Hürmüz Boğazı’nda tırmanan jeopolitik gerilim küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratırken, İran ekonomisi yıllardır süregelen ağır ambargolar ve mevcut savaş hali nedeniyle tarihinin en derin krizlerinden birini yaşıyor. Jeopolitik risklerin merkez üssü haline gelen bölgede sular ısınırken, halihazırda kırılgan olan İran ekonomisi adeta serbest düşüşe geçti. ABD öncülüğündeki abluka ve stratejik geçiş yollarının fiilen kapatılması, Tahran yönetimini hem askeri hem de ekonomik bir varlık mücadelesiyle karşı karşıya bırakıyor.

ENFLASYON VE KURDA TARİHİ ÇÖKÜŞ

Yaptırımların ağır baskısı altında ezilen ülkede ekonomik göstergeler korkutucu boyutlara ulaştı. 2025 yılı itibarıyla genel enflasyon yüzde 50 sınırını aşarken, İran Riyali dolar karşısında 1,32 milyon seviyesine kadar gerileyerek rekor kırdı. Halkın temel ihtiyaçlarına erişimi ise neredeyse imkansız hale geldi. Geçen yılın ekim ayında yüzde 64 seviyesinde olan gıda enflasyonu, şubat ayı itibarıyla üç haneli rakamlara ulaşarak yüzde 105’e fırladı.

Riyal Dolar

Temel tüketim maddelerindeki yıllık artış oranları, ekonomik yıkımın boyutunu gözler önüne seriyor; ekmek ve tahıl ürünleri yüzde 140, yemeklik yağlar ise yüzde 219 oranında zamlandı. İran Merkez Bankası, piyasadaki nakit talebini karşılayabilmek adına 10 milyon riyallik banknotları tedavüle sokmak zorunda kaldı.

HÜRMÜZ ABLUKASI VE PETROL GELİRLERİNDEKİ KAYIP

İran’ın yıllık dış ticaretinin yüzde 90’ından fazlasının gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması, ülke ekonomisinin şah damarını kesti. ABD tarafından uygulanan sıkı abluka, petrol ihracatı başta olmak üzere uluslararası ticareti durma noktasına getirdi. Oxford Economics tarafından hazırlanan veriler, ablukanın İran’ın toplam ihracat gelirlerini yüzde 70 oranında düşürdüğünü ortaya koyuyor.

Hürmüz-10

Washington’ın, İran ile finansal bağlarını sürdüren Çin bankalarına yönelik yaptırım tehditleri ise Tahran’ın dış dünyayla kalan son nefes borularını da tıkıyor. Analistler, petrol gelirlerindeki bu dramatik düşüşün ödemeler dengesini bozarak ülkeyi bir temerrüt krizine sürükleyebileceğini öngörüyor.

KÜRESEL PAZARDA GÜÇ KAYBI VE GELECEK ÖNGÖRÜLERİ

Sanayi ve enerji altyapısında yüz milyarlarca dolara ulaşan fiziksel hasar, üretimi ve istihdamı derinden sarsarken, bütçe açığı kontrol edilemez bir noktaya ulaştı. Bölge ülkelerinin Hürmüz Boğazı’na alternatif ticaret rotaları arayışına girmesi, İran’ın küresel pazarlardaki stratejik pazarlık gücünü de zayıflatıyor. IMF’in son yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporu, 2026 yılı için tablonun daha da ağırlaşacağına işaret ediyor; raporda İran ekonomisinin yüzde 6,1 oranında küçülmesi ve enflasyonun yüzde 68,9’a ulaşması bekleniyor.

Dolar Riyal

YIKIMIN ORTASINDA BİR UMUT IŞIĞI

Tüm bu karamsar tabloya rağmen, İran’ın onlarca yıldır yaptırım rejimi altında yaşamaya alışmış olması ve geliştirdiği kayıt dışı enerji ticaret kanalları, direniş kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Stratejistler, ekonomik baskının Tahran’ı yeniden müzakere masasına zorlayabilecek en güçlü araç olduğunu savunurken, Hürmüz Boğazı üzerindeki potansiyel kontrol gücü ve olası bir barış diplomasisinin ekonomide beklenenden daha hızlı bir toparlanma yaratabileceği ihtimali de masada kalmaya devam ediyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber