Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletine bağlı San Diego kentinde infilak eden nefret dalgası, bölgenin en büyük camilerinden birini kana buladı. San Diego İslam Merkezi’ne yönelik iki genç tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda, aralarında bir güvenlik görevlisinin de bulunduğu üç kişi yaşamını yitirdi.
Kanlı eylemin ardından kaçan saldırganlar, olay yerinden birkaç blok ötede araçlarının içerisinde intihar etmiş halde bulundu. Federal ve yerel güvenlik birimleri, katliamı doğrudan bir "nefret suçu" şüphesiyle çok yönlü olarak mercek altına aldı.

SİLAHLARIN ÜZERİNDEKİ NEFRET DETAYI VE İNTİHAR NOTU
San Diego Polis Şefi Scott Wahl, saldırı öncesinde söz konusu camiye yönelik somut ve doğrudan bir tehdit istihbaratı almadıklarını belirtti. Ancak şüphelilerin geride genel içerikli nefret söylemleri barındıran izler bıraktığına dikkat çekti. Amerikan medyasından CNN'in emniyet kaynaklarına dayandırdığı çarpıcı bilgilere göre, eylemde kullanılan silahlardan en az birinin üzerinde ırkçı ve nefret içerikli ifadelerin kazınmış olduğu tespit edildi.

Ayrıca saldırganların intihar ettiği araçta yapılan incelemelerde, radikal ırksal üstünlük teorilerini ve ideolojik nefret mesajlarını içeren yazılı bir intihar notu ele geçirildi.
A shooting has taken place at the largest Islamic center in San Diego, USA
— NEXTA (@nexta_tv) May 19, 2026
Three people were killed, including a security guard. Five others were injured.
According to police, the attack is being treated as a hate crime. Anti-Islamic graffiti and a note containing racist… pic.twitter.com/8Yd00E3nUh
POLİS KATLİAMDAN ÖNCE ŞÜPHELİLERİN PEŞİNDEYDİ
Soruşturmanın en dikkat çekici detaylarından biri ise polisin eylemden saatler önce şüphelilerin peşinde olmasıydı. Polis Şefi Wahl'ın aktardığı kronolojiye göre, şüphelilerden birinin annesi, oğlunun intihar eğiliminde olduğunu belirterek emniyete kayıp ihbarında bulunmuştu.
Annenin ifadesi doğrultusunda evde yapılan incelemede üç adet ateşli silahın eksildiği ve aileye ait aracın yerinde olmadığı saptandı. Kimliği 17 yaşındaki Cain Clark olarak belirlenen zanlı ve yanındaki 18 yaşındaki suç ortağının askeri kamuflaj giydiği bilgisine ulaşan güvenlik güçleri, plaka tanıma sistemlerini ve teknolojik imkanları devreye soktu. Bölgedeki bir alışveriş merkezine ve şüphelilerin eğitim gördüğü bir okula acil uyarılar geçilip ekipler sevk edilirken, eş zamanlı olarak camiden gelen acı silah sesleri operasyonun seyrini değiştirdi.

GÜVENLİK GÖREVLİSİ DAHA BÜYÜK BİR TRAJEDİYİ ÖNLEDİ
Katliamın boyutlarının büyümesini engelleyen isim ise camide hayatını kaybeden güvenlik görevlisi oldu. Polis Şefi Scott Wahl, hayatını feda eden görevlinin hamlesi sayesinde onlarca insanın mutlak bir ölümden kurtulduğunu vurgulayarak, "Yaptıklarının tam anlamıyla kahramanca olduğunu söyleyebiliriz. Bugün hiç kuşkusuz büyük bir katliamı önledi ve hayat kurtardı" ifadelerini kullandı. Cemaat tarafından yakından tanınan ve 10 yılı aşkın süredir merkezde çalışan kahraman görevlinin Amin Abdullah olduğu açıklandı. Aileye yakınlığıyla bilinen Şeyh Osman İbn Faruk, Abdullah'ın insanları ve masumları koruma arzusu nedeniyle özellikle bu mesleği seçtiğini ifade etti. Bünyesinde 5 yaşından itibaren yüzlerce çocuğa dini ve dil eğitimi veren Al Rashid Okulu'nu da barındıran camiye, ihbarın ardından polis ekipleri 4 dakika gibi kısa bir sürede intikal etti.
DEHŞET ANLARI VE KÜRESEL REAKSİYONLAR
Polis ekipleri olay yerine yaklaştığı sırada çevreden yeni silah sesleri yükseldi; o esnada yakındaki bir işçiye ateş açıldığı ancak şans eseri yaralanan olmadığı bildirildi. Kısa bir süre sonra ise katliamı gerçekleştiren iki gencin, kaçtıkları araç içinde kendi hayatlarına son verdikleri anlaşıldı. Bölgeye sevk edilen polis helikopterlerinin kameralarına, dehşeti yaşayan bir düzineden fazla küçük çocuğun camiden el ele tutuşarak güvenli şekilde tahliye edildiği anlar yansıdı.
Saldırının ardından toplumsal dayanışma çağrıları gecikmedi. İslam Merkezi Direktörü İmam Taha Hassane, camilerin bu şekilde hedef alınmasını "dehşet verici" olarak nitelendirerek şehirdeki tüm ibadet merkezlerinin korunması gerektiğinin altını çizdi. Amerika'nın en büyük Müslüman sivil haklar savunucusu olan Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) saldırıyı sert bir dille kınarken, ABD Başkanı Donald Trump da yaşananları "korkunç bir durum" sözleriyle değerlendirdi.




