Berlin Film Festivali’nden Gümüş Ayı ödülüyle dönen yönetmen Emin Alper’in beşinci uzun metrajlı filmi "Kurtuluş", bu hafta itibarıyla sinemaseverlerle buluştu. Alper, vizyon vesilesiyle Birgün’den Emrah Kolukısa’ya verdiği röportajda filmindeki toplumsal hafıza vurgusundan Berlin’deki ödül konuşmasına kadar pek çok konuda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

“BAZI ŞEYLERİ NE KADAR ÇABUK UNUTUYORUZ”

Filmin çıkış noktasının 2009 yılında gerçekleşen ve kamuoyunda Bilge Köyü Katliamı olarak bilinen olay olduğunu belirten Alper, toplumsal unutkanlığa dikkat çekti. Ülke gündeminin hızla değişmesi nedeniyle trajedilerin çabuk unutulduğunu ifade eden yönetmen, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ülkeyi de o dönemde şok etmişti ama ülkemizin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, art arda o kadar çok felaket oluyor ki, hızla unutuyoruz. Benim unutamadığım ve o günden beri bir şekilde anlatmayı istediğim hikayelerden biriydi bu. Filmi çekerken şuna çok şaşırdım, hikayeden bahsettiğimde kimse olayı hatırlamıyordu. Bazı şeyleri ne kadar çabuk unutuyoruz ya da hafızamızın geri planına atıyoruz.”

"Kurtuluş" ve "Sarı Zarflar"ın Türkiye'deki vizyon tarihleri belli oldu!
"Kurtuluş" ve "Sarı Zarflar"ın Türkiye'deki vizyon tarihleri belli oldu!
İçeriği Görüntüle

Filmin senaryo aşamasında gerçek olaydan ilham aldığını ancak iktidar çatışması, karakterler ve rüyalar gibi unsurların tamamen kurgu olduğunu ekleyen Alper, hikayeyi bir tarikat içi güç mücadelesi eksenine oturttuğunu belirtti.

BERLİN’DEKİ "YALNIZ DEĞİLSİNİZ" MESAJI

Berlin Film Festivali’nde ödül alırken yaptığı ve Gazze’den İran’a kadar geniş bir coğrafyadaki hak ihlallerine değindiği konuşması hakkında da konuşan Alper, sanatçıların politik sorumluluğuna işaret etti.

Berlin’deki ödül konuşmasında “Yalnız değilsiniz” mesajını soran Kolukısa’ya Emin Alper’in cevabı şu oldu:

“Ben olsam bir sinemacıdan ne beklerim, diye düşündüm. Politik olduğunu düşündüğü filmini festivale göndermeyip, hele ki Gazze soykırımıyla dolaylı da olsa alakalı olduğunu düşündüğü filmini göstermeyip çok daha mütevazı bir festivalde -Türkiye’de mesela- açıp filmin sesini kendi elleriyle kısmasını mı beklerdim seyirci olarak, yoksa bunu global bir mecraya taşıyarak benim sesim olmasını mı isterdim? Bence seyirci olarak beklediğimiz şey şu: Birinin oradan çıkıp “Sizi düşünüyoruz, sizi unutmadık, hapisteki arkadaşlarımızı unutmadık, Gazze’yi unutmadık, acı çeken insanları unutmadık” demesi seyirci olarak bana moral veriyor. Ben de seyirciye aynı morali vermek istedim.”

Berlin Film Festivali’nde 2 ödül
Berlin Film Festivali’nde 2 ödül
İçeriği Görüntüle

“ÖDÜLÜ REDDETMEK BANA BİRAZ ŞOV GİBİ GELİYOR”

Alper, ödülü reddetmesi yönündeki eleştirilere ise sert yanıt verdi.

"Ödülü reddetme konusunun kendisine bir “şov” gibi geldiğini söyleyen Alper, şu ifadeleri kullandı: “Çok açık konuşayım mı, ödülü reddetmek bana biraz şov gibi geliyor. Ödülü aldıktan sonra senin ismin tarihe ödülü almış biri olarak geçecek, sen ister reddet ister reddetme. Jean Paul Sartre Nobel Ödülü aldı mı, almadı mı? Aldı. Nobel’i reddetti ama aldı, tarihe böyle geçti. Bir de ödül reddi senin kendinin aday olmadığı durumlarda uygulanacak bir şey. Yani Nobel’de olduğu gibi birileri seni arayıp bulup ödül verirse buna karşı çıkıp reddedebilirsin. Fakat senin başvurduğun bir yarışmada verilen ödülü almamak tam bir şov olurdu, çok da dürüstçe olmazdı.”