Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), yayınladığı 2025 Emeklilik Raporu ile dünya genelindeki emeklilik sistemlerinin karşı karşıya olduğu büyük mali yükü gözler önüne serdi. Rapor, hızla yaşlanan dünya nüfusunun işgücü piyasaları ve sosyal güvenlik fonları üzerindeki baskısına dikkat çekti. Verilere göre, Türkiye, 2050 sonrasındaki dönemde yaşlı nüfusu en hızlı artacak ülkeler sıralamasında üst basamaklarda yer alacak. OECD, yaşlanma etkilerini dengelemek için devletlerin, emeklilerin iş hayatında kalmasını teşvik eden düzenlemelerin hayata geçirmesini tavsiye etti.

2050'DE DAHA YAŞLI BİR DÜNYA

OECD verilerine göre, 65 yaş ve üstü grubun çalışma çağı (20-64 yaş) nüfusuna oranı 2025'te OECD genelinde %33'e yükselmiş durumda. Bu oranın 2050'ye kadar %52'ye ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin demografik yapısı hızla değişirken, 2050'de yaşlı nüfus oranı OECD ortalamasını geçecek. Raporda, yüksek yaşlanma hızının ana nedenleri olarak "baby boomer" kuşağının emekliliği ve doğurganlık oranlarındaki keskin düşüşler gösterildi.

İSTİHDAM ORANINDA EN GERİDEYİZ

Raporda, Türkiye’deki emeklilik sonrası çalışma kısıtlamaları ağır bir dille eleştirildi. OECD, emeklilik yaşı geçtikten sonra çalışmaya devam edenlerin maaşlarının kesilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını hayati bir reform olarak önerdi. Bu tür kısıtlamaların, bireyleri daha uzun süre çalışmaya yönlendirme hedefine ters düştüğü belirtildi.

Ayrıca, Türkiye'nin 55-64 yaş grubundaki istihdam oranı %38 ile OECD ülkeleri arasındaki en düşük seviyede bulunuyor. OECD, çalışmaya devam eden emeklilerin üretime ve vergi gelirlerine sağladığı önemli katkıyı vurgulayarak, bu kişilerin emekli aylıklarının kesilmeden çalışmalarının önünün açılmasını talep etti.

Raporun bulguları, Türkiye’nin emeklilik sistemini uzun vadede finansal olarak sürdürülebilir kılmak için zorlu ve kapsamlı reformların şart olduğunu söylüyor.