EKONOMİ

Özel sektörde zam hesabı: Asgari ücret yine referans mı?

Asgari ücrete yapılan yüzde 27’lik artış, yalnızca en düşük gelir grubunu değil, özel sektördeki tüm maaş dengelerini bir kez daha gündeme getirdi. Son yıllarda birçok şirket, asgari ücreti temel ücretlere yaklaştırırken, beyaz yaka olarak da bilinen orta kesimin endişelendiği ay da gelmiş oldu. Şimdi milyonlarca orta ve üst düzey çalışanların gözü Şubat ayındaki alacakları zamma çevrildi.

Son yıllarda asgari ücrette yapılan yüksek oranlı artışlardan sonra bu artışlar orta kesime aynı şekilde yansımayınca özel sektörde milyonlarca çalışan umduğunu bulamadı. Yıllardır asgari ücret ile temel ücretler arasındaki fark kapanırken bir dezenflasyon sürecinden geçen Türkiye'de çalışanların aldıkları sembolik zamlar günden güne eriyerek satın alma gücü zayıfladı. Orta ve üst düzey çalışanların maaşları asgari ücret seviyesine çok yakın seviyelerde kaldı. Bu durum özellikle orta gelir grubunda endişeleri artırdı.

İŞVEREN KRİTİK DÖNEMEÇTE

Özel sektörde zam hesaplarının yalnızca oran üzerinden yapılması, reel alım gücü tartışmasını da beraberinde getiriyor. Artan kira, gıda ve ulaşım giderleri karşısında yüzde 27’lik bir artış, birçok çalışan için maaşı nominal olarak yükseltse de yaşam standardını korumakta yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle çalışanlar, zam oranının tek başına değil, yaşam maliyetleriyle birlikte değerlendirilmesini bekliyor.

Önümüzdeki dönemde şirketlerin nasıl bir yol izleyeceği, yalnızca bütçe dengelerini değil, çalışan memnuniyetini ve iş gücü bağlılığını da belirleyecek. Asgari ücretin yeniden fiili referans haline gelip gelmeyeceği, özel sektörde ücret politikalarının sürdürülebilirliği açısından kritik bir sınav olarak görülüyor.

ÜCRET ARTIŞLARINDA ASGARİ ÜCRET Mİ BELİRLEYİCİ OLACAK?

Bu sorunun yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni, son 4–5 yılda asgari ücret artışlarının yalnızca en düşük gelir grubunu değil, genel maaş dengelerini de belirler hale gelmesi. Birçok şirkette zam oranlarının asgari ücret artışına yakın oranlarda uygulanması, ücret skalasının giderek sıkışmasına yol açarken, özellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında “asgari ücrete yaklaşma” endişesini güçlendiriyor.

GEÇMİŞ YILLAR NE GÖSTERİYOR?

Geçmiş yıllara bakıldığında, özel sektörde maaş zamlarının çoğu yıl ya asgari ücret artışının bir miktar altında ya da ona çok yakın oranlarda belirlendiği görülüyor. Hukuken taban ücret olarak tanımlanan asgari ücret, uygulamada birçok şirket için fiili bir zam çıtasına dönüşmüş durumda. Bu durum, ücret politikalarında asgari ücretin referans alınmasının geçici bir eğilim olmaktan çıkıp kalıcı bir pratiğe evrildiğine işaret ediyor.

HEM ÇALIŞANLAR HEM DE ŞİRKETLER NASIL BİR YOL İZLEYEBİLİR?

Ortaya çıkan tablo, asgari ücret artışının yalnızca bir oran tartışması olmadığını gösteriyor. Şirketlerin bu yıl izleyeceği zam politikaları, bütçe dengeleri kadar çalışanların alım gücünü ve iş gücü bağlılığını da etkileyecek. Asgari ücretin yine fiili bir referans haline gelip gelmeyeceği, özel sektörde ücret politikasının yönünü belirleyecek en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki süreçte yapılacak tercihlerin, çalışanlar açısından yalnızca maaşları değil, yaşam standartlarını da şekillendirmesi bekleniyor.

BEKLENTİLER NE YÖNDE?

Önümüzdeki haftalarda özel sektörde açıklanacak maaş artışları, yüzde 27’lik asgari ücret zammının yalnızca bir taban mı yoksa genel bir referans mı olacağını ortaya koyacak. Çalışanlar için asıl belirleyici olan ise oranlardan çok, yapılacak zamların reel alım gücünü koruyup koruyamayacağı olacak.