Türkiye beyaz eşya sektörü, 2026 yılına oldukça zorlu bir başlangıç yaparak hem iç hem de dış pazarda ciddi bir daralma ile karşı karşıya kaldı. Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) tarafından paylaşılan son verilere göre, ocak ve şubat aylarını kapsayan yılın ilk iki ayında üretim, ihracat ve iç satış rakamlarının tamamında çift haneli gerilemeler kaydedildi. Sektör temsilcileri, küresel talepteki zayıflığın yanı sıra artan maliyet baskılarının üretimi durma noktasına getirdiğine dikkat çekiyor.
İHRACAT VE ÜRETİMDE SERT DÜŞÜŞ YAŞANIYOR
Yılın ilk iki ayına ilişkin veriler, sektörün dış pazarlardaki rekabet gücünün zayıfladığını ortaya koyuyor. Ocak-Şubat döneminde ihracat, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 19 gerileyerek 2,6 milyon adet seviyesine düştü. Özellikle Şubat ayı özelinde bakıldığında üretimdeki daralmanın yüzde 31 gibi kritik bir seviyeye ulaşması, sanayideki yavaşlamanın boyutlarını gözler önüne serdi. Toplam satış hacmi ise hem iç hem dış pazardaki kayıpların etkisiyle yüzde 18 oranında azalarak 4,06 milyon adede geriledi.
İÇ PAZARDAKİ DARALMA YÜZDE 14 SEVİYESİNDE
Yerel piyasada da tüketicinin talebi belirgin şekilde azaldı. Altı ana ürün grubunu kapsayan verilere göre, iç satışlar yılın ilk iki ayında yüzde 14 oranında düşüşle 1,4 milyon adet olarak gerçekleşti. Şubat ayında iç satışlardaki gerilemenin yüzde 10 ile nispeten daha sınırlı kalmasına rağmen, genel tablonun negatif seyretmesi sektör paydaşlarını endişelendiriyor. Sektör temsilcileri, iç pazardaki bu daralmanın devam etmesi durumunda perakende ve servis ağlarının da bu durumdan olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor.
ANTİ-DAMPİNG SORUŞTURMASI MALİYETLERİ TEHDİT EDİYOR
TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, sektörün performansını etkileyen en büyük risklerden birinin hammadde maliyetleri olduğunu vurguladı. Özellikle soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı yassı çeliğe yönelik yürütülen anti-damping soruşturmasının, üretim maliyetleri üzerinde belirleyici bir rol oynayacağına işaret eden Şengül, bu sürecin sonunda gelebilecek ilave yüklerin nihai ürün fiyatlarına doğrudan yansıyabileceğini söyledi. Şengül ayrıca, bu tür ek maliyetlerin sadece fiyatları değil, aynı zamanda istihdamı ve tedarik zincirinin genel sağlığını da tehlikeye atabileceği konusunda uyarılarda bulundu.





