İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde ulaşımın bel kemiği olan taksi esnafı, son dönemde gerçek usulde vergilendirilmeye geçilmesiyle birlikte tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Her yolculuk sonrasında kesilen fişlerle birlikte cironun yüzde 20’sini Katma Değer Vergisi olarak devlete ödeyen taksiciler, bunun yanı sıra gelir vergisi, stopaj ve gelir geçici vergisi gibi ağır mali yükümlülükler altında eziliyor.

Sektör temsilcileri vergilerin yüzde 1,5 seviyesine çekilmesi için yoğun kulis faaliyetleri yürütse de, Hazine ve Maliye Bakanlığı kanadından bu beklentileri doğrulayacak somut bir adım gelmemesi esnafın umutlarını kırıyor. Maliye yetkililerinin vergi indirimine sıcak bakmadığı bu dönemde, kısa vadede bir mevzuat değişikliği beklenmiyor.

Taksi 05012026-1

GALERİCİLER MALİYE MEMURU GİBİ VERGİ TAHSİLATINA BAŞLADI

Taksi piyasasındaki en büyük yaralardan biri olan plaka kiralama sisteminde, vergi yükü tamamen kiracı şoförün omuzlarına binmiş durumda. Geçmişteki basit usul vergilendirme döneminde plaka sahipleri tarafından üstlenilen sembolik vergiler, gerçek usule geçişle birlikte devasa rakamlara ulaştı. Günümüzde plaka kiralama işlemlerine aracılık eden galerici ve komisyoncular, plaka sahibine ödenen aylık 50-60 bin liralık kira bedelinin yanı sıra, bu kazançtan doğan KDV ve gelir vergisi gibi kalemleri de "vergi tahsilatı" adı altında kiracıdan talep etmeye başladı. Adeta bir maliye memuru gibi hareket eden aracı kurumlar, yüksek kira bedellerine bir de vergi yükünü ekleyerek şoförlerin kazancını neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.

Taksi

MİLYONLUK PLAKA SAHİPLERİ VERGİ DIŞI KALIYOR

Sektördeki adaletsizlik sadece vergi oranlarıyla sınırlı kalmıyor; vergilendirmenin kime yapıldığı konusu toplumsal vicdanı da yaralıyor. Bugün değeri 1-2 milyon lira olan bir dairesini kiraya veren vatandaş kira gelir vergisi öderken, değeri 8-10 milyon lirayı bulan taksi plakalarını galericiler aracılığıyla kiraya veren mülkiyet sahiplerinin vergi ödememesi dikkat çekiyor.

Denetim eksikliği nedeniyle plaka sahipleri elde ettikleri yüksek kira gelirlerini beyan etmezken, tüm mali yükümlülüğün direksiyondaki şoföre yıkılması sistemdeki çarpıklığı gözler önüne seriyor. Bu durum, geçim derdine düşen taksicilerin mesleği bırakmasına neden olurken, trafikteki stresin ve müşteri memnuniyetsizliğinin de temel kaynağını oluşturuyor.

Taksi-8

MÜLKİYET RİSKİ VE KORSAN TAKSİ KISKACI

Taksi esnafını bekleyen bir diğer büyük tehlike ise yasal zemindeki boşluklar nedeniyle yaşanan mülkiyet sorunu. Plaka kiralayan şoförler, bedelini bizzat ödeyip satın aldıkları araçları, mevzuat gereği plaka sahibinin üzerine tescil ettirmek zorunda kalıyor. Bu durum, plaka sahibinin "araç benim" demesi halinde şoförün yaklaşık 1,5 milyon liralık yatırımının bir günde buharlaşması riskini taşıyor. Yasal bir hak iddia edemeyen esnaf, bir yandan bu riskle yaşarken diğer yandan sayıları milyonlara ulaşan korsan taksilerle rekabet etmeye çalışıyor. Denetimlerin yetersiz kalması ve korsan taşımacılığın engellenememesi, yasal çalışan esnafın iş hacmini her geçen gün daraltıyor.

Ismet Dalcı

İSTANBUL TAKSİCİLER ESNAF ODASI'NDAN RADİKAL ADIMLAR BEKLENİYOR

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı İsmet Dalcı, göreve geldiği günden bu yana esnafın bu ağır yükler altında ezilmemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Dalcı, taksici esnafına ÖTV’siz araç temin edilmesi için devletin ilgili kademeleriyle istişarelerini sürdürürken, korsanla mücadelede daha sert tedbirler alınması gerektiğini her fırsatta dile getiriyor. Sektörün geleceği için devrim niteliğinde bir diğer hazırlık ise "yıpranma payı" üzerine kurgulanıyor. Günde 12 ila 24 saatini trafikte geçiren şoförler için SGK’ya yapılacak başvuruyla "Fiili Hizmet Süresi Zammı" hakkının elde edilmesi ve böylece taksicilere erken emeklilik yolunun açılması hedefleniyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber