Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), son Finansal İstikrar Raporu’nda küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin finansal sistemine ilişkin güncel görünümü değerlendirdi. Rapora göre; jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki oynaklık ve ABD’deki uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki belirsizlikler finansal piyasalarda dalgalanmaları artırırken, buna rağmen Türkiye’de finansal istikrar korunuyor.
KREDİ BÜYÜMESİ ILIMLI SEYREDİYOR
Sıkı para politikası sayesinde kredi büyümesi kontrollü ilerliyor. Ticari krediler yatay bir patikada devam ederken, yabancı para kredi kullanımındaki yavaşlama nedeniyle TL kredilerin payı artıyor.
Bireysel kredilerdeki artış, özellikle ihtiyaç kredileri ve kredi kartları kaynaklı olarak toplam kredi büyümesini yukarı çekiyor.
TCMB, sıkı duruşun etkisiyle önümüzdeki dönemde kredi büyümesinin ılımlı görünümünü koruyacağı değerlendirmesinde bulunuyor.
BANKACILIKTA KÂRLILIKLAR TOPARLANIYOR
Yılın üçüncü çeyreği itibarıyla bankacılıkta kârlılık artışa geçti. Politika faizindeki indirimlerin etkisiyle, net faiz marjı toparlandı ve faiz gelirleri yükseldi. Ücret ve komisyon gelirlerindeki güçlü momentum kârlılığı desteklerken, kredi risk maliyetleri artış hızını sınırlayan unsur olarak öne çıkıyor.
Bankaların sermaye yeterlilik oranları yasal sınırların üzerinde seyretmeye devam ediyor.
Kâr üretimi ve yurt dışı sermaye benzeri borçlanmalar, sermaye tamponlarını güçlendirerek sektörün olası risklere karşı dayanıklılığını artırıyor.
REEL SEKTÖRDE BORÇLULUK YÖNETİLEBİLİR DÜZEYDE
Reel sektörün finansal borcunun milli gelire oranı hem tarihsel ortalamaların hem de benzer ülke ortalamalarının altında. TL kredi büyüme kısıtları nedeniyle TL borçluluk düşük seyrederken,
Yabancı para borçluluk, düşük YP kredi maliyetleri ve yurt dışı finansmana yönelimle birlikte artmış durumda.
Bununla birlikte, YP kredi sınırının %0,5’e çekilmesi ve KKDF düzenlemeleri sayesinde döviz pozisyon açığındaki artış hız kesmiş bulunuyor. Ayrıca YP borçluluğun büyük kısmının döviz geliri olan firmalardan gelmesi kur riskini azaltıyor. Reel sektörün dış borç çevirme oranı ise %150 ile güçlü seyrini sürdürüyor.
LİKİDİTE TAMPONLARI GÜÇLÜ, YURT DIŞI FİNANSMAN KOŞULLARI İYİLEŞİYOR
Bankaların hem TL hem de YP likidite tamponları güçlü bir görünüm sergiliyor. Likidite karşılama oranları ve kredi-mevduat oranı, fonlama yapısının sağlam ve istikrarlı olduğunu teyit ediyor.
Mart ayından sonraki dalgalanmaların ardından politika faizi ve makroihtiyati adımların etkisiyle yurt dışı fon akışı artmış, rezervler güçlenmiş durumda.
Bankaların dış borçlanma imkanları güçlü seyrini koruyor. Yeni dış borçlanmalarda ortalama vadeler uzarken, Eurobond ve sermaye benzeri borçlanma araçlarına yabancı yatırımcı ilgisi devam ediyor.
2025’te vadesi gelen sendikasyon kredileri de yüksek oranlarda yenilenmiş ve maliyetlerde gerileme görülmüş durumda.
Faiz şoklarına duyarlılık azaldı. Bankaların bilançoları faiz değişimlerine karşı daha dayanıklı hâle gelmiş durumda. Sabit faizli kredi ve menkul kıymetlerin vadelerinin kısalması, aktif-pasif vade uyumsuzluğunu azaltarak faiz şoklarının etkisini sınırlıyor. Ayrıca sektör yasal sınırlar içinde YP pozisyon fazlası taşımaya devam ediyor.
HANE HALKINDA BORÇLULUK DÜŞÜK, TL TASARRUFLAR GÜÇLÜ
Hane halkı borçluluğu milli gelire oranla düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. Bireysel kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarının payı artarken, konut ve taşıt kredilerinde zayıf seyir sürüyor.
Mevduat tarafında TL tercihi güçlenirken, KKM ürünlerinin payı gerilemeye devam ediyor.
Ayrıca yatırım fonları ve BES gibi alternatif araçlara yönelişle tasarruf yapısı çeşitleniyor.


