“Kredi kaynaklarının yönüne baktığımızda, finansmanın KOBİ'lere, ihracata ve yatırımlara aktarıldığını görüyoruz” "Hane halkının savaşın başından bu yana nette döviz satması makro finansal istikrarın devamına olan inancı gösteriyor. Bu aynı zamanda programın kazandığı kredibilitenin de bir göstergesi"

"Bankacılık sektörü sürdürülebilir büyüme açısından çok kritik bir bileşen. Sektörün sağlığı ve dayanıklılığı bizim için çok değerli ve önemli. Reel sektör, finans sektörü ve politika yapıcıları olarak birlikte bir ekip ruhuyla ülkemizi daha ileri taşıyacağız, sektörlerimizi daha da geliştireceğiz, büyüteceğiz"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uygulamakta oldukları programa değinerek "Program, sadece para politikasından ibaret değil, çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonu ile mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Maliye politikası olarak en güçlü desteği oraya veriyoruz." dedi.

Şimşek, İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenlenen Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, sermaye yeterlilik oranı, aktif kalitesi ve likidite ölçütleri açısından Türk bankacılık sektörünün çok güçlü ve dayanıklı bir yapısının olduğunu söyledi.

Son dönemde reel olarak karlılıkta bir miktar düşüş yaşandığını ancak bu durumun geçici olduğunu dile getiren Şimşek, bu durumda sıkı para politikası ve makro ihtiyati çerçevenin etkisinin bulunduğunu anlattı.

Şimşek, "Ben inanıyorum ki bankacılık sektörümüzün önünde çok ciddi fırsatlar var. Onun için bu geçici bir dönem. Bankacılık sektörüne makroekonomik istikrar programına verdikleri destek için teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Kredilerde KOBİ'lerin payının son dönemde arttığını kaydeden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

ŞİMŞEK: KREDİLER KOBİ'LERİN PAYININ SON DÖNEMDE ARTTIĞINI KAYDETTİ

“Program öncesindeki 15 yıllık döneme baktığınızda, KOBİ'lerin toplam krediler içindeki payının yüzde 24,5-25 seviyelerinde olduğunu görürsünüz. Bugün bu oran yaklaşık yüzde 27'ye yükselmiş durumda. Yani KOBİ'lerin kredilerden aldığı pay artmış. Benzer şekilde, ihracat kredilerinin toplam krediler içindeki payı yüzde 6 civarındayken bugün yüzde 11'in üzerine çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle, neredeyse iki katına ulaşmış. Bu dönemde, "Yatırımlara kredi verilmiyor, yatırım yapılamaz hale geldi" diyenler de olmuş olabilir. Oysa son üç yılda yatırım kredilerinin toplam krediler içindeki payı da artış gösterdi. Sınırlı olmakla birlikte, yüzde 7,5 seviyesinden yüzde 8,3 seviyesine yükseldi. Dolayısıyla kredi kaynaklarının yönüne baktığımızda, finansmanın KOBİ'lere, ihracata ve yatırımlara aktarıldığını görüyoruz. Bizim için önemli ve değerli olan da budur.

HANE HAKININ NETTE DÖVİZ SATMASI MAKRO FİNANSAL İSTİKRARIN DEVAMINA OLAN İNANCI GÖSTERİYOR

Bakan Şimşek, son dönemde yaşanan şoklara ve savaşın yarattığı belirsizliklere rağmen hane halkının döviz talebini artırmak yerine piyasaya döviz arz ettiğine dikkat çekerek, "Hane halkı savaşın başından bu yana nette 1,8 milyar dolar döviz sattı. Bu tablo, vatandaşlarımızın makro finansal istikrarın devamına olan inancı açık şekilde ortaya koyuyor. Bu aynı zamanda programın kazandığı kredibilitenin de bir göstergesi. Belli kanallar üzerinden yoğun bir kötümserlik pompalanmasına rağmen vatandaşlarımızın tercihleri farklı bir tabloya işaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Öncelik verdikleri dönüşüm alanlarına değinen Şimşek, sanayide dönüşümün kendileri için kritik olduğunu, "Artık düşük ücretler üzerine küresel bir yarışta olmak istemiyoruz. Katma değeri ve rekabet gücü yüksek alanlarda atağa kalkmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın sanayi politikası inisiyatifleri var ve sonuç alıyoruz, ilerleme var." ifadelerini kullandı.

Şimşek, savunma sanayisindeki başarının diğer sektörlere sirayet edeceğini kaydederek, Türk sanayisinin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, bu dönüşümün bünyeyi güçlendireceğini bildirdi.

