New York’taki BM Genel Merkezi’nde kırmızı alarmlar çalıyor. Genel Sekreter Antonio Guterres’in üye ülkelere gönderdiği uyarı mektubu, örgütün sadece nakit sıkıntısı çekmediğini, aynı zamanda faaliyetlerini durdurma noktasına geldiğini ortaya koydu. Ancak bu mali tablo, basit bir bütçe açığından ziyade, değişen küresel dengelerin ve ABD’nin uluslararası kurumlara bakışındaki radikal değişimin bir yansıması olarak okunuyor.
NATO’DAN SONRA SIRADA BM Mİ VAR?
Krizin teknik nedeni aidatların ödenmemesi olsa da, siyasi arka planı çok daha derin. ABD yönetimi, bir süredir NATO üyelerine yönelik "Herkes elini cebine atsın" baskısını sürdürürken, benzer bir mali disiplin ve sorgulama sürecini BM nezdinde de işletiyor.
Rakamlar bu stratejik geri çekilmeyi doğruluyor. BM yetkililerinden alınan bilgilere göre, örgütün bütçe açığının yaklaşık yüzde 95’inden tek başına ABD sorumlu. Washington’ın birikmiş aidat borcu 2,2 milyar doları, barış gücü operasyonları için ödemesi gereken tutar ise 1,9 milyar doları bulmuş durumda. Toplamda 4 milyar doları aşan bu ‘ödenmemiş fatura’, BM’yi hareket edemez hale getirdi.
EYLÜL’DEKİ BÜYÜK BULUŞMA İPTAL OLABİLİR
Mali uçurumun kenarındaki örgüt için takvim daralıyor. Eğer beklenen ödemeler yapılmazsa, New York’taki genel merkezin Ağustos ayında kapılarına kilit vurabileceği belirtiliyor. Daha vahim senaryo ise Eylül ayında dünya liderlerini bir araya getiren BM Genel Kurulu’nun iptal edilme riski. Diplomatik çevreler, "Soğuk Savaş döneminde bile kapanmayan kapıların, faturalar ödenmediği için kapanması küresel sistemin iflası olur" yorumunu yapıyor.

ÇİN’DEN RÖTAR, SİSTEMDEN HATA
ABD’nin "isteksiz ödeyici" konumuna geçmesi, diğer süper güçlerin de davranışlarını etkiliyor. BM bütçesine en çok katkı sağlayan ikinci ülke olan Çin’in de ödemeleri yıl içine yayarak geciktirmesi, nakit akışını daha da bozuyor.
Buna ek olarak BM’nin 1945’ten kalma tüzüğü de elleri kolları bağlıyor. Mevcut kurallar gereği örgüt, harcanmayan bütçeyi üye ülkelere iade etmek zorunda olduğu için "kötü günler" için kenara para ayıramıyor.
‘YAPTIRIM GÜCÜ’ YOK, ‘REST ÇEKME RİSKİ’ VAR
Alman Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü uzmanı Ronny Patz’ın analizine göre, ABD’yi ödeme yapmaya zorlayacak hukuki bir mekanizma bulunmuyor. Mevcut sistemde en ağır ceza oy hakkının askıya alınması olsa da, Washington gibi bir süper güce karşı bu kartı oynamak kolay değil. Uzmanlar, ABD’ye yapılacak sert bir "borcunu öde" baskısının, Beyaz Saray’da "O zaman biz de örgütten çekiliriz" restine dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Bu durum, Avrupa Birliği’nin (AB) son dönemde neden NATO ve ABD’den bağımsız, kendi savunma ve ticaret mekanizmalarını kurmaya çalıştığının da bir başka göstergesi olarak masada duruyor.





