EKONOMİ

İSO'nun beklentisi: Türkiye Varlık Fonu sanayicinin "yol arkadaşı" olsun

İSO Meclisi’nde konuşan Erdal Bahçıvan, sanayide yüksek teknoloji odaklı dönüşümün tek başına özel sektörle mümkün olmadığını belirterek; Türkiye Varlık Fonu’nun sadece bir finansman aracı değil, riskleri paylaşan stratejik bir ‘yol arkadaşı’ olmasını istedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin şubat ayı olağan toplantısı, Türkiye’nin üretim hayatı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından kritik bir buluşmaya sahne oldu. "Değer Yaratma, Stratejik Yatırımlar ve Sürdürülebilir Kalkınma Açısından Türkiye Varlık Fonu'nun Üretim Hayatımız Açısından Önemi" ana gündemiyle toplanan meclis, sanayi dünyasının temsilcileri ile Türkiye Varlık Fonu (TVF) yönetimini bir araya getirdi. Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda gerçekleşen toplantıda, küresel ekonomide devletlerin artan müdahaleci rolleri ve Türkiye'nin yüksek teknoloji odaklı dönüşüm ihtiyacı masaya yatırıldı.

KÜRESEL REKABETTE KAMU DESTEĞİ ARTIK BİR ZORUNLULUK

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, dünya genelinde devletlerin ekonomik oyuna her geçen gün daha fazla dahil olduğunu vurguladı. ABD’nin yatırımları kendi sınırlarına çekme çabalarından Avrupa Birliği’nin savunma sanayisi odaklı teşviklerine kadar geniş bir yelpazede müdahaleci bir yapının hakim olduğunu belirten Bahçıvan, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısına rağmen düşük ve orta-düşük teknoloji sarmalından kurtulması gerektiğini ifade etti. Sanayinin mevcut tablosuna dikkat çeken Bahçıvan, teknolojik dönüşümün sadece özel sektör imkanlarıyla başarılmasının güçlüğüne değindi.

BAHÇIVAN: TVF ÖZEL SEKTÖRÜN YERİNE GEÇMEMELİ, ONUNLA HAREKET ETMELİ

Erdal Bahçıvan, sanayicilerin Türkiye Varlık Fonu’ndan beklentilerini net bir şekilde ortaya koyarak şu ifadeleri kullandı:

"Beklentimiz; Türkiye Varlık Fonu'nun özel sektörün yerine geçmeyen ama onunla birlikte hareket eden, riskleri paylaşan ve uzun vadeli dönüşümü mümkün kılan bir paydaş olarak konumlanmasıdır. Özellikle büyük ölçekli, sermaye ihtiyacı yüksek ve geri dönüş süresi uzun yatırımlarda, özel sektörün tek başına üstlenmekte zorlanacağı risklerin paylaşılması büyük önem taşıyor. Sanayimizin en kritik hedeflerinden biri, stratejik sektörlerde ölçek büyütme, kapasite derinleştirme ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü oyuncular yaratmaktır. TVF'nin uzun vadeli bakış açısı ve güçlü bilançosuyla sürece eşlik etmesi sanayimiz için önemli bir kaldıraç işlevi görecektir.''

Bahçıvan ayrıca, TVF’nin sahip olduğu finansal kapasitenin doğru kullanılması durumunda sanayi için sadece bir finansman aracı değil, güvenilir bir yol arkadaşı olacağını sözlerine ekledi.

CARİ AÇIĞI AZALTACAK STRATEJİK YATIRIMLAR ÖNCELİKLİ

Sanayide yerlileşmenin ve dışa bağımlılığın azaltılmasının önemine değinen Bahçıvan, TVF’nin dahil olduğu projelerde sadece bugünün finansal getirisine değil, yarının rekabet gücüne odaklanılması gerektiğini belirtti. Özellikle ara malı ve hammadde üretimindeki dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini küresel şoklara karşı savunmasız bıraktığını hatırlatan Bahçıvan, kamu ve özel sektörün aynı vizyon etrafında birleşmesinin nitelikli bir sıçrama için şart olduğunu vurguladı. Bu noktada İSO bünyesinde kurulan Stratejik Dönüşüm Merkezi ve İSO Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na (GSYF) dikkat çeken Bahçıvan, TVF ve Türkiye Teknoloji Fonu’nun bu yapıya vereceği desteğin sanayi dönüşümünü daha da güçlendireceğine inandığını dile getirdi.

ARDA ERMUT: UZUN VADELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞER ÜRETİYORUZ

Toplantıya konuk olarak katılan Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut ise fonun temel yaklaşımını ve gelecek projeksiyonlarını paylaştı. TVF’nin kuruluş vizyonuna uygun olarak kısa vadeli kazançlardan ziyade kalıcı değer üretimine odaklandıklarını belirten Ermut, stratejik sektörlerdeki yatırımların hız kesmeden devam edeceğini kaydetti. Ermut, fonun yatırım stratejisini şu sözlerle özetledi:

"Portföy yönetiminde değer üretmeye odaklanırken, bir yandan da Türkiye Varlık Fonu'nun temel görev alanlarından biri olan stratejik yatırımları hayata geçiriyoruz. Özellikle enerji, madencilik, altyapı, lojistik ve teknoloji gibi alanlarda; dışa bağımlılığı azaltacak, üretim kapasitesini artıracak ve uzun vadeli ekonomik fayda sağlayacak projelere odaklanıyoruz."

Ermut’un açıklamaları, sanayicilerin "stratejik ortaklık" beklentisiyle uyumlu bir tablo çizerek, gelecek dönemde kamu-özel sektör iş birliğinin derinleşeceği sinyalini verdi.