Dünya Altın Konseyi tarafından açıklanan son veriler, küresel ekonomideki belirsizliklerin merkez bankalarını güvenli liman olan altına yöneltmeye devam ettiğini gösteriyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde merkez bankaları toplamda net 244 ton altın alımı gerçekleştirerek stratejik rezerv çeşitlendirme politikalarında kararlı bir duruş sergiledi. Bir önceki çeyreğe göre yüzde 17’lik bir artışa işaret eden bu rakam, aynı zamanda son beş yılın ortalamasının da üzerine çıkarak piyasalardaki hareketliliği tescilledi.

POLONYA VE ÖZBEKİSTAN ALIMLARDA BAŞI ÇEKTİ
Yılın ilk çeyreğinde altın piyasasının en aktif oyuncusu 31 tonluk alımıyla Polonya Merkez Bankası oldu. Bu hamleyle birlikte toplam rezervlerini 582 tona çıkaran Polonya, daha önce ilan ettiği 700 tonluk stratejik hedefine bir adım daha yaklaştı. Polonya’yı 25 tonluk alımıyla Özbekistan Merkez Bankası takip etti. Özbekistan’ın toplam altın rezervi 416 tona ulaşırken, bu miktarın ülkenin toplam rezervleri içindeki payı yüzde 87 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaştı.
Çin Merkez Bankası (PBoC) ise alım hızını bir önceki çeyreğe göre iki katından fazla artırarak 7 tonluk bir ekleme yaptı. Böylece Çin’in toplam altın rezervi 2 bin 313 tona yükselirken, altının toplam rezervler içindeki payı yüzde 9 seviyesinde gerçekleşti. Kazakistan, Çek Cumhuriyeti ve Malezya da çeyrek boyunca alım yönünde pozisyon alan diğer önemli ülkeler arasında yer aldı.

TÜRKİYE REZERVLERİNDE LİKİDİTE AYARI VE SWAP ETKİSİ
Alım tarafındaki yoğunluğa rağmen, bazı ülkelerin rezerv yönetiminde satış ve likidite odaklı adımlar attığı görüldü. Türkiye, resmi altın varlıklarını yaklaşık 70 ton azaltarak bu dönemde en büyük satıcı konumuna yerleşti. Özellikle Mart ayında yoğunlaşan bu işlemlerin arka planında likidite yönetimi ön plana çıktı.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 80 tonluk altının likidite amaçlı swap işlemlerine yönlendirildiğini, bu işlemlerin büyük bir kısmının vadesi geldiğinde geri dönecek nitelikte olduğunu vurguladı. Nisan ayı itibarıyla Türkiye’nin altın rezervlerinin 535 ton civarında dengelendiği gözlendi. Diğer yandan Azerbaycan Devlet Petrol Fonu (SOFAZ) ve Rusya Merkez Bankası da 22’şer tonluk satışlarla dönem içerisinde dikkat çeken diğer kurumlar oldu.

JEOPOLİTİK BELİRSİZLİKLER ALTIN TALEBİNİ CANLI TUTACAK
Dünya Altın Konseyi, 2026 yılının geri kalanına ilişkin beklentilerini de paylaştı. Küresel ölçekte devam eden jeopolitik riskler ve enflasyonist baskıların, merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme güdüsünü diri tutacağı öngörülüyor. Konsey, merkez bankalarının 2026 yılı genelinde küresel altın talebine yön veren en temel aktörler olmaya devam edeceğini ve altın alımlarının stratejik bir araç olarak önemini koruyacağını belirtiyor.





