Bank of America (BofA) Global Research, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı son raporda makroekonomik politikaların mevcut düzeltme sürecini desteklediğini vurguladı. Raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) reel kur değerlenmesine olan bağlılığına dikkat çekilirken, olası sermaye çıkışlarını finanse edebilecek düzeyde yeterli rezerve sahip olduğu ifade edildi. Kurumun analizine göre, Ocak ayında görülen yüksek aylık enflasyonun ardından gıda fiyatları kaynaklı baskıların Şubat ayında da etkisini sürdürmesi bekleniyor. BofA ekonomistleri, Şubat ayı için aylık enflasyonun yüzde 2,76 seviyesinde gerçekleşeceğini, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,27 bandına yükseleceğini öngörüyor.
KADEMELİ FAİZ İNDİRİM DÖNGÜSÜ MART AYINDA BAŞLAYABİLİR
Para politikası tarafında dikkat çekici tahminlerde bulunan BofA, TCMB’nin 12 Mart tarihindeki toplantısında faiz indirim döngüsüne start verebileceğini öngörüyor. Raporda, politika faizinin 50 baz puanlık bir indirimle yüzde 36,50 seviyesine çekileceği tahmini yer aldı. Bu başlangıcın ardından Nisan ayından itibaren sürecin hızlanması ve Aralık ayındaki son 50 baz puanlık dokunuşa kadar her ay 100 baz puanlık indirimler yapılması bekleniyor. Yılın yüzde 31 seviyesinde tamamlanacağı öngörülürken, bu kademeli gevşeme sürecinin reel faizleri yüksek tutmaya devam edeceği ve bu sayede Türk Lirasına olan talebin korunacağı belirtiliyor.
MALİ DİSİPLİN VE ENFLASYONDAKİ RİSK FAKTÖRLERİ
Dezenflasyon sürecinde mali disiplinin oynadığı role de vurgu yapan raporda, Ocak ayında 12 aylık birikimli faiz dışı fazlanın GSYH’nin yüzde 0,7’sine ulaştığına işaret edildi. Banka, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 24 olarak korumaya devam etse de petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iç talebin dirençli yapısı nedeniyle yukarı yönlü risklerin masada kalmaya devam ettiğini kaydetti. Kamu maliyesindeki sıkı duruşun, Merkez Bankası’nın elini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.
DOLAR KURU VE GELECEK PERSPEKTİFİNDEKİ RİSKLER
Döviz kurlarına ilişkin beklentilerini de paylaşan BofA, USD/TRY paritesinin 2026 yılı sonunda 50,7 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Ancak bu baz senaryonun gerçekleşmesi önünde bazı engeller bulunduğu da hatırlatıldı. Özellikle jeopolitik riskler, yüksek seyreden enerji maliyetleri ve yerel yatırımcıların dolarizasyon eğilimleri, önümüzdeki dönemin en temel risk faktörleri olarak sıralandı. Kurum, bu risklerin yönetilmesinin ekonomik istikrarın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığının altını çizdi.