Dünya genelinde tırmanan jeopolitik gerilimler ve özellikle Orta Doğu merkezli çatışma bulutları, küresel moda devlerinin rotasını yeniden Türkiye’ye kırmasına neden oluyor. Pandemi döneminde Çin’e alternatif arayan Batılı markaların "güvenli liman" olarak seçtiği Türkiye, bugün Bangladeş’teki siyasi istikrarsızlık ve bölgedeki savaş riskiyle birlikte ikinci bir büyük sipariş dalgasının eşiğinde bulunuyor.

DEVLERİN RADARI TÜRKİYE’YE DÖNDÜ: ZARA’DAN KAPASİTE SORGUSU İDDİASI
Tekstil sektörünün kulislerinde dolaşan bilgilere göre, dünya moda devi Zara’nın Türkiye’deki büyük üreticileri İspanya’daki merkezine çağırarak "Acil durumda ne kadar ek kapasite sunabilirsiniz?" sorusunu yönelttiğine dair iddialar, sektördeki hareketliliğin en somut göstergesi oldu. Bangladeş gibi ucuz iş gücü merkezlerinde yaşanan teslimat krizleri ve Asya hattındaki lojistik riskler nedeniyle dev markaların alımlarını durdurarak siparişleri Türkiye ve Mısır aksına kaydırdığı belirtiliyor. Yakın tedarik (nearshoring) stratejisinin yeniden hayata geçmesiyle, Türkiye’nin hızlı ölçeklenebilen üretim kapasitesi küresel markalar için hayati bir çözüm haline gelmiş durumda.

TİM BAŞKANI GÜLTEPE: HAREKETLENME ŞİMDİDEN HİSSEDİLİYOR
Yaşanan bu süreçle ilgili görüşlerine başvurduğumuz Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, sahadaki hareketliliği doğrulayarak temkinli ama iyimser bir tablo çizdi. Gültepe, son dönemdeki gelişmeleri şu sözlerle özetledi:
"Küresel olayların etkisiyle bazı ürün gruplarında belirgin bir fiyat sorgulaması yaşanıyor. Henüz bu durumun sipariş rakamlarına yansımasını ilk 15 günlük periyotta tam olarak görmesek de farklı sektör gruplarıyla yaptığım görüşmelerde piyasada ciddi bir hareketlenmenin başladığını söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde bu ilginin ihracat rakamlarımıza artış olarak yansımasını bekliyoruz."
İTHİB BAŞKANI ÖKSÜZ: AVRUPALI MÜŞTERİ KAPASİTE SORMAYA BAŞLADI
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz ise özellikle Avrupa pazarından gelen talebe dikkat çekti. Lojistik darboğaz beklentisinin Türkiye'yi öne çıkardığını belirten Öksüz, sektöre dair şu kritik değerlendirmede bulundu:
"Avrupa’dan gelen müşterilerimiz hem kumaş hem de konfeksiyon tarafında kapasitelerimizi sorgulamaya başladılar. Lojistik anlamda yaşanabilecek sıkıntılar nedeniyle siparişlerin bizim bölgemize kayacağına dair güçlü bir beklenti var. Bu sürecin ne boyuta ulaşacağı savaşın süresine ve normalleşme hızına bağlı olsa da şu an için sorguların arttığını ve talebin bize yöneldiğini net bir şekilde görüyoruz; önümüzdeki günler tabloyu daha da netleştirecektir."
BANGLADEŞ’TE ÇÖKÜŞ: 240 FABRİKA KEPENK KAPATTI
Türkiye’ye kayan talebin arkasındaki en büyük nedenlerden biri ise dünyanın ikinci büyük hazır giyim üreticisi olan Bangladeş’teki dramatik gerileme. Şeyh Hasina hükümetinin çöküşü sonrası ekonomik "yoğun bakıma" giren ülkede, sadece son birkaç ayda 240 tekstil fabrikası kapandı. İşsizliğin rekor seviyelere ulaştığı ve ham madde ithalatının durma noktasına geldiği Bangladeş’te, siyasi belirsizlik ve bozulan kamu düzeni küresel markaların güvenini sarsmış durumda. ABD ile yapılan vergi anlaşmalarına rağmen siparişlerin durağan seyretmesi, dev alıcıların rotasını Bangladeş'ten güvenli üretim üssü Türkiye'ye çevirmesine yol açıyor.

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK FIRSAT: KRİZİ KALICI GÜCE DÖNÜŞTÜRMEK
İran-ABD-İsrail hattındaki gerilimlerin uzaması durumunda, Türkiye’nin organize sanayi bölgeleri ve yetişmiş iş gücüyle küresel tedarik zincirindeki rolünü kalıcı olarak güçlendirebileceği öngörülüyor. Uzak Doğu’dan ham madde temininde yaşanan aksamalara rağmen, Türk tekstil sektörünün hızlı reaksiyon verme ve pazarlama yeteneği bu krizi bir fırsata dönüştürme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, bu durumun sadece kısa vadeli bir talep patlaması değil, Türkiye’nin dünya moda üretimindeki yerini perçinleyecek stratejik bir dönüm noktası olabileceğine işaret ediyor.







