Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan nisan ayı verileri, ekonomi dünyasında geniş yankı uyandırdı. Tüketici Fiyat Endeksi nisan ayında piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak aylık bazda yüzde 4,18 oranında artış gösterdi. Bu yükselişle birlikte yıllık enflasyon yüzde 32,37 seviyesine ulaşırken, üretici tarafında da hareketlilik gözlendi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi yıllık bazda yüzde 28,59, aylık bazda ise yüzde 3,17 oranında artış kaydetti.
Akademisyenler, gelişmeleri Kanal 6 Haber Ekonomi Müdürü Tuba Tunca'ya değerlendirirken; enerji maliyetleri, gıda fiyatlarındaki yapısal sorunlar ve para politikası kararları çerçevesinde çarpıcı analizlerde bulundu.
PROF. DR. AHMET GÜLMEZ: TREND YUKARI DÖNDÜ, YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ

Sakarya Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gülmez, 2024 yılının mayıs ayından bu yana devam eden dezenflasyon sürecinin bu veriyle sekteye uğradığını ve yıllık bazda mart ayındaki yüzde 30,87 seviyesinden yüzde 32,37’ye çıkılmasının olumsuz bir gelişme olduğunu söyledi.
Nisan ayı verilerinin teknik bir kırılmaya işaret ettiğini belirten Gülmez, süreci şu sözlerle özetledi:
"Şöyle bir kırılma oldu nisan ayında; 2024 yılının mayıs ayından itibaren bir dezenflasyon süreci yaşanıyordu, enflasyon sürekli aşağı doğru iniyordu. Hatta mart ayında yıllık enflasyon yüzde 30.87 olarak gerçekleşmişti ama nisan ayındaki bu hızlı artışla beraber yıllık enflasyon yüzde 32.37 oldu. Bu, yaklaşık bir buçuk yıldır azalan trendin tekrar yukarıya doğru yönlenmesi anlamında çok olumsuz bir gelişme olarak görülüyor."
YAPISAL SORUN: ''PİYASADAKİ OLİGOPOLİSTİK YAPI''
Enflasyonun sadece enerji fiyatları gibi konjonktürel nedenlerle açıklanamayacağını savunan Gülmez, Türkiye ekonomisindeki yapısal bir probleme dikkat çekti:
"Gıda ve alkolsüz içecekler grubu, yani sepetteki en büyük paya sahip olan grupta aslında piyasada bir oligopolistik bir yapı sahip, fiyatlar biraz da oligopolistik yapı çerçevesinde anlaşmalı olarak artırılabiliyor ve bu yapısal probleme yıllardır çözüm bulunamıyor.
Dolayısıyla da rekabetin piyasalarda daha da artırılması, yeni firmaların piyasaya girişinin sağlanması, dolayısıyla da sebepsiz yere fiyat artıran monopol ya da oligopol yapıların ortadan kalkması önemli. Bu Türkiye'nin yapısal bir problemidir."
Gülmez, döviz kurunun Merkez Bankası tarafından baskılandığı bir ortamda, fiyatların kur artışının çok üzerinde seyretmesini bu denetlenemeyen piyasa yapısına bağladı.
"TÜİK’İN MEŞRUİYETİ GÜÇLENDİ''
Toplumda TÜİK’e yönelik var olan algıya da değinen Gülmez, beklenti üstü açıklanan bu rakamın kurum imajı için olumlu olduğunu ifade etti:
"Genelde toplum üzerindeki algısı biraz siyasetten etkilenen bir yapısı olduğu, dolayısıyla da verileri biraz daha farklı gösterdiği yönünde bir algı vardı. Bence bu açıklanan enflasyon oranıyla da bu algı da yıkıldı, böyle meşruiyeti güçlendiğini düşünüyorum ve daha bağımsız hareket ettiği algısı toplumda bu andan itibaren yayılacaktır.
Çünkü genelde beklenti aralığında ve beklentilerin böyle alt sınırına doğru açıklamaları olurdu, şu anda ise beklentinin çok üzerinde bir açıklama oldu."
