İsrail Meclisi’nde (Knesset) geçtiğimiz hafta kapalı kapılar ardında düzenlenen ve ABD, Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden (GKRY) temsilcilerin katıldığı olağanüstü toplantının detayları sızdı. Tel Aviv merkezli Maariv gazetesinin "Dört ülke Türkiye'ye karşı birleşti" başlığıyla duyurduğu görüşmede, Doğu Akdeniz İttifakı'nın Ankara’nın artan nüfuzuna karşı nasıl güçlendirileceği masaya yatırıldı.

"TÜRKİYE İRAN’DAN DAHA TEHLİKELİ"
Toplantının moderatörlüğünü üstlenen ve Türkiye’ye yönelik sert çıkışlarıyla bilinen Ohad Tal, Yunan medyasından Kathimerini’ye verdiği röportajda çok tartışılacak şu ifadeleri kullandı:
Bana göre Türkiye, İran’dan daha tehlikeli. Çünkü dünyadaki neredeyse tüm ülkeler İran’ın bir tehdit olduğunu fark edip yaptırımlar uyguladı. Ancak unutmamamız gereken bir şey var: Türklerin dünyada dostu çok, özellikle son zamanlarda Ankara’nın hem Batı hem de Doğu ile diplomatik ilişkileri gayet iyi durumda. Aynı zamanda NATO ülkesi ve ABD ile diyalogu da oldukça samimi”
Tal, müttefik devletlerin Türkiye'nin büyüme ivmesini kesmek için vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini belirterek uyarısını şöyle sürdürdü:
“Ankara, bizim için büyük bir tehlike yaratıyor. Çabuk olup müttefiklerimizle ortak hareket etmeliyiz. Gerçekleştirdiğimiz toplantıda da amacımız Türkiye’nin büyümesini ve daha çok güçlenmesini engelleyecek bir ittifak oluşturmaktı. Yunanistan ve GKRY de bizimle hemfikir”

"ABD TÜRKİYE'YE F-35 VERMEZ"
Türkiye’nin askeri sistemlerine ve F-35 gibi kritik projelere dair de çarpıcı bir iddiada bulunan İsrailli vekil, savunma sanayisindeki dengeler hakkında şunları söyledi:
“Bence bu ihtimal hepimizin düşünmesi gereken büyük bir sorun. Ben ABD’nin Türkiye’ye F-35 vereceğini zannetmiyorum. Çünkü Washington şunun farkına varmalı: Türklerin Çin ile de ilişkileri oldukça iyi. Ankara’nın askeri sistemlerinde kullanılan teknolojilerin bazıları da Pekin tarafından destekleniyor. Dolayısıyla ABD’nin, Çin teknolojilerinin bulunduğu ortamda yer almayı tercih edip etmeyeceğini oturup düşünmesi gerek”

"BİZİM İÇİN KIYAMET OLUR"
Zirvenin en çok üzerinde durulan maddesi ise Türkiye'nin nükleer silahlanma potansiyeli oldu. Tal, bu durumu bir "kıyamet" olarak değerlendirdi:
“Eğer Türkler nükleer silah edinirse bu sadece İsrail için değil diğer müttefiklerimiz için de kıyamet olur. Yani demek istediğim hafife alınacak bir durum değil. Tüm bu ihtimalleri de göz önünde bulundurduğumuzda gerçekleştirdiğimiz toplantının önemini bir kez daha anlayabilirsiniz”
Bu toplantıların bir seri halinde devam edeceğini ve bir sonraki durağın Atina olacağını kaydeden Tal, "Türklere bölgede artan güçlerini kabul etmeyeceğimize dair vermek istediğimiz mesaj oldukça net. Buna karşı koymak için gerekeni yapacağız” dedi.
KRİTİK ZİRVEYE GİDEN YOLDA NELER YAŞANDI?
11 Şubat tarihinde gerçekleşen görüşmelerde, Türkiye'nin bölgede merkezi bir güç haline gelmesine yönelik duyulan endişe “Orta Doğu’daki ortaklarımızın kimler, düşmanlarımızın kimler olduğu, kimin iş birliğine istekli olduğu ve kimin zorluk ve engeller yarattığı konusunda net olmalıyız. Adımlarımızı birlikte atarak bölgedeki tehditlere karşı birlik olmalıyız. Ankara’nın gücünü durdurmak zor olabilir ama beraber olursak imkansız değil.” ifadeleri ile kayda geçmişti.




