Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Orta Afrika’da hızla yayılan ve ölüm oranı son derece yüksek olan ölümcül Ebola virüsü salgını nedeniyle en üst düzey alarm seviyesine geçerek "uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu" (PHEIC) ilan etti. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Ituri eyaletinde patlak veren ve komşu ülke Uganda’ya da sıçrayan salgın, küresel sağlık otoritelerini harekete geçirdi.

Örgüt, salgının henüz küresel bir pandemi niteliği taşımadığını vurgulasa da virüsün coğrafi yayılım hızı ve vaka sayılarındaki artış eğilimi nedeniyle durumun olağanüstü bir küresel tehdit barındırdığı uyarısında bulundu.

ÖLÜM ORANI YÜZDE 50: ONAYLI BİR AŞI VEYA TEDAVİSİ BULUNMUYOR

Resmi makamlardan alınan son verilere göre salgın bölgesinde şu ana kadar 246 şüpheli vaka tespit edilirken, en az 80 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında virüsle en ön safta mücadele eden en az dört sağlık çalışanının da bulunması alarmın rengini kırmızıya çevirdi. Yapılan laboratuvar analizleri, salgına Ebola virüsünün nadir ve tedavisi olmayan "Bundibugyo" suşunun (varyantının) neden olduğunu tescilledi.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, söz konusu varyantın ortalama yüzde 50 gibi son derece yüksek bir ölüm oranına sahip olduğuna dikkat çekti. Mevcut durumda Bundibugyo suşuna karşı geliştirilmiş onaylı bir aşının ya da spesifik bir ilaç tedavisinin bulunmaması, uluslararası kamuoyundaki endişeleri daha da derinleştiriyor.

VİRÜS SINIRLARI AŞTI: MADEN OCAKLARI TEHLİKENİN MERKEZİNDE

Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Afrika CDC), salgının ilk olarak yoğun bir nüfus hareketliliğine sahip olan Mongbwalu’daki madencilik bölgesinde başladığını aktardı. Enfekte olan madencilerin tedavi arayışıyla Bunia ve Rwampara gibi kentsel alanlara seyahat etmesi, virüsün yayılım alanını genişletti.

Yaşanan bu hareketlilik, virüsün ülke sınırlarını aşarak komşu Uganda’nın başkenti Kampala’ya kadar ulaşmasına yol açtı. Uganda’da Kongo bağlantılı iki vaka doğrulanırken, bu kişilerden biri yaşamını yitirdi.

Doğu Kongo’da yıllardır süregelen insani kriz, düzensiz sınır geçişleri, yoğun ticaret faaliyetleri ve yetersiz sağlık altyapısı, virüsün kontrol altına alınmasını zorlaştıran en büyük yapısal engeller olarak öne çıkıyor. Bölge halkı, teşhis edilemeyen ani ölümler ve her gün tanıklık ettikleri cenaze sahneleri yüzünden büyük bir korku ve panik içinde yaşadıklarını belirtiyor.

KISITLAMA YERİNE TEMASLI TAKİBİ VE DENEYSEL İLAÇ ÇAĞRISI

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, enfekte kişilerin gerçek sayısı ve salgının gerçek yayılım alanı konusunda ciddi belirsizliklerin bulunduğunu ifade ederek en kısa sürede Acil Durum Komitesi’ni toplayacağını açıkladı. Örgüt, sınırların kapatılmasına veya ülkeler arası seyahat ve ticaretin kısıtlanmasına ise kesin bir dille karşı çıktı.

Bu tür katı önlemlerin ticareti baltalayacağını ve insanları izlenemeyen kaçak sınır geçişlerine yönlendirerek salgını daha da kontrolden çıkaracağını belirten DSÖ, devletlere farklı bir strateji önerdi.

Bu kapsamda sınır kapılarında tarama faaliyetlerinin sıkılaştırılması, laboratuvar kapasitelerinin artırılması ve en önemlisi temaslı takibi ile izolasyon mekanizmalarının tam kapasite devreye alınması çağrısı yapıldı. DSÖ ayrıca, aralarında bazı antiviral ilaçlar ve monoklonal antikorların da yer aldığı deneysel aşı ve tedavi yöntemleri için bölgede acil klinik denemelerin başlatılmasını talep etti.

Kaynak: Kanal 6 Haber