ÜFE TEHLİKESİ VE MERKEZ BANKASI'NIN HAMLESİ
Üretici fiyatlarındaki (ÜFE) artışın gelecek aylar için maliyet baskısı yarattığını belirten Prof. Dr. Ahmet Gülmez, analizini şöyle sonlandırdı:
"ÜFE'nin yüzde 28'lere gelmiş olması bundan sonra maliyet artışlarının da TÜFE'ye etki edeceğini, dolayısıyla da o dezenflasyon sürecinin biraz sekteye uğrayacağını gösteriyor. Tabii bunun yansımaları da olacaktır; Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun politika faizi ile ilgili kararını etkileyeceğini düşünüyorum.
Belli bir süre dezenflasyon sürecinin sekteye uğrayacağını, daha farklı bir jeopolitik risk gelişmezse ondan sonra belki birkaç ay sonra tekrar gelen aylık enflasyon oranlarına bağlı olarak dezenflasyon sürecinin devam edeceğini ve politika faizinin düşürülebileceğini düşünüyorum."
PROF. DR. HÜSEYİN SELİMLER: "ZAMLAR İLK DÖRT AYDA GERİ ALINDI"
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Selimler, açıklanan nisan ayı enflasyon verilerinin ardından ekonomideki son durumu ve beklenen gelişmeleri değerlendirdi. Nisan ayı tüketici fiyat endeksinin yüzde 4,18 ile beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini ifade eden Selimler, piyasada yüzde 3 civarında bir aylık enflasyon beklendiğini ancak İTO ve ENAG verilerinin de mart ayına göre yüksek gelmesinin bu tabloyu desteklediğini belirtti.
SEKTÖREL BAZDA YÜKSELİŞ VE ENERJİ MALİYETLERİ
Enflasyon sepetindeki değişimleri detaylandıran Selimler, aylık bazda giyim ve ayakkabı grubunun yüzde 8,94 ile öne çıktığını, oysa bu kalemin geçen ay ekside olduğunu hatırlattı. Aylık bazda konut ve ulaştırmanın en yüksek seyreden kalemler olduğunu belirten Selimler, yıllık bazda ise listenin eğitim, konut, ulaştırma ve gıda şeklinde sıralandığını, sadece eğitimde bir azalma görülürken diğer kalemlerin artmaya devam ettiğini vurguladı. Ayrıca enerji maliyetlerine de dikkat çekti.
"Tabii ki enerji maliyetlerinden dolayı yüksek gelmesi bekleniyordu ve aynı şekilde gerçekleşti. Enerji maliyetleri hala yüksek seyrediyorsa 100 dolarlar civarında ve mayıs ayı enflasyonu da yüksek gelme ihtimali bu şekilde yüksek beklenti içinde olabiliriz"
MERKEZ BANKASI’NIN HAZİRAN MESAİSİ VE YENİ TAHMİNLER
Para politikası kararlarının enflasyon odaklı seyrettiğini hatırlatan Prof. Dr. Hüseyin Selimler, önümüzdeki dönemin kritik tarihlerine işaret etti. Selimler, enflasyonda kalıcı ve belirgin bir bozulma olması durumunda sıkılaştırma adımlarının atılacağının daha önce ifade edildiğini söyledi.
"11 Haziran'daki para politikası toplantısından faiz kararları tekrar önemli hale gelecek. Bunun yanında Merkez Bankası tarafından 14 Mayıs'ta enflasyon raporu açıklanacak. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın en azından enflasyon tahmini ve bant aralığını da değiştirme ihtimali bu şekilde yükseldi. Bu sebeple burada bir değişiklik bekleyebiliriz"
EMEKLİ MAAŞLARI VE ASGARI ÜCRETTE ARA ZAM BEKLENTİSİ
Maaş zamları ve enflasyon arasındaki dengesizliğe vurgu yapan Selimler, ocak ayında işçi emeklisine yüzde 18,60, memur emeklisine ise yüzde 12,19 zam verildiğini ancak dört aylık enflasyonun yüzde 14,64’e ulaştığını belirtti. Bu durumun verilen zamların birçoğunun ilk dört ayda geri alındığını gösterdiğini söyledi.
