EKONOMİ

TÜRKÇİMENTO’dan AB’ye uyarı! "Fiili bir ticaret engeline dönüşebilir"

TÜRKÇİMENTO, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndaki gerçekçi olmayan emisyon değerlerinin Türk çimento ihracatı üzerinde haksız mali yük ve fiili bir ticaret engeli oluşturduğu uyarısında bulundu.

Türkiye çimento sektörünün çatı kuruluşu TÜRKÇİMENTO, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile ilgili kritik bir uyarıda bulundu. Kuruluş, mevcut uygulamanın Türkiye çimento sektörü açısından fiili bir tarife dışı ticaret engeline dönüşme riski taşıdığına dikkat çekerek, özellikle varsayılan emisyon değerleri üzerinden uygulanan mali baskılara vurgu yaptı. Avrupa Komisyonu tarafından 2025 yılı sonunda hayata geçirilen düzenlemelerin, Türk çimento ihracatı üzerinde gerçekçi olmayan ek yükler yarattığı ifade edildi.

VARSAYILAN DEĞERLER GERÇEK PERFORMANSI YANSITMIYOR

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2015 yılından bu yana AB ile uyumlu bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi kullandığını belirterek, sektörün teknolojik altyapısının oldukça ileri düzeyde olduğunu hatırlattı. Bozay, Türkiye’nin düşük emisyonlu kuru sistem fırınlar kullanmasına rağmen, AB mevzuatında "diğer ülkeler" başlığı altındaki en yüksek emisyon katsayılarına tabi tutulmasının haksızlık olduğunu savundu.

Konuyla ilgili somut verileri paylaşan Bozay,

“Türkiye’de SKDM geçiş döneminde AB’ye ihracat yapan üyelerimizin beyan ettiği fiili veriler, gri çimento klinkeri için emisyonların 0,88 tCO²/ton seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın AB mevzuatında Türkiye için kullanılan varsayılan değer 1,551 tCO²/ton. Bu fark, gerçek emisyon performansını yansıtmayan ilave maliyetler doğuruyor ve SKDM’nin adil ve doğru uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor” dedi.

KARBON MALİYETİ DÖRT KATINA ÇIKABİLİR

Söz konusu emisyon farkının maliyetlere yansımasının yıkıcı boyutlara ulaşabileceği belirtiliyor. Fiili değerler ile varsayılan değerler arasındaki bu uçurumun, karbon maliyetlerini ton başına 20 Avro seviyesinden 80 Avroya kadar çıkarabileceği hesaplanıyor. Bu durumun sadece üreticiyi değil, aynı zamanda Avrupa’daki tüketicileri de doğrudan etkileyeceği öngörülüyor.

Maliyet artışının sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurgulayan Volkan Bozay,

“SKDM bu haliyle uygulanırsa, oluşacak ek maliyetin önemli bir kısmı nihai ürün fiyatlarına yansıyacak ve sonuçta AB’deki tüketicileri de etkileyecektir. Bu nedenle, doğrulayıcı kapasitesinin zamanında devreye alınması ve varsayılan değerlerin gerçekçi şekilde güncellenmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, Gümrük Birliği’nin temel prensipleriyle de tam uyumlu olmayan bir sonuç doğurabilir” ifadelerini kullandı.

YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINDA TEKNİK BELİRSİZLİK

Sektörün karbon ayak izini düşürmek için yenilenebilir enerjiye yöneldiğini ancak burada da mevzuat engellerine takıldığını belirten TÜRKÇİMENTO, fabrikaların kendi sahalarında yeterli güneş enerjisi kapasitesi oluşturmasının teknik olarak zor olduğunu bildirdi. Üreticilerin farklı lokasyonlarda yaptığı yenilenebilir enerji yatırımlarının SKDM hesaplamalarında nasıl kabul edileceğine dair net kurallar bekleyen sektör, dolaylı emisyon hesaplamalarında belirsizliklerin giderilmesini talep ediyor.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ: ULUSAL VERİLER ESAS ALINMALI

Sektörün önceliğinin emisyon raporlarının titizlikle doğrulanması olduğunu ifade eden Bozay, doğrulama altyapısı tam kapasite çalışana kadar gerçek verilerin esas alınması gerektiğini söyledi. Düşük karbonlu üretimi desteklemesi beklenen sistemin, cezalandırıcı bir yapıya bürünmemesi gerektiğini hatırlatan Bozay, taleplerini şu sözlerle özetledi:

“SKDM’nin fiili bir ticaret engeline dönüşmemesi için, ‘Diğer Ülkeler’ başlığı altındaki genel varsayılan değerler yerine, AB ile uyumlu İRD sistemi verilerine dayalı ulusal değerlerin kullanılmasına imkân tanınması önem taşımaktadır. Doğrulama altyapısı tam işler hale gelene kadar fiili emisyon verilerinin esas alınması ve orantısız mali yüklerin önlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, düşük karbonlu üretim ile en yüksek karbonu üreteni ayırt edemeyen bir sistem olarak SKDM’nin düşük karbonlu üretimi destekleme amacı sadece tarife dışı teknik engel olmaktan öteye geçemeyecektir.”