Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan son rapor, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden birini gözler önüne serdi. "Küresel Su İflası" olarak adlandırılan bu yeni dönem, geçici bir krizden ziyade dünyanın kalıcı ve kısıtlı bir su gerçekliğine girdiğini kanıtlıyor. Şehirlerin çöktüğü, nehirlerin paylaşılamadığı ve göllerin kuruduğu bu süreçte dünya adeta "hidrolojik imkanlarının" ötesinde harcama yapıyor.

KÜRESEL SU İFLASI NEDİR VE DÜNYA NEDEN BU NOKTAYA GELDİ?
Su iflası kavramı, doğanın yağmur ve kar yoluyla sunduğu "su gelirinin", insanlığın tüketim hızıyla karşılanamaması durumunu ifade ediyor. Tıpkı bir banka hesabından kazanılan paradan fazlasını harcamak gibi; dünya nehirlerden, göllerden ve yer altı akiferlerinden gelen suyu, doğanın yenileme hızından çok daha hızlı tüketiyor. BM Üniversitesi raporu, bu durumun iklim değişikliği, aşırı pompalama ve verimsiz yönetimle birleşerek geri dönülemez bir noktaya ulaştığını vurguluyor.

SUYU TAMAMEN TÜKENECEK İLK ŞEHİR HANGİSİ OLACAK?
Raporda yer alan çarpıcı verilere göre, Afganistan'ın başkenti Kabil, suyunun tamamen tükenmesi beklenen ilk modern şehir olma yolunda ilerliyor. Öte yandan Meksika Şehri, altındaki devasa su kaynaklarının (akiferlerin) aşırı tüketilmesi nedeniyle her yıl yaklaşık 50 santimetre hızla çöküyor. ABD'nin güneybatısında ise eyaletler, kuraklık nedeniyle her geçen gün küçülen Colorado Nehri'ni paylaşmak için siyasi ve hukuki bir mücadele veriyor.

İSTATİSTİKLER NE DİYOR: DÜNYA SUYUNU NASIL KAYBETTİ?
BM raporunda paylaşılan veriler, tehlikenin boyutunu sayısal olarak da ortaya koyuyor:
-
Göller: 1990'dan bu yana büyük göllerin %50'den fazlası su kaybetti.
-
Yer Altı Suları: Akiferlerin %70'i uzun vadeli bir düşüş grafiği çiziyor.
-
Sulak Alanlar: Son 50 yılda Avrupa Birliği yüzölçümü kadar sulak alan yok oldu.
-
Buzullar: 1970'ten beri buzullar %30 oranında küçüldü.
-
İnsan Etkisi: Yaklaşık 4 milyar insan, her yıl en az bir ay şiddetli su kıtlığıyla yaşıyor.

SU İFLASINDAN KURTULMAK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ NELER?
Uzmanlar, "kriz" kelimesinin geçici bir şoku anlattığını, ancak karşı karşıya olduğumuz durumun "yeni bir gerçeklik" olduğunu belirtiyor. Bu yeni dünyaya uyum sağlamak için şu stratejiler öneriliyor:
-
Tarımda Dönüşüm: Küresel su tüketiminin en büyük sorumlusu olan tarımda, ürün değişikliğine gidilmesi ve damla sulama gibi verimli yöntemlerin zorunlu hale getirilmesi.
-
Yüksek Teknoloji: Yapay zeka ve uzaktan algılama sistemleriyle su kaynaklarının anlık ve hassas takibi.
-
Doğa Koruma: Kirliliğin azaltılması, yer altı sularının ve ekosistemlerin mutlak koruma altına alınması.
-
Siyasi İşbirliği: Suyun, siyasi gerginliklerin ötesinde "parçalanmış bir dünyada köprü" olarak görülmesi.