"Özellikle temmuz ayında memur emeklilerine yapılacak zamlar bir refah artışını tekrar gündeme getirecek. Artı asgari ücretin de açlık sınırının çok altında kalması ve artan enflasyondan dolayı temmuz ayında ikinci bir ara zammın tekrar tetikleyicisi olacak"
SATIN ALMA GÜCÜNÜN KORUNMASI İÇİN GERÇEKÇİ YAKLAŞIM
Türkiye’deki maaş görüşmelerinde sürekli gündeme gelen "tahmin edilen enflasyona göre artış" modelini eleştiren Selimler, mevcut ekonomik konjonktürde vatandaşın korunması gerektiğini ifade etti. Enflasyonun dezenflasyon sürecini sekteye uğratmaması için Merkez Bankası’nın raporunun büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Selimler, değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı.
"Tahminlerin bu kadar değiştiği bir ortamda enflasyonun gerçekten vatandaşın satın alma gücünü iyileştirecek şekilde belirlenmesi önem arz ediyor."
PROF. DR. ZEYNEP ÖKTEN: "SAVAŞIN YANSIMALARINI NİSAN AYI ENFLASYONUNDA GÖZLEMLİYORUZ"
Mart ayındaki görece sakin seyrin ardından gelen bu sert yükselişi değerlendiren Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ökten, mart ayında enflasyonun beklentilerin altında kaldığını ancak nisan ile birlikte tablonun değiştiğini belirtti.
"Mart ayı enflasyonu beklenenden düşük çıkmıştı ve savaşın yansımalarını nisan ayı enflasyonunda gözlemliyoruz. Zaten Merkez Bankası Başkanı Sayın Karahan'ın yaptığı açıklamalarda da nisan ayı enflasyonunun yüksek çıkacağı tahmin ediliyordu. Ama bu biz iktisatçıların beklediğinden daha yüksek şekilde ortaya konuldu"
"ULAŞTIRMADAKİ YÜKSEK FİYAT ARTIŞININ DİĞER SEKTÖRLERE YANSIMASINI GÖRÜYORUZ"
Fiyat artışlarının sektörel dağılımındaki risklere değinen Prof. Dr. Ökten, özellikle ulaştırma maliyetlerinin yarattığı domino etkisine vurgu yaptı. Sektördeki maliyetleri dengelemek amacıyla kullanılan mekanizmalara rağmen artışın sürdüğünü ifade etti.
"Eşel mobil sistemi uygulandığı halde ulaştırma sektöründeki yüksek fiyat artışının diğer sektörlere yansımasını görüyoruz. Tabii bu durumda, yani hanehalkının bütçesini en çok etkileyen gıda, ulaştırma ve kira konusundaki artışların bu kadar yüksek olması hanehalkı yıl sonu enflasyon beklentisi ile Merkez Bankası'nın açıkladığı yıl sonu enflasyon beklentisi arasındaki farkı gittikçe yukarı doğru çekecektir"
"ENFLASYON BEKLENTİLERİNİN DAHA REALİZE EDİLMESİ ÖNEMLİDİR"
Hanehalkı ve ekonomi yönetimi arasındaki beklenti farkının açılmasının risklerine dikkat çeken Prof. Dr. Zeynep Ökten, önümüzdeki günlerde açıklanacak olan Enflasyon Raporu’nun piyasalar için kritik bir eşik olduğunu belirtti. Ökten, hedeflerin güncel gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini savunarak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı.
"Bu ay açıklanacak olan enflasyon raporunda enflasyon beklentilerinin daha realize edilmesi ve daha beklenen gerçekleşecek olana yakın vaziyette revize edilmesi önemlidir diye düşünüyorum."



