Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), ekonomi gündeminde geniş yankı uyandıran 26’ncı Para Politikası Değerlendirme Notu’nu kamuoyuna duyurdu. Yayımlanan analizde, enflasyon görünümüne dair risklerin ciddiyetini koruduğu ve fiyat artış beklentilerinin hedeflenen seviyelerin üzerinde kalmaya devam ettiği vurgulandı. Vakıf, mevcut ekonomik koşullar altında politika faizinin sabit tutulmasını uygun bulsa da rezervlerdeki olası kayıplara karşı net bir ek sıkılaştırma uyarısında bulundu.
ENFLASYON GÖRÜNÜMÜ VE BEKLENTİLERDEKİ SAPMA DİKKAT ÇEKİYOR
Değerlendirme notunda yer alan verilere göre, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon rakamları yüksek seviyelerdeki seyrini sürdürüyor. Özellikle son iki aylık enflasyon ortalamasının yıllıklandırılmış değerinin, 2026 yıl sonu için hedeflenen enflasyon aralığının üst sınırını belirgin bir şekilde aşmış olması endişe verici bir tablo olarak nitelendirildi.
Farklı kesimlerin gelecek 12 aya dair enflasyon beklentilerinin birbirinden farklılaşsa da tamamının hedeflenen oranların üzerinde kalması, fiyatlama davranışlarında bir atalet oluştuğuna işaret ediyor. Bu durumun enflasyonla mücadele sürecini daha karmaşık hale getirdiği ve beklentilerin çıpalanamamasının makroekonomik istikrar üzerinde baskı kurduğu ifade edildi.
KÜRESEL BELİRSİZLİKLER VE DIŞ RİSKLER TAKİPTE
Haberin detaylarında, yurt içi faktörlerin yanı sıra küresel gelişmelerin de yakından izlendiği belirtiliyor. Özellikle Orta Doğu’da süregelen savaş durumunun enerji, emtia ve uluslararası taşımacılık maliyetleri üzerinde yarattığı belirsizliklerin enflasyon görünümünü olumsuz yönde tetikleyebileceğine dikkat çekildi. Küresel piyasalardaki bu hareketliliğin, Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan piyasalar için risk teşkil ettiği ve politika yapıcıların bu süreçte tetikte olması gerektiği hatırlatıldı.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE REFORM VE MALİ DİSİPLİN ÇAĞRISI
TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, enflasyonla mücadelenin yalnızca Merkez Bankası’nın para politikası araçlarıyla kazanılamayacağının altını çizdi. Bu süreçte maliye politikası ve yapısal reformların kritik bir rol üstlenmesi gerektiği belirtildi. Kapsamlı bir vergi reformunun hayata geçirilmesi, kayıt dışı ekonomiyle daha etkin mücadele edilmesi ve kamu harcamalarının verimlilik esasına göre yeniden yapılandırılması gibi adımların bütçe açığını azaltacağı öngörülüyor. Ayrıca, piyasadaki rekabet ortamının iyileştirilmesi ve fiyatlama davranışlarını bozan yapısal sorunların çözülmesinin, para politikasının etkinliğini artıracağı değerlendirildi.
REZERV KAYIPLARI DURUMUNDA FAİZ ARTIŞI SEÇENEĞİ MASADA
Raporun en kritik kısmında ise merkez bankası rezervleri ve faiz politikası arasındaki ilişkiye değinildi. Mevcut operasyonel çerçevenin korunmasının şu an için makul olduğu ifade edilse de rezerv kayıplarının sürmesi halinde ekonomi yönetiminin hızlı hareket etmesi gerektiği savunuldu. Böyle bir senaryoda, faiz artırımı da dahil olmak üzere ilave parasal sıkılaştırıcı önlemlerin gecikmeden gündeme alınması gerektiği vurgulanarak, piyasalara net bir mesaj verildi.