Dünya siyasetinin en kritik savunma hattı olan New START (Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması), bugün itibarıyla tarih oldu. Washington ve Moskova hattındaki nükleer kısıtlamaların resmen kalkması, küresel güvenlik mimarisinde "denetimsiz bir karanlık çağ" endişesini beraberinde getirdi.

İşte yarım asırlık nükleer dengenin çöküşü ve dünyayı bekleyen yeni tehdit senaryosu:

Nükleer saatte son dakikalar: Rusya ve ABD anlaşamazsa füzeler üzerindeki kilitler kalkıyor!
Nükleer saatte son dakikalar: Rusya ve ABD anlaşamazsa füzeler üzerindeki kilitler kalkıyor!
İçeriği Görüntüle

NÜKLEER CEPHANELİKLERDEKİ ZİNCİRLER KIRILDI

ABD ve Rusya arasındaki son nükleer anlaşmanın süresinin dolmasıyla birlikte, dünyanın en büyük iki atom gücü üzerindeki tüm sayısal kısıtlamalar ve karşılıklı denetim mekanizmaları hukuken sona erdi. BM Genel Sekreteri António Guterres, bu anı "uluslararası barış için vahim bir dönüm noktası" olarak tanımladı. Guterres, yarım asır sonra ilk kez dünyanın en büyük iki nükleer gücünün, ellerindeki devasa cephaneliği sınırlayacak hiçbir bağlayıcı metne sahip olmadığını vurguladı.

GUTERRES’TEN "UKRAYNA" UYARISI: RİSK ONYILLARIN ZİRVESİNDE

Anlaşmanın sona ermesinin, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle nükleer söylemlerin sertleştiği bir döneme denk gelmesi endişeleri körüklüyor. Guterres, nükleer silah kullanım riskinin on yıllardır görülmemiş bir seviyeye ulaştığını belirterek, 1970 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT) da bu durumdan yara alabileceği konusunda uyardı. Nükleer gücü olmayan devletlerin, "büyük güçlerin silahsızlanma sözü" karşılığında bu silahlardan vazgeçtiği tarihi denge, artık büyük bir güven kriziyle karşı karşıya.

OBAMA VE MEDVEDEV’İN MİRASI ÇÖKTÜ

2010 yılında Prag’da Barack Obama ve Dmitry Medvedev’in imzalarıyla hayat bulan New START, stratejik nükleer başlık sayısını 1.550 ile sınırlayarak önemli bir silahsızlanma başarısı sağlamıştı. Bugün ise her iki liderden de uyarılar gecikmedi. Medvedev, durumun herkesi alarma geçirmesi gerektiğini savunurken; Obama, dünyayı daha güvensiz hale getirecek yeni bir silahlanma yarışının fitilinin ateşlenebileceğini yazdı.

TRUMP YÖNETİMİ VE MÜZAKERE KAPASİTESİ TARTIŞMASI

Joe Biden’ın başkanlık koltuğuna oturur oturmaz beş yıl uzattığı anlaşmanın tabutuna son çiviyi, Donald Trump yönetiminin tutumu çaktı. Trump, uluslararası sınırlamalara yönelik eleştirel tavrını sürdürürken, Putin’in bir yıllık geçici uzatma önerisi de Washington’da karşılık bulmadı. Gözlemciler, kariyer diplomatların devre dışı kaldığı bu süreçte, böylesine karmaşık bir anlaşmayı sürdürecek kurumsal mekanizmaların Trump döneminde felç olduğunu savunuyor.

RUSYA’DAN "SORUMLU AMA KARARLI" MESAJI

Anlaşmanın bitmesiyle birlikte Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, artık hiçbir "simetrik beyanla" bağlı olmadıkları ilan edildi. Moskova, her ne kadar "sorumlu ve ihtiyatlı" hareket edeceğini iddia etse de ulusal güvenliğin tehdit edilmesi durumunda "kararlı karşı önlemler" alınacağının altını çizerek dünyaya gözdağı verdi. Vatikan’dan yükselen seste ise Papa Leo XIV, bu hayati aracın yerine yenisi konmadan terk edilmesinin büyük bir vebal olduğu mesajını paylaştı.

21. YÜZYILIN YENİ DENKLEMİ: ÇİN FAKTÖRÜ

ABD tarafı ise masadaki tek sorunun Moskova olmadığını belirtiyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, nükleer stokunu hızla artıran ve yaklaşık 600 savaş başlığına ulaşan Çin’in içinde yer almadığı hiçbir silah kontrol anlaşmasının 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtamayacağını savundu. Ancak Çin, hâlâ Rusya ve ABD’nin 5 bini aşan başlık stokunun oldukça gerisinde olsa da kapasitesini en hızlı artıran güç olarak denklemi zorlaştırıyor.