Maddi değeri olmayan veya hiç ihtiyaç duyulmayan eşyaları çalma dürtüsüne karşı koyamamak basit bir hırsızlık değil, ciddi bir psikolojik rahatsızlık. Halk arasında "hırsızlık hastalığı" olarak bilinen ve genellikle gençlik yıllarında başlayan kleptomani, sosyal damgalanma korkusuyla gizliden gizliye yaşanıyor.
Kleptomani, kişinin maddi değeri olmadığı ve kişisel kullanım için gereksinim duymadığı halde, nesnelere yönelik çalma dürtüsünü kontrol edemediği bir psikolojik rahatsızlıktır. Genellikle ergenlik döneminde başlayan bu hastalık, geç erişkinliğe, hatta bazı vakalarda ömür boyu sürebiliyor.
Seyrek rastlandığı düşünülse de, sosyal damgalamaya yol açtığı için hastaların tedavi aramaktan kaçınması, bu rahatsızlığın yaygınlığının kesin olarak saptanmasını engelliyor. Ancak yapılan çarpıcı bilimsel çalışmalar, hırsızlık vakalarının %3,8 ile %10’unun aslında kleptomani hastası olduğunu ortaya koyuyor.
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Hastalık genellikle gençlik veya genç erişkinlik yıllarında baş gösteriyor. Teşhis konulan hastaların yaklaşık üçte ikisini ise kadınlar oluşturuyor. Uzmanlar, kleptomaniyi tetikleyen başlıca risk faktörlerini şöyle sıralıyor:
-
Genetik ve Aile Geçmişi: Ailesinde (ebeveyn veya kardeş gibi birinci derece akrabalarda) kleptomani, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), alkol veya madde kullanım bozukluğu olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski çok daha yüksek görülüyor.
-
Ek Psikolojik Rahatsızlıklar: Kleptomanisi olan kişilerde genellikle bipolar bozukluk, anksiyete, yeme bozukluğu veya çeşitli kişilik bozuklukları da eş zamanlı olarak bulunuyor.
BU BELİRTİLERE DİKKAT
Kleptomani sıradan bir hırsızlıktan tamamen farklı bir psikolojik döngüye sahiptir. Hastalar bu eylemi planlayarak veya bir ihtiyacı gidermek için değil, içlerindeki amansız dürtüyü susturmak için yaparlar. İşte hastaları esir alan o kısır döngünün belirtileri:
-
İhtiyaç duyulmayan eşyaları çalma konusunda son derece güçlü bir dürtüsellik ve buna karşı koymada yetersizlik.
-
Çalma eylemi öncesinde hissedilen yoğun gerginlik, endişe veya uyarılma duygusu.
-
Eylem sırasında anlık bir zevk, rahatlama veya tatmin hissi yaşama.
-
Hırsızlıktan hemen sonra başlayan şiddetli bir pişmanlık, kendinden nefret etme, utanma ve tutuklanma korkusu.
-
Tüm bu pişmanlığa ve korkuya rağmen dürtülerin geri dönüşü ve döngünün tekrar etmesi.





