Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesindeki ekonomistler tarafından hazırlanan "Merkezin Güncesi" blogunda, “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri ve Hissedilen Enflasyon” başlığıyla yeni bir analiz yayımlandı. Analizde, enflasyon dinamiklerinin sadece rakamlardan ibaret olmadığı, tüketim-tasarruf kararları ve fiyatlama davranışlarını doğrudan etkileyen "beklenti" kanalının dezenflasyon sürecinde kritik bir rol oynadığı vurgulandı. Özellikle hanehalkı beklentilerinin, resmi enflasyon verilerinin neden her zaman üzerinde seyrettiğine dair çarpıcı bulgular paylaşıldı.

BEKLENTİLERDEKİ MAKASIN NEDENİ: HİSSEDİLEN ENFLASYON
Yapılan incelemeye göre, son 10 yıllık dönemde hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi, mevcut enflasyon düzeyinin ve diğer ekonomik aktörlerin tahminlerinin oldukça üzerinde kalıyor. Piyasa katılımcıları dezenflasyon öngörüsüyle manşet enflasyondan daha düşük bir beklenti sergilerken, hanehalkının beklentileri enflasyonun düşük olduğu yıllarda bile ortalama 10 puan yukarıda seyrediyor. Bu durumun temelinde ise dünya genelinde de gözlenen "hissedilen enflasyon" kavramı yatıyor. Ekonomik aktörler arasında enflasyonu tahmin etmede en yüksek hata payına sahip olan hanehalkı, beklentilerini oluştururken resmi rakamlardan ziyade kendi cüzdanına yansıyan maliyet artışlarını baz alıyor.

GIDA VE KİRA HARCAMALARI BEKLENTİLERİ ŞEKİLLENDİRİYOR
Hanehalkı beklentilerinin yüksek seyretmesindeki en büyük etken, tüketim sepetinde yer alan ve sık tekrarlanan harcamalar olarak öne çıkıyor. Gıda ve enerji gibi düzenli harcama kalemleri küresel ölçekte beklentileri en çok etkileyen faktörlerken, Türkiye özelinde bu listeye kira harcamaları da güçlü bir şekilde dahil oluyor. Uzun süredir manşet enflasyonun üzerinde seyreden kira artışları, hanehalkının enflasyon algısını yukarı çekerek resmi verilerle beklentiler arasındaki makasın açılmasına neden oluyor. Analiz, hissedilen enflasyonun 5 veya 10 gibi yuvarlak rakamlarda yoğunlaşmasının da psikolojik bir "yuvarlama etkisi" yarattığına dikkat çekiyor.

DEZENFLASYON SÜRECİNDE İLETİŞİMİN KRİTİK ROLÜ
Enflasyon beklentilerinin yönetilmesinde Merkez Bankası ile kurulan iletişimin gücü belirleyici bir unsur olarak nitelendiriliyor. Hanehalkının Merkez Bankası hakkındaki bilgiyi edinme kaynakları incelendiğinde, Türkiye'de televizyon ve radyonun yanı sıra sosyal medyanın da çok güçlü bir mecra haline geldiği görülüyor. Bu durum, TCMB'nin yürüttüğü çok kanallı iletişim faaliyetlerinin dezenflasyon sürecindeki önemini artırıyor. Analizin sonuç bölümünde, para politikasındaki sıkı duruşun devamıyla birlikte enflasyonun düşüşe geçmesi ve bu sürecin etkin iletişimle desteklenmesiyle hanehalkı beklentilerinde kademeli bir iyileşmenin beklendiği ifade ediliyor.





