Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu’nun (PPK) son toplantısına ilişkin özetleri kamuoyuyla paylaştı. Politika faizinin yüzde 37’ye çekildiği döneme dair yayımlanan metin, piyasalarda kredi türleri arasındaki sert ayrışmayı ve ekonominin 2026 yılı yol haritasını gözler önüne seriyor.

FAİZLERDE TERTİP DEĞİŞTİ: İHTİYAÇ VE KONUT KREDİSİ AYRIŞIYOR

TCMB verilerine göre, finansal koşullarda kredi türleri bazında belirgin bir makas açılması yaşanıyor. 16 Ocak ile biten haftada Türk lirası mevduat faizleri yüzde 45 seviyesine gerilerken, ticari kredi faizleri de 557 baz puanlık sert bir düşüşle yüzde 40,1 seviyesinde gerçekleşti. Konut kredisi faizleri yüzde 36,3’e inerek tüketici için daha ulaşılabilir bir tablo çizerken, ihtiyaç kredilerinde tam tersi bir rüzgâr esiyor. Bankaların bilanço ayarlamalarının etkisiyle ihtiyaç kredisi faizleri 615 baz puan birden artarak yüzde 64,0 seviyesine fırladı. Bu durum, bireysel borçlanmada maliyetlerin türüne göre farklılaştığını gösteriyor.

KÜRESEL RİSKLER VE DIŞ TİCARETTEKİ ZORLU DENGELER

Küresel ekonomide ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler azalsa da jeopolitik risklerin yükseldiği bir dönemden geçiliyor. TCMB, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılında yüzde 2,4 oranında artacağını öngörüyor. Ancak artan korumacılık ve jeopolitik gerilimler, büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutuyor. Özellikle ham petrol ve değerli metal fiyatlarında, bu riskler nedeniyle yukarı yönlü bir hareketlilik bekleniyor.

REZERVLERDE TARİHİ SEVİYE VE GÜÇLÜ PORTFÖY GİRİŞİ

Türkiye’nin makro finansal göstergeleri, dış şoklara karşı direncin arttığına işaret ediyor. TCMB’nin brüt uluslararası rezervleri 16 Ocak itibarıyla 205,2 milyar dolara yükselirken, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 215 baz puan seviyesine kadar geriledi. Yatırımcı güveninin bir yansıması olarak, son toplantı haftasından bu yana Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve hisse senedi piyasasına toplamda 3,8 milyar dolarlık net yabancı sermaye girişi gerçekleşti.

ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ VE OCAK AYI BEKLENTİLERİ

2025 yılını yüzde 30,89 enflasyonla kapatan Türkiye’de, dezenflasyon süreci kararlılıkla devam ediyor. Aralık ayında enflasyonun ana eğilimi gerileme gösterirken, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 23,2 seviyesine inmiş durumda. Ancak hizmet sektöründeki fiyatlama davranışları ve kira enflasyonundaki atalet, dezenflasyon önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Ocak ayı öncü verileri; gıda, işgücü maliyetleri ve yönetilen fiyat güncellemeleri nedeniyle aylık bazda sınırlı bir yükselişe işaret etse de bu artışların geçmiş yıllara göre daha ılımlı kalması süreci destekliyor.

PARA POLİTİKASINDA YÜZDE 37 KARARLILIĞI

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye çekerek parasal sıkılığın dezenflasyonun gerektirdiği düzeyde tutulacağını vurguladı. Kurul, enflasyon görünümünde hedeflerden belirgin bir sapma olması durumunda para politikası duruşunun tekrar sıkılaştırılacağının altını çizdi. Temel hedef, enflasyonu orta vadede yüzde 5 seviyesine çekmek olarak korunurken, likidite yönetiminin etkili bir şekilde sürdürüleceği belirtildi.

Kaynak: Kanal 6 Haber