanının bir "nefes alma" aracı olarak kullanıldığını teyit ediyor. Yüksek reel faiz ortamı, şirketleri banka kredileri yerine sermaye piyasalarından kaynak bulmaya iten en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
SEKTÖREL DENGELERDE SANAYİDEN ENERJİYE KAYMA
2025 yılı sektörel dağılım açısından sanayi şirketlerinin geri planda kaldığı, enerji ve finans sektörlerinin ise domine ettiği bir yıl olarak kayıtlara geçti. Geçmiş dönemlerde halka arz gelirlerinin yarısından fazlasını göğüsleyen sanayi sektörünün payı yüzde 17'ye kadar gerilerken, defansif yapısıyla dikkat çeken enerji sektörü 5 işlemle liderliği ele aldı. Yüksek faiz ortamında karlılıklarını artıran faktoring şirketleri finans sektörünü hareketlendirirken, faiz hassasiyeti yüksek olan Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) tarafında sadece tek bir işlem gerçekleşti. Bu tablo, ekonomik konjonktürün ve faiz oranlarının hangi sektörleri doğrudan baskıladığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
YATIRIMCI İLGİSİ YILIN İKİNCİ YARISINDA YENİDEN CANLANDI
Yılın ilk yarısında bireysel yatırımcı katılımı 315 bin kişi seviyesinde kalarak oldukça zayıf bir performans sergilemişti. Ancak halka arz edilen şirketlerin işlem görmeye başladıktan sonra sergilediği güçlü fiyat performansları, yatırımcı algısını yılın ikinci yarısında pozitife çevirdi. İkinci yarıda katılımcı sayısı 516 bin kişiye yükselirken, talep çarpanı da 1,2 kattan 3,5 kata fırladı. Yatırımcıların yüksek değerleme çarpanlarına rağmen teknoloji ve enerji gibi primli sektörlere yönelmesi, seçici ama güçlü bir talebin varlığını sürdüğünü gösteriyor.
2026 ÖNGÖRÜSÜ: SANAYİ SEKTÖRÜ GÜÇLÜ BİR GERİ DÖNÜŞ YAPACAK
Gelecek yıl için beklentiler oldukça iyimser bir tablo çiziyor. Alper Akalın, 2026 yılında reel faizlerde beklenen kademeli düşüş ve düzenleyici otoritenin onay süreçlerindeki olası hızlanma ile birlikte işlem sayısının 30’a çıkabileceğini öngörüyor. Halihazırda halka arz için bekleyen yaklaşık 150 başvurunun bulunması, piyasadaki arz potansiyelinin ne kadar biriktiğini gösteriyor. Bekleyen başvuruların neredeyse yarısının sanayi sektöründen gelmesi, 2026'nın sanayi şirketlerinin yeniden sermaye piyasalarına ağırlığını koyduğu bir yıl olacağına işaret ediyor. Uzmanlar, biriken bu talebin karşılanmasının reel sektörün finansal sağlığı için kritik önem taşıdığını vurguluyor.




