Los Angeles Yüksek Mahkemesi’nde görülen ve sosyal medya platformlarının çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini merkeze alan davada, Instagram’ın bir numaralı ismi Adam Mosseri ifade verdi. "Kaley" kod adlı 20 yaşındaki bir kadının açtığı ve binlerce benzer dosya için domino etkisi yaratabilecek dava, Silikon Vadisi’nin "etik sınırlarını" bir kez daha tartışmaya açtı.
“16 SAAT EKRAN SÜRESİ BAĞIMLILIK DEĞİL”
Duruşmada, davacının bir günde 16 saatten fazla Instagram kullandığına dair veriler sunuldu. Davacı avukatı Mark Lanier, bunun açık bir "klinik bağımlılık" olduğunu savunurken, Mosseri bu tanımı kesin bir dille reddetti. CEO, durumu, ‘kişinin kendini kötü hissedeceği kadar uzun süre televizyon izlemesine’ benzeterek, tıbbi bir tanı olan bağımlılık yerine "sorunlu kullanım" ifadesini tercih etti. Mosseri’ye göre bu durum, platformun tasarımından değil, kişisel irade ve koşullardan kaynaklanıyor.
REKABET UĞRUNA ‘GÜZELLİK’ RİSKİ
Duruşmanın en gerilimli anlarından biri, "güzellik filtreleri" üzerine yapılan çapraz sorguydu. Mahkemeye sunulan 2019 tarihli şirket içi yazışmalar, Meta yöneticilerinin bu filtrelerin genç kızlarda vücut dismorfisi olarak bilinen beden algı bozukluğu riskini artırdığı konusunda uyarıldığını ortaya koydu. Mosseri, estetik cerrahiyi doğrudan teşvik eden filtrelerin yasaklandığını belirtse de, burun incelten veya dudak dolgunlaştıran efektlerin neden kaldırılmadığı sorusuna ticari bir yanıt vererek, "Rekabet gücümüzü korumak zorundayız."
DOPAMİN DÖNGÜSÜ VE 20 MİLYON DOLARLIK PAKET
Davanın bir diğer ayağını ise ‘sonsuz kaydırma’ ve ‘beğeni’ butonlarının beyindeki ödül mekanizmasını tetikleyerek biyolojik bir bağlılık yarattığı iddiası oluşturdu. Meta avukatları, davacının psikolojik sorunlarının sosyal medyadan önce, ailevi travmalarla başladığını savunarak şirketi aklamaya çalıştı. Ancak karşı taraf, Mosseri’nin yıllık 20 milyon doları bulan prim ve hisse paketinin, kullanıcıyı ekranda tutma başarısına endeksli olduğunu hatırlatarak, "bağımlılığın kâr amacı güttüğü" tezini işledi.