Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, afetin finansal boyutuna ve koruma açığına dikkat çekti. Yaşar'ın paylaştığı veriler, binaların betonu kadar finansal dayanıklılığın da ne denli hayati olduğunu gözler önüne serdi.
SİGORTALI KISIM DEVEDE KULAK KADAR
Depremin yarattığı toplam ekonomik etkinin yaklaşık 103 milyar dolar olduğunu belirten Yaşar, sigorta sektörünün DASK ve özel sigortalar dahil olmak üzere bu süreçte 5 milyar dolar hasar ödemesi yaptığını açıkladı. Bu tabloyu "iki önemli gerçeğin itirafı" olarak yorumlayan Yaşar, şu tespiti yaptı:
"Sigorta sistemi, afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak kritik bir rol oynadı. Ancak daha önemlisi; ekonomik kaybın çok büyük bir kısmı sigorta koruması dışında kaldı. Açık söylemek gerekirse Türkiye'deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır."
“ŞEHİRLER SADECE BETONLA İNŞA EDİLMEZ”
Afet sonrası hayatı yeniden başlatan asıl gücün fiziki inşaat değil, ekonomik süreklilik olduğunu vurgulayan Yaşar, sigortanın bir gider kalemi olarak görülmesi alışkanlığının değişmesi gerektiğini vurgulayarak şu sözleri kullandı:
"Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Afet kaynaklı kayıplar hala büyük oranda vatandaşın cebinden veya kamu bütçesinden karşılanıyor. Oysa risk, tabana yayıldığında yönetilebilir hale gelir. Sigorta, işletmenin kapanmasını önler, istihdamı korur ve kamunun yükünü hafifletir."
"YENİ DÖNEMDE SİGORTA ŞART"
Yeniden inşa sürecinde güvenin tesis edilmesi için yeni enstrümanlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Yaşar, özellikle "Bina Tamamlama Sigortası"na dikkat çekti. Yaşar, projelerin yarım kalma riskine karşı hem hak sahiplerini hem de finansal sistemi koruyan bu modelin, inşaat sektörünün geleceği için kritik bir araç olduğunu ifade etti.




