Avrupa Birliği genelinde sığınma başvurularına ilişkin son veriler, yıllardır en çok başvuru alan ülke konumundaki Almanya’da tarihi bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. 2025 yılı verilerine göre, Avrupa’da en çok sığınma başvurusu yapılan ülke İspanya olurken, Almanya dördüncü sıraya kadar geriledi.

AVRUPA GENELİNDE BAŞVURULARDA CİDDİ DÜŞÜŞ
AB+ ülkelerine (AB üyeleri, Norveç ve İsviçre) yapılan sığınma başvuruları 2025 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık %19 oranında azaldı. Bu düşüşte özellikle Suriye, Bangladeş ve Türkiye kökenli başvuru sahiplerinin sayısındaki azalma etkili oldu. 2024 yılında 1 milyona yaklaşan yıllık başvuru sayısı, 2025’in ilk yarısından itibaren keskin bir iniş grafiği sergilemeye başladı.

İSPANYA VE İTALYA ZİRVEYE YERLEŞTİ
Yeni verilere göre, Avrupa’nın sığınma haritası yeniden şekillendi. 2025 yılında en fazla başvuru alan ilk beş ülke şu şekilde sıralandı:
-
İspanya: 141.035 başvuru (%21,1 pay ile AB genelinde birinci)
-
İtalya: 126.635 başvuru
-
Fransa: 116.370 başvuru
-
Almanya: 113.170 başvuru (Başvurular bir önceki yıla göre %31 azaldı)
-
Yunanistan: 55.380 başvuru
Almanya, uzun süredir elinde tuttuğu "en çok tercih edilen ülke" unvanını kaybederken; İspanya, özellikle Venezuela ve Kolombiya'dan gelen yoğun başvurularla listenin en üstüne yerleşti.
TÜRKİYE'DEN YAPILAN BAŞVURULARDA SERT DÜŞÜŞ
Haberde dikkat çeken bir diğer nokta ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının başvurularındaki değişim oldu. 2024 yılında en çok başvuru yapan ilk beş grup arasında yer alan Türklerin başvuru sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre %40 oranında azaldı. Buna rağmen Türkler, toplam başvurularda hâlâ beşinci sıradaki yerini koruyor.
BEKLEYEN DOSYA SAYISINDA ALMANYA HALA LİDER
Yeni başvurular azalsa da geçmişten gelen dosya yoğunluğu Almanya'nın üzerindeki yükü sürdürüyor. AB genelindeki toplam 1,2 milyon beklemede olan başvurunun yaklaşık %25’i (306.590 dosya) halen Almanya’da sonuçlandırılmayı bekliyor. Almanya’yı bu alanda İspanya ve İtalya takip ediyor.

AVRUPA'DA SAĞIN YÜKSELİŞİ: HALKIN TEPKİSİ POLİTİKALARI DEĞİŞTİRİYOR
Avrupa genelinde sığınma başvurularındaki bu keskin düşüşün temelinde, ülkelerin mültecilere yönelik ağırlaştırdığı yeni politikalar ve toplumsal değişimler yatıyor. Yıllardır süren kontrolsüz göç dalgaları; konut krizi, ekonomik daralma ve kültürel entegrasyon sorunlarını tetikleyerek yerel halk arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı. Bu tepki, Avrupa siyasetinde kartların yeniden karılmasına neden oldu:
-
Sağ Partilerin Yükselişi: Seçmenin göç konusundaki endişelerini merkeze alan sağ ve aşırı sağ partiler, birçok AB ülkesinde oylarını rekor seviyeye çıkararak iktidar ortağı oldu veya ana akım partileri daha sert önlemler almaya zorladı.
-
Sınır Kontrolleri ve Katı Yasalar: Almanya dahil pek çok ülke, "açık kapı" politikasından vazgeçerek sınır kontrollerini artırdı ve sığınma haklarını kısıtlayan yasal düzenlemeleri hayata geçirdi.
-
Halkın Tutumu: Sosyo-ekonomik baskılar altındaki yerel halkın göçmen karşıtı tutumu, hükümetlerin sığınmacılara sağlanan yardımları kesmesine ve sınır dışı süreçlerini hızlandırmasına zemin hazırladı.