Bakan Şimşek, üretim üslerinin demir yollarıyla limanlara bağlanmasına öncelik verdiklerini kaydederek, piyasalar çok üzerinde durmasa da Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye açısından muazzam fırsatlar içeren çok kritik bir alan olduğunu vurguladı.

Terörsüz Türkiye sürecinin ülkenin barışına, refahına ve istikrarına sağlayacağı katkılardan bahseden Şimşek, Türkiye'nin bu alanda sağlayacağı başarının bölge ülkelerine de örnek olacağını söyledi.

TRANSİT TİCARETTE KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASI BUNDAN DAHA GÜÇLÜ BİR TEŞVİK OLAMAZ

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen ve hayata geçirilen son uygulamalardan bahsederek, İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik getirdikleri istisnaları ve teşvikleri anlattı.

Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası getirdiklerini anımsatan Şimşek, "Türkiye'yi aslında Singapur, Hong Kong ve Hollanda gibi bu alanda oldukça rekabetçi ticaret merkezleriyle vergi açısından rekabet edebilir bir noktaya taşıdık. Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz. Bu konuda sizlerin (bankacıların) biraz çaba göstermenizde fayda var." dedi.

Şimşek, sanayi ve tarım sektörlerinde üretim yapan şirketler için kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5'e düşürüldüğünü hatırlatarak, "Çünkü Türkiye'ye daha fazla doğrudan yatırım çekmek istiyoruz. Üretim kapasitemizi artırmak, sanayimizi güçlendirmek ve ülkemizin geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek istiyoruz. Bu doğrultuda hem yurt içindeki yatırımları teşvik etmek hem de küresel yatırımcıların Türkiye'yi daha güçlü bir yatırım üssü olarak görmesini sağlamak amacıyla imalat sanayinde kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5'e indirdik." ifadelerini kullandı.

Şimşek, yurt dışından getirilen kaynağı teşvik ettiklerini belirterek, "Ama o kaynağı Türkiye'de bir faaliyette kullanır, Türkiye'den bir gelir elde edersen zaten vergiye tabi olacak." şeklinde konuştu.

REFAHI KALICI OLARAK ARTIRACAK BİR PROGRAM UYGULUYORUZ

Bakan Şimşek, dünyada savaşın getirdiği belirsizlik, ticaret savaşlarının yol açtığı parçalanmışlık, rekabetin neden olduğu zorlukların bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye'yi küresel katma değer zincirlerinde daha üst basamaklara taşıyacak, daha nitelikli üretim, daha yüksek verimlilik ve daha kaliteli istihdamla refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguluyoruz. Bu program yalnızca para politikasından ibaret değildir; çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonuyla mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Bu nedenle maliye politikası tarafında en güçlü desteği bu alana veriyoruz."

Şimşek, gıda arzı noktasında da ülkenin dört köşesinde organize tarım bölgeleri kurduklarını, örtü altı üretimi artırmak için muazzam bir destek verdiklerini, gıda kayıp oranını azaltmak için çalışmalar yaptıklarını, arzı artırmak için önemli çalışmalar içinde bulunduklarını anlattı.

BAKAN ŞİMŞEK SON DÖNEMDE UYGULANAN TEDBİRLERE DEĞİNDİ

"Uygulamaya koyduğumuz son paket, sermaye piyasalarının gelişmesine dolaylı, bankacılık sektörünün büyümesine ise doğrudan katkı sağlayacaktır. Etkisi yalnızca finans sektörüyle sınırlı kalmayacak; taksici esnafımızdan restoran işletmecisine kadar ekonominin tüm kesimlerine yansıyacaktır. Küresel sermayenin bireyler ve şirketler aracılığıyla Türkiye'ye yöneldiğini düşünün. Böyle bir ortamda finans sektörümüz hem büyüyecek hem de derinleşecektir. Asıl hedefimiz de budur. Bu sayede gelecekte benzer şoklarla karşılaştığımızda rezervleri sürekli tartışan değil, finansal gücü ve derinliğiyle öne çıkan bir ülke konumuna geleceğiz. Ancak bunun için hepimizin ortak çaba göstermesi gerekiyor. Bu vesileyle Türkiye Bankalar Birliği'ne ve tüm üye bankalarımıza da bu alanda daha fazla katkı sunmaları yönündeki çağrımı yinelemek istiyorum."

