ABD Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinde "Yeni Beslenme Rehberi" adı altında yeni bir sayfa yayımlandı. "Gerçek yiyecekler yiyin" başlıklı sayfada, tüketim alışkanlıklarına ilişkin bir yol haritası paylaşıldı.
Sayfada, ABD'lilerin yüzde 50'sinin prediyabet veya diyabet hastası, yetişkinlerin yüzde 75'inin de en az bir kronik rahatsızlığı olduğuna dikkati çekildi.
ABD'de sağlık harcamalarının yüzde 90'ının kronik hastalıkların tedavisine gittiği belirtilen sayfada, bunların çoğunun beslenme ve yaşam tarzıyla bağlantılı olduğu aktarıldı.
Eski besin piramidi ile yıllardır işlenmiş gıdalara öncelik verilerek toplumun yanlış yönlendirildiğine işaret edilen sayfada, bunun sonucunda ise kronik hastalıklarla karşı karşıya kalındığı kaydedildi.
Buna karşılık, eski besin piramidini neredeyse tersine çeviren yeni bir besin piramidi kamuoyuyla paylaşıldı.
Sayfada, her öğünde hayvansal ve bitkisel kaynaklardan elde edilen, besin değeri yüksek proteinlere öncelik verilmesi, her gün 2 ila 3 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi önerildi.
Tam tahılların teşvik edildiği, rafine karbonhidratların ise önerilmediği sayfada, ayrıca vatandaşlara işlenmiş gıdadan kaçınmaları çağrısı yapıldı.
Beyaz Saray'ın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından ise "Amerika'yı yeniden sağlıklı hale getirin" (Make America Healthy Again) paylaşımı yapıldı. ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy'nin fotoğrafının yer aldığı paylaşımda, "Proteinle savaşı sona erdiriyoruz." ifadesi yer aldı.
TARTIŞMALAR BERABERİNDE GELDİ
Öte yandan, her öğünde protein alınmasını öneren piramit, ABD kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Bazı beslenme uzmanları, yağ oranı yüksek gıdaların teşvik edilmesine yönelik endişelerini dile getirerek, bunun bireylerin günlük kalori alımının en fazla yüzde 10'unu doymuş yağdan karşılama sınırına uymayı zorlaştırabileceğini belirtti.
Ayrıca yeni piramidin, Amerikan Kalp Derneği'nin kırmızı et, tereyağı ve benzeri yüksek yağlı hayvansal ürünlerin sınırlandırılması yönündeki tavsiyeleriyle çeliştiği kaydedildi.
Kırmızı et tüketiminin haftada bir ila üç kez, en fazla 350 gramla sınırlandırılmasına yönelik önerilerin de yeni besin piramidi önerileriyle örtüşmediğine dikkati çekildi.
PEKİ UZMANLAR NE DÜŞÜNÜYOR?
Uzman Diyetisyen Nazlı Deniz Ayyıldız Atak, ABD'nin bu rehberle büyük bir değişim yaptığını söylüyor. Karbonhidratların yer aldığı eski besin piramidinde onların yerini protein ve sebzenin ağırlıklı olduğunu söyleyen Atak, rehberin odağında artık kalori sayımının değil, gıdanın ne kadar işlendiği, doğallığı ve besin yoğunluğu olduğunu söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
"Ultra-işlenmiş ürünlerin; iştah regülasyonu, bağırsak mikrobiyotası, inflamasyon ve metabolik hastalık riski üzerindeki olumsuz etkilerine daha net bir vurgu yapılmaktadır. Bu bakış açısı, paketli ve endüstriyel ürünlerden uzaklaşıp, evde hazırlanabilen, içeriği sade ve doğal gıdalara yönelmeyi teşvik etmektedir."
Rehberde dikkat çeken bir diğer noktanın protein alımına önem verilmesi diyen Atak, "Günlük protein hedeflerinin birçok birey için kilogram başına 1.2–1.6 gram aralığına çıkarılması, kas kütlesinin korunması, metabolik sağlık ve uzun süreli tokluk açısından anlamlıdır. Ancak bu artışın, protein tozu veya ultra-işlenmiş ürünler üzerinden değil, gerçek gıda kaynaklarıyla sağlanması özellikle vurgulanmaktadır" ifadelerini kullanıyor.
YENİ REHBER BİR ZİHİNSEL DÖNÜŞÜM
Yeni beslenme rehberinin yağ konusunda daha esnek bir çizgi benimsediğini sözlerine ekleyen Uzman Diyetisyen Nazlı Deniz Ayyıldız Atak, tam yağlı süt ürünleri ve doğal yağların yeniden makul görüldüğünü, esas riskin şekerli ve ultra-işlenmiş gıdalarda olduğu vurguluyor.
Bağırsak mikrobiyotasının rehberin güçlü odaklarından biri olduğunu söyleyen Atak; lifli bitkiler, fermente gıdalar ve çeşitlilik desteklenirken, ultra-işlenmiş ürünlerin mikrobiyota çeşitliliğini zayıflattığı söyülyor: "Bu yaklaşım, beslenmenin yalnızca kilo kontrolü değil, bağışıklık, inflamasyon ve metabolik denge açısından da ele alınması gerektiğini göstermektedir" ifadelerini kullanıyor.
Son olarak Atak, yeni rehberde beslenme yaklaşımının önemli bir zihinsel dönüşümü temsil ettiğini sözlerine ekliyor ve şöyle devam ediyor: "Etiket okumaktan ziyade tabağa bakmak, kalori saymaktan ziyade gıdanın kalitesini sorgulamak ve ultra-işlenmiş ürünlerden uzaklaşıp gerçek gıdayı merkeze almak. Ancak bu dönüşümün sahada doğru uygulanabilmesi için kişiye özel değerlendirme ve profesyonel rehberlik her zamankinden daha önemlidir."
ÖNEMLİ OLAN BESİN KALİTESİ
Medicana Ataköy Hastanesi'nde görev alan Uzman Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, bu yeni piramidin "“kalori saymaktan ziyade besin kalitesine odaklanma” vurgusu içerdiğini söylüyor:
"Bu değişim: Özellikle işlenmiş gıdaların azaltılması, sebze-meyve ve kaliteli protein kaynaklarının artırılması toplum sağlığı açısından önemlidir. Özellikle “kalori saymaktan ziyade besin kalitesine odaklanma” vurgusu, güncel beslenme bilimiyle örtüşmektedir."
Ancak bir diyetisyen olarak bazı besin gruplarına verilen ağırlığın toplum açısından tartışmalara yol açabileceğinin de altını çiziyor:
"Örneğin: Tam tahıllar, karbonhidrat kaynakları ve yağ gruplarının konumlandırılması; her bireyin enerji gereksinimi, metabolik durumu ve sağlık geçmişi göz önüne alındığında genellenebilir bir yaklaşım sunmamaktadır. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan bireylerde yanlış beslenme algılarına yol açabilir."
Bu rehberin en güçlü yönünün “gıdanın kalitesi ve işlenmiş ürünlerden uzaklaşma” gibi modern beslenme hedeflerini vurgulaması olduğunu belirten Yılmaz, sözlerini şöyle tamamlıyor: "ancak genel nüfus için tek bir grafik veya modelin her bireyin beslenme, yaş, cinsiyet, sağlık durumu ve yaşam tarzı değişiklik göstereceğinden bireylerin ihtiyaçlarını yansıtamayacağını ve kişiye özel planlamalar oluşturulmalıdır."