Financial Times'ın haberine göre, Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizin tetiklediği enerji şoku, gelişmiş ekonomilerde taşları yerinden oynattı. Pandemi sonrasındaki zorlu sürecin ardından yeni yeni toparlanmaya başlayan reel ücretler, tırmanışa geçen enflasyonun gölgesinde kalarak yeniden gerilemeye başladı.
ABD, İngiltere ve Euro Bölgesi başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede tüketiciler, özellikle petrol ve uçak bileti fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle ciddi bir alım gücü baskısıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla körüklenen maliyet artışları, maaşlardaki nominal yükselişleri eriterek çalışanları enflasyona karşı savunmasız bırakıyor.
ABD'DE İKİ YIL SONRA BİR İLK: ENFLASYON MAAŞLARI GEÇTİ
Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'den gelen son veriler, krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Nisan ayında yıllık enflasyonun yüzde 3,8'e yükselmesi, buna karşın ortalama saatlik kazançların yıllık bazda yüzde 3,6'da kalmasıyla ülkede fiyatlar iki yıl sonra ilk kez ücretlerden daha hızlı yükselmiş oldu.
KPMG US Başekonomisti Diane Swonk, savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı tahribata dikkat çekerek, Hürmüz Boğazı yarın açılsa bile fiyatların eski seviyelerine dönmeyeceğini ve kalıcı olarak daha yüksek bir çizgide seyredeceğini vurguluyor.
AVRUPA'DA ALIM GÜCÜ YENİDEN ERİYOR
Benzer bir ekonomik dar boğaz Atlas Okyanusu'nun diğer yakasında da derinden hissediliyor. İngiltere'de ikramiyeler hariç tutulduğunda ortalama ücretler, mart ayına kadar olan üç aylık dönemde reel bazda yalnızca yüzde 0,1'lik sembolik bir artış gösterebildi. Uzmanlar, önümüzdeki aylarda enflasyonun daha da tırmanması ve işe alımların zayıflamasıyla bu göstergenin hızla negatife dönmesinden endişe ediyor.
Euro Bölgesi'nde ise durum daha da hassas bir dengede ilerliyor. 2022 yılındaki büyük enflasyon dalgasında kaybettikleri alım gücünü henüz yeni geri kazanmaya başlayan Avrupalı çalışanlar, bu yeni enerji şokuyla birlikte ikinci bir darbe aldı. Pantheon Macroeconomics'ten Claus Vistesen, Euro Bölgesi genelinde reel ücret artışının sıfıra yakın kalacağını, mali alanı zaten sınırlı olan kırılgan ülkelerde ise tablonun çok daha karanlık olabileceğini öngörüyor.
EKONOMİ YÖNETİMLERİ İKİ ATEŞ ARASINDA
Reel ücretlerde yaşanan bu zayıflama, ekonomi yönetimlerini ve merkez bankalarını oldukça zor bir kararın eşiğine getiriyor. Bu durum ekonomi üzerinde iki yönlü büyük bir risk barındırıyor. İlk senaryoda, alım gücü düşen hanehalkının harcamalarını bıçak gibi kesmesi küresel büyümeyi ciddi şekilde baltalayabilir.
İkinci senaryoda ise çalışanların geçinebilmek için daha yüksek ücret talep etmesi, enerji fiyatları sakinleşse bile ücret-fiyat sarmalını tetikleyerek enflasyonun kalıcı ve kronik bir hale gelmesine yol açabilir.
ÇIKIŞ YOLU HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KİLİDİNDE
Yaşanan bu küresel sıkışmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olacağı ise tamamen jeopolitik gelişmelere bağlı görünüyor. JPMorgan Baş ABD Ekonomisti Michael Feroli, reel ücretlerdeki bu ani daralmanın çok büyük oranda Orta Doğu'daki çatışma ortamından kaynaklandığını ifade ediyor.
Feroli'ye göre, Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası ticarete açılması ve enerji arzının normale dönerek fiyatları aşağı çekmesi durumunda reel ücretler yeniden artıya geçebilir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, yüksek enflasyonun şirketlerin kâr marjlarını daraltarak önümüzdeki dönemde istihdam piyasasını ve iş güçlerini baskılayabileceği uyarıları da geçerliliğini koruyor.