AMACIMIZ KAYNAKLARIN SİSTEMİN İÇİNE GİRMESİ

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) standartlarının bulunduğuna işaret ederek, yapılan düzenlemelerin bu ilkelere uygun olduğunu vurguladı.

Bu düzenlemenin amacı belli olduğunu ve belirli koşullarda vergi istisnası getirdiğini kaydeden Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu düzenleme, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda herhangi bir muafiyet ya da kanunlara karşı bir istisna öngörmüyor. Esasen bu durum tanım gereği zaten böyledir; ancak herhangi bir tereddüde mahal vermemek adına bunu kanun metnine de açıkça yazdık. Dolayısıyla bu konuda farklı yorumlar üzerinden istismar alanı oluşturmaya çalışanlar boşuna çaba gösteriyor. Buradaki temel amaç, kaynakların sisteme kazandırılmasıdır. Eğer bu kaynaklar sisteme girip sermayeye eklenirse herhangi bir vergi alınmıyor. Ya da sistem içerisinde uzun süre tutulursa uygulanacak vergi oranı buna göre kademeli olarak şekilleniyor. Ancak sadece kayıt altına alıp daha sonra yeniden sistem dışına çıkarmayı tercih edenler için ilgili vergi yükümlülükleri devreye giriyor. Dolayısıyla burada istismar edilebilecek bir alan söz konusu değil. Bizim amacımız, kaynakların sisteme dahil olması, Türkiye'ye gelmesi ve ekonomimizin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlamasıdır."

ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın bitmesi ve petrolün düşmesiyle dezenflasyonun güçleneceğini, cari açık probleminin konuşulmayacağını kaydeden Şimşek, mayısta çalışma günü başına düşen ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 arttığını, tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye'de üretimin devam ettiğini, bunun ülke için önemli bir avantaj olduğunu söyledi.

Şimşek, bölgenin yeniden imarı noktasında Türkiye'nin sağlayacağı katkılardan bahsederek, yeni ulaşım koridorlarında da Türkiye'nin istifade edeceğini anlattı.

Sanayinin geleceği hakkında bankacıların da sanayicilerin de endişe etmemesi gerektiğini dile getiren Şimşek, programın olumlu sonuçlarının ileride görüleceğinin altını çizdi.

Şimşek, "Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, bankacılarımıza söylüyorum, inşaat sektörüyle ilgili de çok fazla kaygılanmayın. Şu anda belki eldeki gayrimenkulleri satmakta biraz zorlanıyorsunuz ama bakın önümüzdeki 10 yıl içerisinde yakın coğrafyamızda en az 1 trilyon dolarlık yeniden inşa gerekecek. İnşaat şirketlerimiz dünya liginde ön sıralarda. Dolayısıyla burada da hem fırsatlar var hem de sektörümüzün geleceği." diye konuştu.

GERÇEKTEN BÜYÜK BİR POTANSİYELİMİZ VAR

Bakan Şimşek, Türkiye'nin hem ulaşım koridorlarında hem de enerjide çok önemli bir merkez ve üs olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dolayısıyla bankacılar olarak biliyorum bu belirsizliği en çok siz hissediyorsunuz. Programın etkileri burada da hissediliyor. Makro ihtiyati tedbirler ve finansal koşullar sıkılaşınca herkes gibi reel sektör de finans sektörü de zorlanıyor. Ama bunlar geçicidir. Önemli olan orta-uzun vadeli gidişat. Orta-uzun vadeli bakacaksanız, ülkemizle ilgili kötümser olmanız için çok sebep bulamıyorum. Az önce de değindim, gerçekten büyük bir potansiyelimiz var. Bu bir teorik potansiyel değil. Bunu hayata geçiriyoruz. Yani dönüşüm başlamış durumda. Sadece konuşmuyoruz, teorik şeylerden bahsetmiyoruz. Gerçekten de bu yönde büyük bir ilerleme var. Bunları fırsata dönüştürmek için bizler de adım atıyoruz. Sizler de inanıyorum ki bu süreçlere de destek vermeye devam edeceksiniz ve hep birlikte sürdürülebilir yüksek büyümeye doğru yol alacağız. Bankacılık sektörü sürdürülebilir büyüme açısından çok kritik bir bileşen. Sektörün sağlığı ve dayanıklılığı bizim için çok değerli ve önemli. Reel sektör, finans sektörü ve politika yapıcıları olarak birlikte bir ekip ruhuyla ülkemizi daha ileri taşıyacağız, sektörlerimizi daha da geliştireceğiz, büyüteceğiz."

Kaynak: AA