Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetlerini ve kredi güvenilirliğini simgeleyen 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Mart 2026 itibarıyla kritik bir eşiğe yöneldi. Son dönemde küresel piyasalarda artan belirsizlikler ve bölgesel jeopolitik gerilimlerin etkisiyle yükseliş eğilimine giren CDS puanı, 250 baz puan seviyesini test ederek geçtiğimiz Ekim ayından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Yaklaşık beş aydır devam eden görece sakin seyrin ardından gelen bu hareketlilik, yatırımcıların Türkiye'ye yönelik risk algısında yeniden temkinli bir duruşa geçtiğini gösteriyor.
EKİM AYINDAN BU YANA EN SERT YÜKSELİŞ KAYDEDİLDİ
2025 yılının son çeyreğinde belirli bir bant aralığında dalgalanan risk primi, yeni yılın ilk aylarındaki küresel türbülansla birlikte yönünü yukarı çevirdi. Özellikle Ekim ayından bu yana ilk kez bu seviyelerin görülmesi, piyasalarda "dipten dönüş" sinyali olarak yorumlanıyor. Analistler, bu yükselişin sadece yerel dinamiklerle değil, aynı zamanda gelişmekte olan piyasalara yönelik genel sermaye akışlarındaki yavaşlamayla da doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. 250 baz puan barajının aşılması durumunda, dış borçlanma maliyetlerinde yukarı yönlü bir baskı oluşabileceği öngörülüyor.

KÜRESEL BELİRSİZLİKLER VE JEOPOLİTİK RİSKLER ETKİLİ OLUYOR
Risk primindeki artışın ana kaynağı olarak Orta Doğu eksenli tırmanan jeopolitik gerginlikler öne çıkıyor. Bölgedeki enerji arz güvenliğine dair endişeler ve küresel navlun maliyetlerindeki artış, gelişmekte olan piyasaların genelinde bir satış baskısı yaratırken Türkiye de bu dalgadan etkileniyor. Özellikle enerji ithalatçısı konumundaki ekonomiler için petrol fiyatlarındaki oynaklık, cari denge üzerindeki baskıyı artırarak CDS puanlarını yukarı çekiyor. Küresel piyasalardaki "güvenli liman" arayışı, riskli varlıklardan çıkışları hızlandırırken Türkiye'nin primindeki bu 5 aylık rekoru da beraberinde getiriyor.
EKONOMİ YÖNETİMİNİN ADIMLARI VE PİYASA BEKLENTİLERİ
Türkiye'nin makroekonomik verilerindeki seyrin yanı sıra Merkez Bankası'nın kararlı para politikası duruşu, CDS üzerindeki baskıyı dengeleyen en önemli unsurlar arasında yer almaya devam ediyor. Enflasyondaki dezenflasyon sürecinin ve yapısal reform ajandasının takvime uygun ilerlemesi, risk primindeki yükselişin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek. Enflasyon rakamlarının ardından gözler Merkez Bankası’nın vereceği mesajlara çevrildi. Risk primindeki yükselişin kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde para politikasındaki kararlılığın devamına ve küresel risk iştahına bağlı olacak. Analistler, Mart ayı genelinde enflasyon beklentilerindeki çıpanın korunması durumunda CDS’in yeniden 230 seviyelerine çekilebileceğini öngörüyor.



