Günümüzde kurumların adeta şahdamarı haline gelen bulut teknolojileri, verilerin sınır ötesindeki yabancı sunucularda tutulması nedeniyle siber güvenlik ve ulusal egemenlik açısından büyük riskler barındırıyordu. Türkiye, bu dijital açığı kapatmak ve veri bağımsızlığını ilan etmek için tarihi bir adım attı. TÜRKSAT A.Ş ile DT Cloud arasında imzalanan stratejik iş birliği protokolüyle ‘Türksat Bulut’ platformu resmen tanıtıldı. Bu yeni nesil yerli altyapı sayesinde; kamu kurumlarının ve özel sektörün bulut depolama, büyük veri analizi ve yapay zeka uygulamaları gibi tüm kritik dijital ihtiyaçları artık tamamen yerli kaynaklarla karşılanacak.
YÜZDE 99,9 KESİNTİSİZ ERİŞİM VE SİBER GÜVENLİK
OpenStack tabanlı açık kaynak mimarisiyle inşa edilen Türksat Bulut, sadece bir veri ambarı olmanın çok ötesinde yetenekler sunuyor. Erişim, depolama ve işlem katmanlarını uçtan uca güvenlik prensipleriyle donatan sistem, yüzde 99,9 oranında yüksek erişilebilirlik garantisi vererek kurumların operasyonel kesinti yaşamasının önüne geçiyor. Gelişmiş konteyner orkestrasyonu ve yapay zeka odaklı kaynak yönetimiyle öne çıkan bu milli altyapı, kritik iş yükleri için siber saldırılara karşı "tam egemen" ve aşılmaz bir dijital kalkan işlevi görecek.

HEDEF 50 ÜLKEYE İHRACAT HEDEFİ
Yaklaşık beş yıllık titiz bir hazırlık sürecinin ürünü olan projenin imza töreninde konuşan TÜRKSAT A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yüksek, bu hamlenin dijital bağımsızlık adına kritik bir eşik olduğunu vurguladı. Vizyonlarını sadece yurt içiyle sınırlamadıklarının altını çizen Yüksek, bu yerli yazılım mimarisini Türkiye ile birlikte hareket eden 40-50 ülkeye ihraç etmeyi hedeflediklerini açıkladı.
“TÜRKİYE’NİN VERİSİ TÜRKİYE’DE KALACAK”
TÜRKSAT A.Ş Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ise kurumların siber güvenlik kaygılarını tamamen ortadan kaldıracaklarını belirterek, "Esnek, ölçeklenebilir ve en önemlisi yerli bir mimariyi hayata geçirdik. Türkiye'nin verisinin Türkiye'de kalması adına en kritik adımı tamamladık" ifadelerini kullandı. DT Cloud Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Dinçer de bu iş birliğinin, Türkiye'nin yapay zeka çağındaki stratejik konumlanışı için tarihi bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti.




