Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yayınladığı son haftalık bültende, piyasaları heyecanlandıran kritik bir karara yer verildi. Dünyanın en köklü finans kuruluşlarından biri olan Londra merkezli Barclays, Türkiye sermaye piyasalarına adım atmak için yaptığı başvurudan olumlu sonuç aldı. Barclays Menkul Değerler AŞ, SPK'dan aldığı resmi onayla birlikte artık Türkiye'de "kısmi yetkili aracı kurum" sıfatıyla boy gösterecek. Bu gelişme, küresel sermayenin rotasını yeniden Türkiye'ye çevirdiğinin en somut kanıtlarından biri olarak yorumlanıyor.
BORSA İSTANBUL’DA YENİ BİR REKABET DÖNEMİ BAŞLIYOR
Barclays’in Türkiye piyasasına girişi, Borsa İstanbul için sadece yeni bir oyuncunun gelişi değil, aynı zamanda küresel standartlarda bir rekabetin habercisi niteliğini taşıyor. Kısmi yetkili aracı kurum statüsü kazanan finans devi, yatırımcıların Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştireceği işlemlere doğrudan aracılık edebilecek. Küresel ölçekte devasa bir müşteri ağına ve işlem hacmine sahip olan Barclays’in, Borsa İstanbul’daki derinliği artırması ve piyasa likiditesine pozitif katkı sunması bekleniyor.
DEV BANKANIN FAALİYET ALANLARI VE STRATEJİK SINIRLARI
SPK tarafından verilen yetki çerçevesinde Barclays Menkul Değerler AŞ’nin çalışma sahası da netleşti. Şirket, yurt içinde işlem aracılığı faaliyetlerinin yanı sıra sınırlı saklama hizmeti alanlarında da aktif rol üstlenecek. Bu kapsamda hisse senedi işlemleri başta olmak üzere çeşitli yatırım araçlarının alım-satım süreçlerini yönetecek olan kurum, kurumsal ve bireysel yatırımcılar için kritik bir köprü görevi görecek. Uzmanlar, Barclays’in sunacağı sınırlı saklama hizmetinin, yabancı kurumsal yatırımcıların Türkiye'ye yönelik güven endeksini yukarı taşıyacağına dikkat çekiyor.
KÜRESEL FİNANSIN GÖZÜ TÜRKİYE’NİN ÜZERİNDE
Londra merkezli devin bu hamlesi, Türkiye sermaye piyasalarının küresel finans sistemiyle olan entegrasyonunu pekiştiren stratejik bir eşik olarak kabul ediliyor. Piyasa temsilcileri, Barclays gibi bir markanın yerel piyasada operasyon başlatmasının, diğer uluslararası devleri de teşvik edebileceğini belirtiyor. Özellikle son dönemde artan yabancı yatırımcı ilgisiyle birleşen bu karar, Türkiye’ye yönelik finansal güvenin tescili olarak görülürken, önümüzdeki dönemde yabancı sermaye girişlerinin hız kazanması öngörülüyor.