Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs 2026 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu’nu resmi internet sitesi üzerinden kamuoyuyla paylaştı. Raporda, dünya genelinde tırmanan jeopolitik riskler ve küresel finansal koşullardaki belirsizliklere rağmen, Türkiye’de reel sektörün borçluluk seviyesinin tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğü ve firmaların yurt dışı borç yenileme performanslarının güçlü yapısını koruduğu vurgulandı.
KÜRESEL ENFLASYON VE TAHVİL PİYASALARINDA BELİRSİZLİK HAKİM
Raporda, son dönemde küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmelerin emtia fiyatlarını yukarı çektiği ve bunun da küresel enflasyon görünümündeki belirsizlikleri artırdığı ifade edildi. Gelişmiş ülkelerde kamu borcunun sürdürülebilirliğine yönelik endişeler ile enflasyondaki bozulma eğilimi, devlet tahvili faizlerinin yüksek seviyelerde seyretmesine neden oluyor.
Benzer şekilde, enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve gelişmekte olan ülkelerin dış finansmana yönelik hassasiyetleri yüzünden, bu ülkelerin devlet tahvil faizleri de tarihsel ortalamalarının üzerine çıkmış durumda. Küresel risk iştahındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkelere yönelik fon akımlarının duyarlılığını artırmaya devam ediyor.
SIKI PARA POLİTİKASI KREDİ FAİZLERİNİ YUKARI ÇEKTİ
Yurt içi piyasalara yönelik değerlendirmelerde, toplam kredi büyümesinin önceki rapor dönemine kıyasla güçlü seyrettiği ancak devreye alınan ilave makroihtiyati tedbirlerin kredi kompozisyonunu değiştirdiği belirtildi. Kredi faizlerinin TCMB’nin attığı politika adımlarıyla uyumlu bir grafik çizdiği raporda, fonlama maliyetlerindeki artışa paralel olarak hem ticari hem de bireysel kredi faiz oranlarında yukarı yönlü bir hareket yaşandığı aktarıldı.
Türk lirası ticari kredilerdeki güçlü seyir ve yabancı para kredilerdeki düşük seviye sayesinde kredi kompozisyonu Türk lirası lehine gelişti. Bireysel krediler tarafında ise alınan önlemler doğrultusunda bireysel kredi kartı ve kredili mevduat hesabı büyüme hızlarında yavaşlama kaydedildi.
BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN AKTİF KALİTESİ KORUNUYOR
Bankacılık sektörünün aktif kalitesinde sınırlı bir bozulma gözlense de bireysel kredilerdeki risk artışının yavaşlama trendine girdiği ifade edildi. Bu olumlu gelişmede, ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartlarına yönelik getirilen yapılandırma düzenlemelerinin büyük payı bulunuyor. Küçük ve orta büyüklükteki işletme kredilerinde tahsili gecikmiş alacak oranları artış eğilimini korurken, ticari kredilerin genel risk görünümü bireysel segmentten daha olumlu bir performans sergiliyor.
Son dönemde hem bireysel hem ticari kredi gruplarında yeni tahsili gecikmiş alacak ilavelerinde yavaşlama görülürken, bu alacaklardan yapılan tahsilat miktarında artış kaydedildi. Bankaların yüksek karşılık politikası sayesinde, kredi riskinin banka bilançoları üzerindeki etkileri sınırlı kaldı.
REEL SEKTÖRÜN TÜRK LİRASI TERCİHİ GÜÇLÜ
Sıkı finansal koşulların reel sektörün borçluluk oranlarını tarihsel ortalamanın altında tuttuğu raporda, şirketlerin finansal kaldıraç oranları ile yabancı para açık pozisyonlarının ihracata oranının da geçmiş dönem ortalamalarının altında seyrettiği paylaşıldı.
Yabancı para cinsten kredilerin daha çok büyük ölçekli firmalarda yoğunlaştığı, Türk lirası bazlı finansmanın ise tabana yayıldığı görüldü. Şirketlerin finansal varlıklarında Türk lirasının ağırlığı sürerken, fon hesaplarındaki büyüme de devam etti. Öte yandan, halka açık firmaların karlılık ve likidite durumunu gösteren endikatörlerde ise bir miktar gerileme dikkat çekti.
HANEHALKI TASARRUFLARINDA YENİ EĞİLİMLER
Makroihtiyati düzenlemelerin hanehalkı borçluluğunu dengeleyici bir rol oynadığı raporda, kısa vadeli ve teminatsız kredilerin payındaki artış eğiliminin durduğu, konut kredisi büyümesinin ise bir miktar hızlandığı bildirildi. Bireysel kredi kartı ve kredili mevduat hesabı bakiye ile limit büyümeleri yavaşlarken, vatandaşların varlık tercihlerinde Türk lirası mevduat öne çıktı.
Değerli metal fiyatlarındaki hızlı yükseliş ise yabancı para mevduat kompozisyonu içinde kıymetli maden hesaplarının payının artmasına yol açtı. Ayrıca hanehalkının menkul kıymet yatırım fonları ve bireysel emeklilik fonları gibi alternatif finansal araçlarla tasarruflarını çeşitlendirme eğiliminin sürdüğü tespit edildi.
LİKİDİTE GÖSTERGELERİ VE DIŞ BORÇLANMA PERFORMANSI SAĞLAM
Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sistemin fonlama ihtiyacında dalgalı bir seyir izlense de TCMB’nin likidite adımları sayesinde piyasa faizlerinin politika duruşuyla olan uyumu bozulmadı. Bankacılık sektörünün likit varlıklarındaki güçlü görünüm sürerken, alternatif likidite göstergeleri ve yasal sınırların üzerinde kalan likidite karşılama oranları, bankaların kısa vadeli nakit çıkışlarını karşılama kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdi.
Bankaların aktif ve pasifleri arasındaki vade uyumsuzluğu azalırken, dış borç yenileme oranları yüksek kalmaya devam etti. Yılın ikinci çeyreğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisi işlemlerinde maliyetler bir miktar gerilerken, yenileme oranları yüzde yüz seviyesinin üzerinde gerçekleşti.
SERMAYE TAMPONLARI VE BANKA DIŞI FİNANSAL SİSTEMİN BÜYÜMESİ
Bankaların karlılık ve sermaye benzeri borçlanma araçları vasıtasıyla sermaye yeterliliklerini desteklemeye devam ettiği, ancak mart ayından itibaren yükselen fonlama maliyetlerinin net faiz marjındaki artışı yavaşlattığı ifade edildi. Kredi risk maliyetleri karlılığı baskılarken, ücret ve komisyon gelirleri sektörü destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Sermaye yeterlilik rasyosuna ilişkin esnekliklerin kaldırılmasına rağmen bankaların sermaye yeterlilik oranları yasal sınırların üzerinde ve uzun dönem ortalamasına yakın kalmayı başardı.
Son olarak, yatırım fonlarına ve alternatif finansman kanallarına olan ilginin banka dışı finansal kuruluşların sistemdeki ağırlığını artırdığı, finansal sistemin derinleşmesine katkı sağlayan bu gelişmeler nedeniyle bu kuruluşların finansal istikrar kapsamında yakından takip edildiği vurgulandı.





